Osteochondroma in The Chest Wall: 11 Cases
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı, Diyarbakır, Türkiye
Keywords: Osteokondrom, Kaburga, Prostetik, Osteochondroma, Rib, Prostetic
16.525 görüntülenme 2.153 indirme
Gereç ve Yöntem: 2010-2014 yılları arasında göğüs duvarı kitlesi olup osteokondrom tanısı alan hastaların cinsiyet, yaş, klinik muayene, radyolojik grafikleri ve cerrahi sonuçlarını retrospektif olarak inceledik. Total eksizyon sonrası oluşan boşluğu primer olarak kapatmak için prostetik materyal kullanıldı.
Bulgular: Sekizi erkek, üçü kadın olan 11 hastanın yaş ortalaması 27.4 idi. Ameliyat sonrası takip süremiz ortalama 3 yıl idi. Olguların yakınma süresi ortalama 3 ay idi. Hastaların çoğunluğunda yavaş ve ağrısız şişkinlik şikâyeti vardı. Dört hastada basmakla hassasiyet mevcuttu. On hastanın lezyonu kaburgalarla sınırlıyken bir hastamızın lezyonu skapulada yerleşmişti. Dört hastanın lezyonu ikiden fazla kaburgayı tutmuştu.
Sonuç: Osteokondromların maligniteye dönüşme potansiyelleri vardır. Bunları kondro sarkomdan ayırmak bazen zor olabilir. Bu yüzden kostakartilajından kaynaklanan tümörler erkenden cerrahi olarak çıkarılmalıdır.
Material and Method: We studied, gender, age, clinical examinations, radiological graphics and operative outcomes, of the patients with chestwall tumors diagnosed as osteochondroma, retrospectively between the years old 2010-2014. Prostetic meterial was used to close the gap occuring after total excision.
Results: They were 8 males and 3 female with a mean age of 27,4 years. The mean follow up was three years after surgery and the mean symptomatic duration was three months. A slowly growing lump without pain was seen in most patients. However, tenderness on pressure was found in 4 patients. The lesion was at theribs in 10 patients and scapula in one patient. The lesion involved more thant woribs in 4 patients.
Conclusion: Osteocondromashavemalignantpotentialand it is difficultto be differentiated from chondrosarcomas, therefore, tumors originating from costalcartilages have to be surgically removed.
Giriş
Materyal ve Metot
Bulgular
Tablo 1: Semptomlar
Resim 1: Preoperatif bilgisayarlı toraks tomografi görüntüsü
Resim 2: Postoperatif bilgisayarlı toraks tomografi görüntüsü
Tablo 2: Hastaların cinsiyeti, yaşı, lezyonun lokalizasyonu
Tartışma
Genellikle OK asemptomatik olarak bilinmesine karşın kemik kırıkları, iskelet deformitesi, eklem problemleri ile birlikte görülebilir. OK da vasküler komplikasyonlar (psödo anevrizmalar, venöz arter trombozları) ve nörolojik problemler (spinalkord basısı) görülebilir1,2. Kaburgalardaki OK lar genelde kostokondral bileşkede görülür ve ciddi göğüs ağrısı, pnomotoraks, torasik outlet sendromu, ampiyem, hemotoraks, diyafragma laserasyonu ve rüptürüne neden olabilirler4. Ayrıca kemoterapi, radyoterapi ve kemik iliği nakli sonrasında da OK görülebileceği bildirilmektedir5. Çalışmamızda mevcut komplikasyonlar görülmedi. Ancak kitlenin büyüklüğü dolayısı ile nefes darlığı, karın ağrısı ve dispeptik şikâyetleri diyafragmaya bası sonucuna bağladık. Bir hastamızda skapulada 4 ay devam eden hareket ile şiddetlenen şiddetli sırt ağrısı mevcuttu.
Her OK kıkırdak bir yapı ile kaplıdır. Uzun kemikte büyüme plağına yakın, dış tarafa doğru büyür. Matriksinde normalde trabeküler kemik mevcuttur4,6. Radyolojik olarak ana kemik ile bağlantılı kitle tespit edilir. Akciğer röntgeni gerçek lokalizasyonu belirlemede yetersizdir. BT ve MR ile yerleşim, komşu dokularla ilişkisi ve morfolojisi daha net belirlenir7. Çalışmamızda akciğer grafisi ile kitlenin görünümü tespit edildi. Ancak kas, batın organları ve diyaframla ilişkisi net olarak tespit edemedik. Bundan dolayı hastalarımıza BT çekildi. Bazı hastalarımızın diyaframa ve büyük damarlarla ilişkisinin ayırımı için toraks manyetik rezonans görüntüleme çekildi.
Neoplastik sebeplerle yapılan göğüs duvarı rezeksiyonu ve rekonstrüksiyonunda, tümöral dokunun tam olarak çıkarılması ve uygun materyal seçimiyle yapılan rekonstrüksiyon, başarılı bir sonuç için temel ilkeleri oluşturmaktadır8.
Toraks duvarı defektlerinde rekonstrüksiyonun amacı toraks duvarının stabilitesi korumak, paradoksal solunumu engellemek ve fizyolojik solunumun sağlanmasına yardımcı olmaktır. Ayrıca intratorasik organları dış etkenlerden korumak ve kozmetik olarak dış görünümün düzeltilmesi sağlamaktır. Özellikle anterior ve anterolateral 3.-7. kaburgaların cerrahi olarak alınmasından sonra 5 cm. nin üzerindeki geniş toraks duvarı defektlerinde paradoks solunum daha kolay gelişmektedir. Toraks duvarı posteriorunda ise skapula altındaki toraks duvarı rezeksiyonlarında oluşan defektlerde, skapula destek görevi gördüğünden paradoks solunum görülmez. Paravertebral bölgedeki defektlerde de, bu bölgedeki kas grupları paradoks solunumu engellediği için prostetik greft gerekmeyebilir9. Çalışmamızda 4 hastanın toraks duvarı defekti 5-10 cm arasında idi. Malignite potansiyelinden dolayı kitle tamamen çıkartıldı. Mersilen mesh + metilmetakrilat infeksiyonlara dirençli ve radyolüsent yapıda olduğundan dolayı tercih ettik10. Mersilen meshin yumuşaklığı, kolay şekil verilebilmesi, ısıya ve gerginliğe dayanıklılığı nedeniyle kullanılabilir. Sandviç greft oluşturulurken mersilen mesh yara iyileşmesi sırasında oldukça az doku reaksiyonu vermektedir11. Bu yüzden rekonstrüksiyon yaptığımız hastalara mersilen mehs+metil metakrilat tercih ettik, postoperatif 4. yılında hiçbir hastamızda komplikasyon gelişmedi.
Yaşlılardaki OK ların malignte potansiyelleri vardır, OK un kondro sarkomdan ayırmak bazen zor olabilir, eğer hastaların pre-medikasyonları normal ise kaburga kartilajından kaynaklanan tümörler erkenden rezeke edilmelidir12.
Sonuç olarak OK lar malignite potansiyeli taşıyabilir, dev boyutlara ulaşabilir ve komşu organlara bası yapabilirler. Bunun için OK ların total olarak çıkartılmaları gerekir. Oluşan toraks duvarı defektinin paradoks solunuma neden olmaması için uygun prostetik materyalin kullanılması gerekir. Kullanılan bu greftlerin yara iyileşmesi kolaylaştırılması, sonradan enfeksiyon gelişmemesi, normal doku ile uyumlu olması ve ağrı yapmaması öncelikli olmalıdır
Kaynaklar
1)Kitsoulis P, Galani V, Stefanaki K, et al. Osteochondromas: review of theclinical, radiologic a land pathological features. In Vivo 2008; 22: 633.
2)Mavrogenis AF, Papagelopoulos PJ, Soucacos PN. Skeletal osteochondromasre visited. Orthopedics 2008; 31: 10.
3)Bertoni F, Bacchini P. Classification of bone tumors. Eur J Radiology 1998; 27: 74-6.
4)Jin W, Hyun SY, Ryoo E, et al. Costalosteochondroma presenting as hemo-thorax and diaphragmatic laceration. Pediatr Radiol 2005; 35: 706-9.
5)Poustchi-Amin M, Leonidas JC, Elkowitz SS. Simultaneous occurence of osteosarcoma and osteochondroma following treatment of neuroblastoma with chemotherapy, radiotherapy, and bone marrow transplantation. Pediatr Radiol 1996; 26: 155-7.
6)Demircan S, Kurul İC, Yorgancılar CD ve ark. Kosta kökenli osteokondrom olgusu. Türk Göğüs Kalp Damar Cer Derg 2008; 16: 131-2.
7)Aithal VK, Bhaskaranand K. Osteochondroma of the first rib presenting as a prominent clavicle. A report of 2 cases. Int Orthop 1999; 23: 66-7.
8)Lardinois D, Muller M, Furrer M, et al. Functional assesment of chest wall in tegrity after methyl methacrylatere construction. Ann Thorac Surg 2000; 69: 919-23.
9)Akay H, Cangir AK, Kutlay, et al. Surgical treatment of peripheral lung cancer adherent to the parietal pleura. Eur J Cardiothorac Surg 2002; 22: 615-20.
10)Puma F, Ragusa M. Chest Wall stabilization with syntheticre absorbable material. Ann Thorac Surg 1992; 53: 408-11.
11)El-Toukhy E, Salaem M, El-Shewy T, et al. Mersilene mesh sling as an alternative to autogenous fascia lata in the management of ptosis. Eye 2001; 15: 178-82.
12)Kikuchi R, Mino N, Matsukura T, Hirai T. Resected osteochondroma of therib in an elderly patient. Gen Thorac Cardiovasc Surg 2010; 58: 588–91.
© 2015 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

