Early Neonatal Period Problems in Late Preterm Infants: Single Center Experience
1Sıtkı Koçman Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Neonatoloji Bilim Dalı, Muğla, Türkiye
2Celal Bayar Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Neonatoloji Bilim Dalı, Manisa, Türkiye
3Sıtkı Koçman Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Muğla, Türkiye
4Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Neonatoloji Bilim Dalı, Elazığ, Türkiye
Keywords: Geç Preterm Bebek, Yenidoğan, Morbidite, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi, Late Preterm Infants, Newborn, Morbidity, Neonatal Intensive Care Unit
3.979 görüntülenme 1.636 indirme
Gereç ve Yöntem: 1 Mayıs 2015 ile 1 Nisan 2018 tarihleri arasında yenidoğan yoğun bakım ünitesi (YYBÜ)ne yatırılan geç preterm bebeklerin gebelik haftası, doğum ağırlığı, doğum şekli, hastaneye yatış nedenleri ve süresi tıbbi kayıtlardan geriye dönük olarak araştırıldı.
Bulgular: Çalışma dönemi boyunca YYBÜne yatan toplam 1411 hastadan 257si (%18.2) çalışmaya dahil edildi. Bu bebeklerin 243ü (%94.5) hastanemizde doğan bebeklerdi. Ortalama gebelik haftası 35 ± 0.8 hafta, doğum ağırlığı 2424 ± 448 gr idi. Sıklık sırasına göre hastaneye yatış tanılarının solunum sıkıntısı (n =126, %49), hiperbilirubinemi (n =54, %21), intrauterin büyüme gelişme geriliği (n =52, %20.2) ve beslenme intoleransı (n =30, %11.6) olduğu görüldü. Ortalama hastanede yatış süresi 8.5 ± 5.2 gün olup bu hastaların tekrar hastaneye kabul oranı ise %7 idi. Çalışmaya alınan hastalardan hiçbiri ölmedi.
Sonuç: Geç preterm bebeklerde YYBÜne yatış gerektiren morbideteler sık görülmektedir ve sıklıkla tekrar hastaneye kabul edilmektedirler. Bu nedenle bu bebeklerin yakından izlenmesi gerekmektedir.
Material and Method: Gestational age, birth weight, type of delivery, causes and duration of hospitalization of late preterm infants who admitted to neonatal intensive care unit (NICU) between 1 May 2015 and 1 April 2018 were retrospectively investigated from their medical records.
Results: Of the 1411 patients hospitalized in the NICU during the study period, 257 (18.2%) were included in the study. Of these babies, 243 (94.5%) were born in our hospital. The mean gestational age was 35 ± 0.8 weeks and birth weight was 2424 ± 448 g. According to the frequency order, the diagnoses for hospitalization was respiratory distress (n =126, 49%), hyperbilirubinemia (n =54, 21%), intrauterine growth retardation (n =52, 20.2%) and nutritional intolerance (n =30, 11.6%). The mean length of hospital stay was 8.5 ± 5.2 days and the rate of re-admission to hospital was 7%. None of the patients included in the study died.
Conclusion: Morbidities requiring NICU admission are common in late preterm infants, and they are frequently admitted to the hospital. Therefore, they should be closely followed-up.
Giriş
Klinik araştırmalarda 32. gebelik haftası ve altındaki preterm bebeklere özgü sorunlar detaylı olarak araştırılmasına karşın, geç pretermlerle ilgili problemler yeterince tanımlanmamıştır 5. Hem kadın doğum hem de çocuk hekimleri tarafından bu bebeklerin genellikle gelişimsel ve fonksiyonel olarak term bebekler kadar matür oldukları ve sık görülen perinatal problemlerden korunduğu düşünülmektedir. Fakat geç preterm bebeklerde respiratuvar distres sendromu, apne, beslenme intoleransı, hiperbilirubinemi, hipoglisemi ve hipotermi gibi problemlerin gelişme olasılığı term bebeklere göre daha fazladır 6. Bu nedenlerle, farklı çalışmalarda da belirtildiği üzere geç preterm bebeklerin oluşturduğu ekonomik yük term bebeklere kıyasla daha fazladır 7,8. Morbidite riski yüksek olan ve hastaneye yatış gerektiren geç preterm bebeklerin yakından izlenmesi gerekir. Bu bebeklerdeki risk faktörlerinin belirlenmesi, geniş kapsamlı koruyucu ve tedavi edici stratejilere yardımcı olur 9.
Çalışmamızda hastanemiz yenidoğan yoğun bakım ünitesi (YYBÜ)ne yatırılan geç preterm bebeklerin klinik ve demografik özellikleri ile birlikte erken dönem sorunlarının incelemesi amaçlandı.
Materyal ve Metot
Bu bebeklerin annelerinin yaşı, doğum şekli, gebelik haftası, doğum ağırlığı, cinsiyeti, 5. dakika Apgar skoru, hastaneye yatış tanıları ve yatış süresi tıbbi kayıtlardan geriye dönük olarak araştırıldı. Hastaların akciğer grafisi bulguları da oluşturulan formlara kaydedildi. Ayrıca, geç preterm bebeklerin taburculuk sonrası tekrar hastaneye kabul oranları da araştırıldı.
İstatistiksel analizler SPSS for Windows 17.0 programı kullanılarak yapıldı ve tanımlayıcı istatistiksel analizler seçildi. Üç grubun karşılaştırması için Kruskal Wallis testi kullanıldı. P-değerinin anlamlılığı sonrasında alt grup analizi için Oneway ANOVA yöntemiyle Tamhanes T2 Post Hoc analizi yapıldı.
Tanımlamalar:
Gebelik haftası: Hastaların gebelik yaşlarının saptanmasında, son âdet tarihi ve fetal ultrasonografideki (USG) ölçümlere göre hesaplanan gebelik haftası kullanıldı. Doğum haftasına göre vücut ağırlığı persentili <%10 olan bebekler gebelik yaşına göre küçük (small for gestational age, SGA), >%90 olan bebekler ise gebelik yaşına göre büyük (large for gestational age, LGA) olarak tanımlandı 10.
Erken membran rüptürü: Fetal membranların doğum eylemi başlamadan önce yırtılmasıdır. Membranların rüptürünü takip eden 18-24 saat içinde doğumun gerçekleşmemesi uzamış erken membran rüptürü olarak tanımlanmaktadır 11.
Doğum ağırlığı: Bebeğin YYBÜye yatışı sırasında doğum kayıtlarında belirtilen tartısı temel alınmıştır.
Solunum problemleri: Olgularda doğumdan hemen sonra başlayan solunum sıkıntısı bulgularından takipne, yardımcı solunum kaslarının kullanımına bağlı çekilmeler, inleme, siyanoz, apne ya da oksijen gereksinimi varlığı olarak değerlendirildi. Respiratuvar distres sendromu (RDS), oda havasında siyanoz, takipne (solunum sayısı >60/dk), interkostal çekilmeler, inlemeli solunum yakınmasının yaşamın 48-96 saati boyunca persiste etmesi ya da ilerlemesi ile birlikte akciğer grafisindeki yaygın retikülogranüler görünüm ve hava bronkogramı; yenidoğanın geçici takipnesi (YGT), doğumdan kısa süre sonra başlayıp genellikle 3-5 günde düzelen takipne ve orta derecede solunum sıkıntısına eşlik eden akciğer grafisinde pulmoner vasküler yatakta belirginlik, havalanma artışı, perihiler dolgunluk ve fissürlerde sıvı olması; pnömoni ise tipik radyolojik akciğer bulguları ile birlikte akut faz reaktanlarının yükseldiği solunum sıkıntısı olarak tanımlandı 12. Apne: Oksijen saturasyonunun düşmesi ve bradikardi (kalp tepe atımı <100/dk) ile birlikte olan >20 saniye devam eden solunum durması olarak değerlendirildi 13.
Perinatal asfiksi: Apgar skorunun 5 ve 10. dakikada <5 olması, umblikal kord kanı veya doğumdan sonraki ilk 1 saat içinde alınan arteriyel kan gazında belirgin metabolik asidoz (pH <7.0 veya baz açığının (BE) ≥ 12mmol/L veya her ikisi birlikte) olması, konvülziyon gibi nörolojik bulguların görülmesi ve çoklu organ yetmezliği olması olarak kabul edildi 14.
Sarılık: Yaşa özgü total bilirubin değerlerinin fototerapi veya kan değişimi gerektirecek kadar yüksek olduğu hiperbilirubinemi tablosu olarak tanımlandı. Venöz kandan bakılan total bilirubin değerlerine göre fototerapi kararları, ≥35 hafta yenidoğanlarda Amerikan Pediatri Akademisinin önerilerine göre 15, <35 hafta preterm bebekler için ise Türk Neonatoloji Derneği Rehberinin önerilerine göre uygulandı 16.
Yenidoğan sepsisi: Aşağıdaki klinik bulgulardan en az üç tanesinin varlığı: bradikardi veya taşikardi (kalp tepe atımının >200/dk) (uyku, anemi, hipo/hipertiroidi, ağrı, beslenme sonrası gibi durumlar dışında), hipotansiyon, hipotoni, nöbet, apne, takipne, siyanoz, solunum sıkıntısı, cilt renginin ve perfüzyonunun bozulması, beslenme bozukluğu, irritabilite, letarji. Bu klinik bulgularla birlikte akut faz reaktanlarının yüksek olması ve/veya eşlik eden kan kültürü pozitifliği olarak değerlendirildi 17.
Hipoglisemi: Bebeklerin tümüne yaşamın 1, 6 ve 24. saatlerinde kan şekeri bakılmıştı. Kan şekerinin <47 mg/dL bulunması hipoglisemi olarak kabul edildi 18.
Hipokalsemi: Total serum kalsiyum düzeyinin <7.0 mg/dL ve/veya iyonize kalsiyum değerinin <2.5 mg/dL olması olarak tanımlandı 19.
Polisitemi: Venöz hematokrit düzeyinin >%65 olması polisitemi olarak değerlendirildi 19.
Bulgular
Tablo 1: Geç preterm doğumların epidemiyolojik özellikleri.
YYBÜde izlenen geç preterm bebeklerde en sık hastaneye yatış nedeni solunum sıkıntısı idi. Hastaların 54ünde (%21) fototerapi gerektiren indirekt hiperbilirubinemi gelişmişti. Bu bebeklerin erken neonatal dönem sorunları tablo 2de gösterildi.
Tablo 2: Yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatış gerektiren geç preterm bebeklerde saptanan sorunlar*.
Solunum sıkıntısı gelişen bebeklerin özgün tanıları ve uygulanan tedaviler ise tablo 3de verildi. İki bebeğin yarık damak ve dudak deformitesine bağlı beslenme sorunları nedeniyle YYBÜye yatırıldığı belirlendi.
Tablo 3: Solunum sıkıntısının nedenleri ve uygulanan tedaviler.
Hastanede yatış süresi gebelik haftası en küçük olan bebeklerde en uzundu (p =0.000). Bu fark, 34. gebelik haftası ile 35. gebelik haftası arasında doğan ve 34. gebelik haftası ile 36. gebelik haftası arasında doğan bebeklerden kaynaklanıyordu. Geç preterm bebeklerin hastanede yatış süreleri tablo 4de verildi.
Tablo 4: Geç preterm bebeklerin gebelik haftasına göre dağılımları ve hastanede yatış süreleri.
On sekiz bebeğin (%7) taburculuktan sonraki 15 gün içinde tekrar hastaneye yatırıldığı görüldü. Tekrar hastaneye yatışın nedenlerinin beslenme bozukluğu (n =4, %22), indirekt hiperbilirubinemi (n =2, %11) ve viral enfeksiyonlar (n =2, %11) olduğu belirlendi. Çalışmaya alınan hastalardan hiçbir ölmedi.
Tartışma
Geç preterm bebekler geleneksel olarak term bebekler gibi düşünülse de geç preterm bebekler, term bebeklere göre hem kısa hem de uzun dönemde fazla tıbbi problem yaşamaktadır. Yapılan çalışmalar zamanında doğan bebeklerle karşılaştırıldığında geç preterm bebeklerde solunum problemleri, hipoglisemi, beslenme güçlüğü, indirekt hiperbilirubinemi, hipotermi ve enfeksiyon gibi morbiditeler daha sık görülmektedir 6,9. Çalışmamızda da en sık saptanan sorunların solunum sıkıntısı (%49) ve indirekt hiperbilirubinemi (%21) olduğu görüldü.
Geç preterm bebeklerde solunum problemleri hastaneye yatışın en önemli nedenlerinden biridir. Wang ve ark.nın 6 yaptığı çalışmada term bebeklere kıyasla geç preterm bebeklerde solunum sıkıntısı gelişme riskinin 9 kat daha yüksek olduğu belirtilmiştir. Geç preterm bebeklerde akciğer gelişiminin sakküler-alveoler evrede olması, akciğer surfaktan sisteminin tam olarak gelişmemesi, fetal akciğer sıvısının rezorbsiyonunun defektif olması ve doğum eylemi başlamadan sezaryen yapılması gibi nedenlere bağlı olarak solunum sıkıntısı daha yüksek oranlarda görülmektedir. Scheuchenegger ve ark. 20 solunum sıkıntısı oranını %14,3; Atasay ve ark. 4 ise bu oranı %30 saptamışlardır. Çalışmamızda solunum sıkıntısı nedeniyle hastaneye yatış oranı %49 idi. Bu oranın diğer çalışmalara göre daha yüksek olması hastanemizde geç pretermler arasında sezaryen oranının daha fazla olmasına bağlı olabilir. Geç pretermlerde solunum sıkıntısının en sık nedeni, fetal akciğer sıvısının geri emilimindeki gecikmeye bağlı gelişen YGTdir. Hasta grubumuzda da en sık solunum sıkıntısı nedeni YGT idi. Olguların hepsinin yoğun bakım ihtiyacı olmuş, 7 olguda mekanik ventilasyon, 39 olguda CPAP tedavisi gereksinimi olmuştur. Literatür incelendiğinde; Mally ve ark. 21 geç preterm bebeklerde RDS oranını gebelik haftasına göre %3-9 arasında bulmuşlardır. Haroon ve ark. 22 yaptıkları bir çalışmada ise geç pretermlerde RDS sıklığı %16.5 olarak bildirilmiştir. Çalışmamızda da olgularımızın %12.8inde RDS saptandı. Literatürde geç pretermlerde apne sıklığı %4-7 arasında bildirilmiştir. Çalışmamızda apne oranı %4.6 olup, literatür ile uyumlu bulunmuştur. Termlere göre geç preterm bebeklerin santral sinir sistemleri yapısal olarak daha immatür ve miyelinizasyonu daha geri olduğundan dolayı bu bebeklerde apne gelişme riski daha yüksektir.
Geç preterm bebeklerde term bebeklere göre 2.4 kat daha fazla sarılık görülür 23. Bu bebeklerdeki bilirubin yükünün artması barsak motilitesinin azalması, beslenmenin geç başlanması ve yetersiz oluşu nedeniyle enterohepatik dolaşımın artması, karaciğerin immatüritesine bağlı konjugasyonun azalması sonucudur. Tsai ve ark. 24 1491 geç preterm bebeği inceledikleri çalışmada, fototerapi gerektiren hiperbilirubinemi oranı %14 bulunmuştur. Çalışmamızda fototerapi uygulama oranı %21 olarak saptanmıştır. Fototerapi verilme oranının literatüre göre daha yüksek saptanmasının sebebi çalışmaya alınan bebeklerin YYBÜne yatan hasta bebekler nedeniyle fototerapi verme sınırlarının daha düşük olması olabilir.
Preterm bebeklerde enfeksiyon riski immün sistemin immatür olması ve bu bebeklere invaziv girişimlerin fazla yapılması nedeniyle daha yüksektir. Geç preterm bebeklerin sepsis şüphesi ile değerlendirilmeleri, zamanında doğan bebeklerle kıyasla 4-5 kat fazladır 6. Binarbası ve ark. 25 yaptıkları çalışmada, bu bebeklerde klinik sepsis oranını %8.2 saptamışlardır. Atasay ve ark.nın 4 çalışmasında ise geç preterm bebeklerin enfeksiyon oranı %15 olarak bildirilmiştir. Çalışmamızda klinik sepsis oranı %10 olup dört olgumuzun kan kültüründe üreme saptandı.
Geç preterm bebeklerde beslenme güçlüğü bir diğer önemli sorundur. Binarbası ve ark. 25 geç preterm bebeklerde yaptıkları çalışmada %9.1 oranında beslenme sorunu bildirmiştir. Çalışmamızda beslenme güçlüğü oranı %11.6 bulunmuştur. Geç preterm bebeklerde görülen beslenme güçlüğü gibi sorunlarla birlikte hipoglisemi de sıktır. Term infantlara göre, geç pretermlerde hipoglisemi sıklığının 3 kat daha yüksek olduğu bildirilmiştir 4. Teune ve ark.nın 26 yaptığı bir derlemede geç pretermlerde hipoglisemi sıklığı %7.1 olarak bildirilmiştir. Çalışmamızda literatür ile uyumlu olmak üzere bu bebeklerde %6.9 oranında hipoglisemi görülmüştür. Bu bebeklerin emmesinin güç ve yavaş̧ olması yanı sıra hepatik glukoneogenez, glikojenoliz ve lipoliz eksikliği olması hipogliseminin nedenidir. Gecikmiş ve efektif olmayan oral beslenme de hipoglisemiye katkıda bulunabilir.
Geç preterm bebeklerin zamanında doğmuş̧ bebeklere kıyasla YYBÜde bakım gereksinimlerinin ve hastanede yatış sürelerinin daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Binarbası ve ark. 25 yaptıkları çalışmada geç preterm bebeklerin ortalama yoğun bakımda yatış süresini 6.7 gün, Celik ve ark. 27 da 7.4 gün olarak bildirmişlerdir. Çalışmamızda da benzer şekilde hastaların hastanede yatış süreleri ortalama 8.5 gün olarak saptandı. Bu bebeklerin yeniden hastaneye ve acil servislere başvuru oranı da term bebeklerden daha yüksektir. Escobar ve ark. 28 36. gebelik haftasında doğan bebekleri 38-40. gebelik haftasında doğanlarla karşılaştırdıklarında, bu bebeklerin hastaneden taburcu olduktan sonraki 15-182 gün içinde hastaneye tekrar yatış oranlarını daha yüksek bulmuşlardır. Celik ve ark. 27 geç pretermlerin %4.4 oranında tekrar hastaneye yattıklarını bildirmişlerdir. Çalışmamızda taburculuktan sonraki iki hafta içinde 18 bebeğin (%7) tekrar hastaneye yattığı görüldü. En sık hastaneye tekrar yatış nedenlerinin beslenme bozukluğu, indirekt hiperbilirubinemi ve viral enfeksiyonlar olduğu belirlendi.
Tomashek ve ark. 29 geç pretermlerdeki mortalite oranının term bebeklerden 3 kat daha yüksek olduğunu bildirmişlerdir. Celik ve ark. 27) geç preterrmler arasında mortalite oranını %2.1, Bulut ve ark. 9 ise %0.8 olarak bildirmiştir. Ancak, bizim serimizdeki geç preterm bebeklerden hiçbirinde ölüm olmadı.
Bu çalışma, doğumdan sonraki saatler içinde YYBÜye yatan bebekleri ve anne ile birlikte taburcu edildikten sonra beslenmeme, kilo kaybı, hipoglisemi, sarılık veya diğer solunum problemleri nedeniyle hastaneye başvurup da hastaneye yatan hastaları kapsamaktadır. O nedenle, hastanemizde doğan geç preterm bebeklerin yaklaşık %64ünün yoğun bakım ünitesine yatışı gerekmişti. Gebelik yaşı daha küçük olan geç preterm bebekler doğumda ya da doğumdan kısa bir süre sonra yoğun bakım ünitesine yatırılırken gebelik yaşları biraz daha büyük olan geç preterm bebekler ise taburculuk sonrası evden geri hastaneye getirilen hastalardır. Bu yüksek oran geç preterm bebeklerin doğumdan sonra ya da anne ile birlikte eve gittikten sonra YYBÜye yatışlarını gerektirecek sorunlarının olduğunu ve bu nedenle zamanında doğmuş bir bebekten farklı olarak yakından takip edilmeleri gerektiğini göstermektedir. Ancak, tıbbi kayıtların geriye dönük olarak incelenmesinden dolayı sınırlı perinatal verilere ulaşılabilmesi çalışmamızı kısıtlayan bir faktördür.
Sonuçlarımız geç preterm infantların solunum sıkıntısı, hiperbilirubinemi, beslenme intoleransı, hipoglisemi, sepsis gibi kısa dönemde görülen pek çok komplikasyona eğilimli olduğunu göstermektedir. Bu bebeklerin morbiditeler nedeniyle hastanede yatış süreleri uzun ve taburcu olduktan sonra hastaneye tekrar yatış oranları yüksektir. Bu nedenle daha riskli bir grup olan geç preterm bebeklerin dikkatli ve yakın izlemine önem verilmesi gerekmektedir.
Kaynaklar
1)Raju TN, Higgins RD, Stark AR, Leveno KJ. Optimizing care and outcome for late-preterm (near-term) infants: a summary of the workshop spon-sored by the National Institute of Child Health and Human Development. Pediatrics 2006; 118: 1207-14.
2)Martin JA, Hamilton BE, Sutton PD. Births: final data for 2006. In: National vital statistics reports, hyattsville (MD). National Center for Health Statistics 2009; 57: 1-102.
3)Centers of Disease Control and Prevention. National Center for Health Statistics, VitalStatt. http://www.cdc.gov/nchs/vitalstats.htm.
4)Atasay B, Okulu E, Akın İM, Çandır O, Arsan S, Türmen T. Geç prematüre yenidoğanların erken klinik sonuçları. Türkiye Çocuk Hastalıkları Dergisi 2010; 4: 30-5.
5)Kramer MS, Demissie K, Yang H, Platt RW, Sauvé R, Liston R. The contribution of mild and moderate preterm birth to infant mortality. Fetal and Infant Health Study Group of the Canadian Perinatal Surveillance System. JAMA 2000; 284: 843-9.
6)Wang ML, Dorer DJ, Fleming MP, Catlin EA. Clinical outcomes of near-term infants. Pediatrics 2004; 114: 372-6.
7)Gilbert WM, Nesbitt TS, Danielsen B. The cost of prematurity: quantification by gestational age and birth weight. Obstet Gynecol 2003; 102: 488-92.
8)Russell RB, Green NS, Steiner CA, et al. Cost of hospitalization for preterm and low birth weight infants in the United States. Pediatrics 2007; 120: e1-9.
9)Bulut C, Gürsoy T, Ovalı F. Short-term outcomes and mortality of late preterm infants. Balkan Med J 2016; 33: 198-203.
10)Nirmala S. Small for gestational age. In: Gomella TL, Cunningham MD, Eyal FG, Tuttle D (Editors). Neonatology. Appleton Lange: Stamford, 2012: 23.
11)Engle WA; American Academy of Pediatrics Committee on Fetus and Newborn. Age terminology during the perinatal period. Pediatrics 2004; 114: 1362-4.
12)Whitsett JA, Rice WR, Warner BB, Wert SE, Pryhuber GS. Acute respiratory disorders. In: MacDonald MG, Mullet MD, Seshia MMK (Editors). Averys Neonatology. 6th edition, Philadel-phia, USA: Lippincott Williams and Wilkins, 2005: 569-76.
13)Abu-Shaweesh JM. Respiratory disorders in preterm and term infants. In: Martin RJ, Fanaroff AA, Walsh MC (Editors). Fanaroff & Martins Neonatal-Perinatal Medicine. Diseases of the Fetus and Infant. St. Louis: Elsevier Mosby 2011: 1141-206. 14. ACOG Committee on Obstetric Practice. ACOG Committee Opinion No. 348, November 2006: Umbilical cord blood gas and acid-base analysis. Obstet Gynecol 2006; 108: 1319-22.
14)American Academy of Pediatrics Subcommittee on Hyperbilirubinemia. Management of hyperbili-rubinemia in the newborn infant 35 or more weeks of gestation. Pediatrics 2004; 114: 297-316.
15)Çoban A, Türkmen M, Gürsoy T; Türk Neonatoloji Derneği. Yenidoğan sarılıklarında yaklaşım, izlem ve tedavi rehberi, 2014. (http://www.neonatology.org.tr/wp-content/uploads/2016/12/sarilik.pdf)
16)Haque KN. Definitions of bloodstream infection in the newborn. Pediatr Crit Care Med 2005; 6: S45.
17)Luchtman-Jones L, Wilson DB. Hematologic problems in the fetus and neonate. In: Martin RJ, Fanaroff AA, Walsh MC (Editors). Fanaroff and Martins Neonatal Perinatal Medicine. Diseases of the Fetus and Infant. 9th ed. St. Louis: USA, Elsevier, 2011: 1303-60.
18)Çoban A. Yenidoğanda metabolik sorunlar. İçinde: Neyzi O, Ertuğrul T (Editörler). Pediyatri. İstanbul: Nobel Matbaacılık, 2010: 453-66.
19)Scheuchenegger A, Lechner E, Wiesinger-Eidenberger G, et al. Short-term morbidities in moderate and late preterm infants. Klin Padiatr 2014; 226: 216-20.
20)Mally PV, Hendricks-Muñoz KD, Bailey S. Incidence and etiology of late preterm admissions to the neonatal intensive care unit and its associated respiratory morbidities when compared to term infants. Am J Perinatol 2013; 30: 425-31. 22. Haroon A, Ali SR, Ahmed S, Maheen H. Short-term neonatal outcome in late preterm vs. term infants. J Coll Physicians Surg Pak 2014; 24: 34-8. 23. Sarici SU, Serdar MA, Korkmaz A, et al. Incidence, course, and prediction of hyperbiliru-binemia in near-term and term newborns. Pediatrics 2004; 113: 775-80.
21)Tsai ML, Lien R, Chiang MC, et al. Prevalence and morbidity of late preterm infants: current status in a medical center of Northern Taiwan. Pediatr Neonatol 2012; 53: 171-7.
22)Binarbası P, Akın Y, Narter F, Telatar B, Polatoğlu E, Ağzıkuru T. Geç preterm yenidoğanlarda hastalık ve ölüm oranları. Türk Pediatri Arşivi 2013; 48: 17-22.
23)Teune MJ, Bakhuizen S, Gyamfi Bannerman C, et al. A systematic review of severe morbidity in infants born late preterm. Am J Obstet Gynecol 2011; 205: 374.e1-9.
24)Celik IH, Demirel G, Canpolat FE, Dilmen U. A common problem for neonatal intensive care units: late preterm infants, a prospective study with term controls in a large perinatal center. J Matern Fetal Neonatal Med 2013; 26: 459-62.
25)Escobar GJ, Clark RH, Greene JD. Short-term outcomes of infants born at 35 and 36 weeks gestation: we need to ask more questions. Semin Perinatol 2006; 30: 28-33.
26)Tomashek KM, Shapiro-Mendoza CK, Weiss J, et al. Early discharge among late preterm and term newborns and risk of neonatal morbidity. Semin Perinatol 2006; 30: 61-8.
© 2020 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

