Hypernatremia and Acute Kidney Injury in a Major Depressed Patient: A Case Report
1SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi, Dahiliye Kliniği, Diyarbakır, Türkiye
2SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi, Nefroloji Kliniği, Diyarbakır, Türkiye
3SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği, Diyarbakır, Türkiye
Keywords: Majör Depresyon, Hipernatremi, Akut Böbrek Hasarı, Major Depression, Hypernatremia, Acute Kidney Injury
4.406 görüntülenme 1.231 indirme
Otuz beş yaşında herhangi bir hastalığı olmayan bayan hasta 1 ay önce hipotroidi tanısı konulup levotroksin tedavisi başlanmış. Sonrasında kendi içine kapanma, konuşmama ve kendisinde kanser olduğuna inanma gibi psikolojik bulgular başladıktan sonra başvurduğu Psikiyatri polikliniğinde üre, kreatinin ve Na değerlerinin yüksek olmasından dolayı kliniğimize yönlendirilmiş. Hastanın şuurunun konfüze olması, solunum sayısının >30/dk olması ve hipotansif (85/55 mmHg) olmasından dolayı yoğun bakım ünitesine yatırıldı. ABH ve hipernatremi tedavisi (hipotonik(%5dextroz-0.45 NACl) sıvı) başlanan hastaya çekilen kranial diffüzyon MR ve muayene ile nörolojik patoloji ekarte edildikten sonra Psikiyatri ile konsülte edildi. Konsültasyon neticesinde hastada majör depresyon ve deliryum tablosu olduğu düşünüldü ve haloperidol 3x10 damla başlandı. Hastanın şuurunun açılmaması ve idrar çıkışı <200 cc/gün olması nedeniyle iki defa hemodiyalize alındı. Hastanın sonraki günlerinde bakılan üre, kreatinin, Na değerlerinde gerileme, idrar çıkışında artış oldu ve üre, kreatinin, Na değeri yatışının 12. gününde normale geldi. Hasta önce servise ve biyokimyasal parametreleri tümüyle normale geldikten sonra Psikiyatri kliniğine transfer edildi.
Bu vakayı sunmamızdaki amaç daha önce herhangi organik ve psikolojik bir hastalık anamnezi olmayan majör depresyon ve deliryum sonucu gelişen, genelde yaşlı, gözetimsiz veya çok küçük yaştaki olgularda gelişen ve mortalitesi yüksek olan hipernatremi ve ABH vakasını sunmak ve tedavisinin önemine değinmekti.
A 35-year-old female patient without any illness was diagnosed with hypothyroidism one month ago and levotroxin treatment was started. Then, after psychological findings such as withdrawal, not speaking, and believing that he had cancer, he was referred to our clinic due to the high urea creatinine and Na values in the psychiatry outpatient clinic. The patient was admitted to the intensive care unit due to confused consciousness, respiratory rate >30 / min, and hypotensive (85/55 mmHg). The patient who was started on AKI and hypernatremia treatment (hypotonic (5% dextrose-0.45 NACl) fluid) was consulted with the psychiatry after the neurological pathology was ruled out with cranial diffusion MRI and examination. Because the patient was unconscious and the urine output was <200 cc / day, she was hemodialysis twice. The urea / creatinine / Na values measured in the following days of the patient decreased, urine output increased, and the urea, creatinine and Na values returned to normal on the 12th day of hospitalization. The patient was transferred to the service first and after his biochemical parameters were completely normal, he was transferred to the psychiatry clinic.
The purpose of presenting this case was to present a case of hypernatremia and AKI, which developed as a result of major depression and delirium without a history of organic and psychological diseases, and which developed in elderly, unattended or very young patients with high mortality and to emphasize the importance of its treatment.
Giriş
Hipernatremi, 145 meq / L'nin üzerinde serum sodyum (Na) değerinin belirlenmesi olarak tanımlanır. Hastanede yatan hastaların %0.3-3.5'inde görülebilen mortalitesi ve morbiditesi oldukça yüksek bir elektrolit bozukluğudur 3. Hipernatremi genel olarak yaşlı ve düşkün hastalarda özellikle de mental durum bozukluğu olan yaşlı hastalarda görülmektedir 4-5. Hipernatremi belirtileri çoğunlukla nörolojiktir. Bulantı, kusma, huzursuzluk, kas güçsüzlüğü, fasikülasyonlar, konfüzyon, somnolans, konvülziyon, fokal nörolojik defisitler ve koma görülebilir. Klinik belirtilerin şiddeti hipernat-reminin derecesi ve gelişim hızı ile ilişkilidir 6.
ABH vakalarında sodyum düzeyi değişiklikleri (hipo-natremi ve hipernatremi) sık olup hiponatremiye göre hipernatremi görülme oranı daha nadirdir 7.
Depresyon tipik olarak olağan etkinliklerden ve daha önce kişiye zevk veren durumlardan artık eskisi gibi zevk alamamama ve bunlara karşı ilginin kaybolmasıyla kendini gösteren, çökkünlük, karamsarlık yanında keder ve elem duygularıyla seyreden depresif bir duygu durumu, gerek mental gerekse fiziksel alanda enerji azlığı ile kendini gösteren psikomotor yavaşlama, düşünce içeriği kısıtlılığı ile belirgin bilişsel yavaşlama ve işlevsellikte azalma ile kendini gösterir 8. Deliryum ise ani başlayıp dalgalanmalar gösteren, bilinç durumunda değişiklik, dikkat bozuklukları ve uyku düzensizliği ile karakterize, geçici mental bir sendromdur 9. Daha önce organik veya psikolojik hastalık anamnezi olmayan vakamızda hipotiroidi tanısı konulması levotiroksin başlaması sonucu gelişen içe kapanma, konuşmama ve kanser hastası olduğunu düşünme gibi psikolojik şikayetlerden sonra oral alım bozukluğu (7-10 gün) gelişen ABH ve hipernatremi vakasını sunmak amaçlandı.
Olgu Sunumu
Tablo 1: Hastanın laboratuvar sonuçları.
Hastanın volüm açığı ve Na yüksekliği dikkate alınarak hipotonik (%5dextroz-0.45 NACl) sıvılarla kademeli ve yakın Na düzeyi takibi yapılarak tedavi başlandı. Hastanın yatışının ilk gününde idrar çıkışı 200 cc/gün idi. Bakılan kontrol biyokimyada üre/kreatinin değerlerinde yükselme, idrar çıkışının olmaması ve şuurunda değişme olmaması üzerine hasta yoğun bakım ünitesinde 2 saatlik hemodiyalize (diyalizat Na:150 mmol/L) alındı. Hastanın ajitasyon ve şuur değişikliği için Nöroloji ile konsülte edilerek kranial diffüzyon MR görüntülemeleri çekilip nörolojik muayene ile birlikte değerlendirildi ve nörolojik olarak normal olduğu kanaatine varıldı. Hasta psikiyatri ile konsülte edildi, konsültasyon neticesinde hastanın dikkat eksikliği, içe kapanıklık, aile bireylerine özellikle çocuklarına ilgi duymaması, kanser hastası olduğuna inanması ve yoğun bakımda monitör bağlantılarını koparması, damar yolunu çekmesi ve yataktan kendini atmak istemesi durumundan dolayı hastada majör deperesyon ve deliryum tablosunda olduğu düşünüldü ve haloperidol 3x10 damla başlanılması önerilerek mevcut tablonun düzelmesi sonrası transfer için görüşülmesi kararı alındı. Günlük böbrek fonksiyonlarında gerileme olmayınca yoğun bakım yatışının üçüncü gününde ikinci defa hemodiyalize alındı. Hastanın sonraki günlerinde bakılan üre, kreatinin, Na değerleri geriledi, idrar çıkışında artış oldu. Yatışının 12. gününde üre, kreatinin, Na değeri normale geldi. Hasta önce servise ve biyokimyasal parametreleri tümüyle normale geldikten sonra Psikiyatri kliniğine transfer edildi.
Tartışma
ABH ile hipernatremi birlikteliği ABH ve hiponatremi birlikteliğinden daha nadir görülür ancak daha kötü bir prognoza sahiptir ve kritik hastalarda bağımsız bir mortalite faktörüdür. Woitok ve ark. 7 yaptığı ABH olan acil hastalarda disnatremi çalışmasında hastaneye başvuran hastaların %8'inde ABH saptamış ve 392 hastada (%23.16) hiponatremi, 24 hastada (%1.4) hipernatremi tespit etmiştir. Literatör incelememizde majör depresyon ve ABH+hipernatremi ile ilgili yeteri kadar çalışmanın olmadığını gördük. Vakamızda Na değeri başvuru anında 180 mEq/L idi ve ABH ile birlikteliği mortalite ihtimalini artırıyordu. Bu nedenle hastanın tedavisinin titiz bir şekilde yapılması gerekiyordu. Hastaya verilen tedavi neticesinde hasta normal renal fonksiyon değerleri ve majör depresyon için psikiyatri bölümünün kontrolünde ketiapin 300 mg, klonazepam 2 mg, lityum karbonat 100 mg ve endokrin bölümünün kontrolünde hipotroidi için levotroksin 100 mcg ile taburcu edildi ve poliklinik takipleri devam ediyor.
Bu vakayı sunmamızdaki amaç daha önce herhangi organik ve psikolojik bir hastalık anamnezi olmayan majör depresyon ve deliryum sonucu gelişen, genelde yaşlı, gözetimsiz veya çok küçük yaştaki olgularda gelişen ve mortalitesi yüksek olan hipernatremi ve ABH vakasını sunmak ve tedavisinin önemine dikkat çekmektir.
Kaynaklar
1)Li PK, Burdmann EA, Mehta RL. World Kidney Day Steering Committee 2013. Acute kidney injury: global health alert. Transplantation 2013; 95: 653-7. 2. Usluoğulları CA, Caner S, Balkan F, Kılıç V, Sezer S. Akut böbrek yetmezliği gelişen yoğun bakım hastalarında Rifle kriterlerinin uygulanması ve prognoza etki eden faktörlerin değerlendirilmesi. Dicle Tıp Dergisi 2013; 40: 555-61. 3. Gündüz E, Zengin Y, İçer M ve ark. Hipernatremili erişkin hastaların değerlendirilmesi: Tek merkez deneyimi. Dicle Med J 2015; 42: 310-4 doi:10.5798/dicletip.2015.03.0580.
2)Liamis G, Tsimihodimos V, Doumas M, Spyrou A, Bairaktari E, Elisaf M: Clinical and laboratory characteristics of hypernatraemia in an internal medicine clinic. Nephrol Dial Transplant 2008; 23: 136-43.
3)Palevsky PM, Bhagrath R, Greenberg B. A: Hypernatremia in hospitalized patients. Ann Intern Med 1996; 124: 197-203.
4)Lien YH, Shapiro JI, Chan L. Effects of hypernatremia on organic brain osmoles. J Clin Invest 1990; 85: 1427.
5)Bertram K, Woitok MD, Georg-Christian Funk MD et al. Dysnatremias in emergency patients with acute kidney injury: A crosssectional analysis. The American Journal of Emergency Medicine Available online 7 January 2020 https://doi.org/10.1016/j.ajem.2020.01.009.
6)Işık E, Işık U, Taner Y. Çoçuk, ergen, erişkin ve yaşlılarda depresif ve bipolar bozukluklar. Ziraat Grup Matbaacılık, Ankara (2013). 9. Delirium: diagnosis, prevention and management. NICE clinical guideline. [cited 2015 Feb 13]. http://www. nice.org.uk/guidance/ cg103).
7)Borra SI, Beredo R, Kleinfeld M. Hypernatremia in the aging. J Natl Med Assoc 1995; 87: 220-4.
© 2021 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

