Laparoskopik Appendiks Müsinöz Kistadenom Rezeksiyonu: Olgu Sunumu
1GATA, Acil Tıp AD, ANKARA
2GATA, Genel Cerrahi, ANKARA
Anahtar Kelimeler: Laparoskopi, Appendiks kistadenom, Laparoscopy, Appendix cystadenom
9.901 görüntülenme 2.783 indirme
Giriş
Olgu Sunumu
Şekil 1: Mukoselin ultrasonografik görünümü
Yapılan batın tomografisinde sağ alt kadranda çekum komşuluğundan başlayıp inferiora doğru uzanım gösteren 9x4x3cm. boyutlarında kontrast tutulumu izlenmeyen kitle lezyonu raporlanmıştır (Şekil 2). Başka bir patolojiye rastlanmamıştır. Bu bulgularla öncelikli olarak mukosel veya mezenter kisti ön tanıları konulan hastanın laparoskopik olarak explore edilmesine karar verilmiştir.
Şekil 2: Mukoselin tomografik görünümü
Genel anestezi altında operasyona alınan hastada laparoskopik incelemede çekum lateralinde düzgün sınırlı appendiksten köken alan 9x4x4cm boyutlarında mukosel tespit edildi (Şekil 3). Operasyona laparoskopik olarak devam etmeye karar verildi. Kitle yumuşak hareketlerle perfore etmeden çevre yapışıklıklar ve appendiks mezosundan harmonic scalpel de kullanılarak künt ve keskin diseksiyonlarla serbestleştirildi. Appendiksin radiksi ortaya kondu ve endostapler ile appendektomi gerçekleştirildi. Mukosel kitlesi batına hiçbir bulaş olmadan endobag ile dışarı alındı (Şekil 4). Yapılan patolojik değerlendirmede lezyonun müsinöz kistadenoma olduğu raporlandı. Hasta postoperatif ikinci gününde cerrahi şifa ile taburcu edildi. Halen 26 aylık takibi tamamlanmış olan hastanın hiçbir subjektif yakınması olmayıp, tüm laboratuar ve görüntüleme tetkikleri normal sınırlardadır.
Şekil 3: Mukoselin laparoskopik görüntüsü
Şekil 4: Mukosel makroskopik görünüm
Tartışma
Kistadenomlarda %20 civarı perforasyon görülür. Bu durumda müsin periappendiküler alana ve peritoneal kaviteye yayılabilir. Ancak mukus incelemesinde neoplastik hücre görülmez. Appendektomi bu tip için yeterli tedavidir. Vakamız hacimsel olarak oldukca genişlemiş olmasına rağmen spontan olarak perfore olmamış ve operasyondaki manüplasyonlarda dikkatli yapıldığı için batın dışına salimen alınabilmiştir.
Müsinöz kistadenokarsinomlarda ise perforasyon daha az olarak %6 oranında görülür. Makroskopik olarak kistadenom ve kistadenokarsinom ayırt edilemez. Ama neoplastik hücreler appendiks duvarını penetre edip appendiks çevresinde peritoneal implantlar yaparsa fark edilebilir. Biz ameliyatta bu tip implantlar görmediğimiz için kistadenokarsinom düşünmeyerek laparoskopik olarak ameliyata devam ettik. Kistadenokarsinomlar ileri dönemlerde peritoneal kaviteyi doldurup distansiyona neden olabilen semisolid yoğun musin üretimiyle kendini gösterebilir. Musin içinde neoplastik adenokarsinomatöz hücreler görülür. Bu tabloya pseudomyxoma peritonei denir ve en kötü komplikasyonudur. Bu tablo spontan veya iatrojenik perforasyon ile de oluşabilir. Benign vakalarda periappendiküler bölgede sınırlıyken malign vakalarda metastatik bir antite gözüyle bakılır ve tüm peritonu etkiler. Bazen retro periton ve plevra tutulabilir. Mukoselli hastalar genellikle nonspesifik sağ alt kadran ağrısı ve dolgunluk hissi ile müracaat etmekte ancak hastaların %25 inde de hiçbir semptom yokken tesadüfen mukosel saptanmaktadır 6. %50 vakada sağ alt kadranda palpe edilebilen kitle bulunur. Tümör markerlerindeki yükselme neoplastik orijini düşündürür. İntestinal obstrüksiyon, kanama ve intussuseption sebebi olabilir. Literatürde operasyondan önce tanısı konmuş az sayıda vaka bildirilmiştir 1. Genellikle eksplorasyon yapıldıktan sonra tanı konmaktadır. Vakalarda rüptür ve peritoneal yayılım ihtimali nedeniyle genellikle ince iğne aspiresyon biopsisi önerilmemektedir. Ultrasonografik olarak enkapsüle iyi sınırlı çekuma bitişik içinde ekojeniteler olan bir lezyon şeklinde görülür. Batın tomografisi lezyonun tanısı ve batındaki yaygınlığı hakkında önemli bilgiler verir. Tipik tomografik görüntüsü yuvarlak düşük dansiteli ince cidarlı enkapsüle bir kitledir ve çekumla ilişkidedir. Vakamızda ultrasonografik olarak ve tomografik olarak saptanan kistik lezyon şeklen mukoseli düşündürmüştür. Tanısı preoperatif dönemde mukosel veya mezenter kisti olarak düşünülmüş ve tanı ancak ameliyattan sonra kesinleşmiştir. Mukosel ameliyatlarından sonra görülen en önemli komplikasyonlardan biri pseudomiksoma peritonei olduğu için operasyon sırasında kist rüptürü ve kist sıvısının sızmamasına özen göstermek ve operasyonda özellikle rüptüre sebep olacak manüplasyonlardan kaçınmak gerekir. Bu nedenle operasyonların laparaskopik yapılmasına karşı çıkan otörler çok sayıdadır 4,6. Bu otörler operasyon laparoskopik başladıysa bile mukosel tespit edilince laparatomiye geçmeyi önermektedir. Ancak tersini savunan ve laparoskopik mukosel eksizyonunun başarıyla yapılabileceğini vurgulayan otörler de vardır 7. Ekip tecrübeli ise dikkatli manüplasyonlarla mukoselin laparoskopik olarak tehlikesizce çıkarılabileceği vurgulanmaktadır. Biz de mukosellerin özenli ve yumuşak bir diseksiyonla ve batın dışına torba ile alınmak suretiyle rüptüre olmadan ve kist mayii batına sızmadan güvenli bir şekilde opere edilebileceğine inanıyoruz. Olgumuzda da mukosel dikkatli bir diseksiyonla rüptüre olmadan eksize edilmiş ve laparoskopik torba ile herhangi bir bulaş olmadan batın dışına alınmıştır. Laparoskopi ameliyattan sonra konforlu bir postoperatif dönem ve erken işe dönüş sağlar. Vakamız da postoperatif 2. gün taburcu edilmiş ve erken dönemde normal günlük aktivitesine başlamıştır. Ayrıca laparoskopik eksplorasyonda şüpheli bir rüptür görüntüsü veya müsinözkistade-nokarsinom düşündüren tümör implantı gibi bir bulgu varsa laparatomiye her an geçilebilir. Vakamızda operasyonun üzerinden 26 ay geçmiştir ve yapılan kontrol USG ve tomografilerde herhangi bir geç komplikasyon gözlenmemiştir. Halen vakanın takibi sürmektedir.
Sonuç olarak; apandiks mukosel olgularında tecrübeli ekiplerin dikkatli maniplasyonlarla laparaskopik olarak gerçekleştirecekleri appendektomilerin hastaların yaşam konforuna önemli katkılar ve erken işe dönüş avantajı sağlayacağı buna karşın komplikasyon oranlarını artırmayacağı düşüncesindeyiz.
Kaynaklar
1)Kılıç K, Araç M, Özer Ş, Özakpınar E. Appendiksin müsinöz kistadenomu. Tanısal ve Girişimsel Radyoloji 2001; 7:128-130.
2)Zissin R, Gayer G, Kots E, Apter S, Peri M, Shapiro-Feinberg M. Imaging of mucocoele of the appendix with emphasis on the CT findings: a report of 10 cases. Clin Radiol 1999; 54:826-832.
3)Hernandez CA, Ruiz ME, Urdaneta MT.Pseudomyxoma peritonei associated withappendiceal mucinouscystadenoma. Report of a case and review of the literature. GEN 1994; 48:157-162.
4)Moreno SG, Shmookler BM, Sugarbaker PH. Appendiceal mucocele. Contraindication to laparoscopic appendec-tomy. Surg Endosc 1998; 12:1177-1179
5)Rampone B, Roviello F, Marrelli D, Pinto E. Giant appendiceal mucocele: Report of a case and brief review. World J Gasdtroenterology 2005; 11:4761-4763.
6)Zagrodnik DF, Rose DM. Mucinous cystadenoma of the appendiks: diagnosis, surgical management, and follow-up. Current Surgery 2003; 60:341-343.
7)Chiu CC, Wei PL, Huang MT, Wang W, Chen TC, Lee WJ. Laparoscopic Resection of Appendiceal Mucinous Cystadenoma. J Laparoendoscopic Advanced Surgical Techniques 2005; 15:325-328
© 2009 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

