Çocuk Kardiyoloji Polikliniğine Senkop Şikayetiyle Başvuran Hastaların Etiyolojik ve Elektrokardiyografik Analizi
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı, Elazığ, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Çocuk, Elektrokardiyografi, Etiyoloji, Senkop, Children, Electrocardiography, Etiology, Syncope
1.832 görüntülenme 1.170 indirme
Gereç ve Yöntem: Ağustos 2020 ile Temmuz 2021 tarihleri arasında senkop şikayetiyle başvuran hastaların retrospektif olarak epidemiyolojik, etiyolojik ve laboratuar verileri analiz edildi. Hastaların elektrokardiyografik verileri sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırıldı.
Bulgular: Çalışmaya 50 hasta ve 41 sağlıklı kontrol grubu dahil edildi. Hastaların 22 (%44,00)sinin ilk senkopla başvurduğu, 35 (%70,00)inde senkop süresinin 2 dakikadan az ve senkop sayısının median 2 (1-20) olduğu gözlendi. Senkobu en sık uzun süre ayakta kalma tetikliyordu. En sık eşlik eden bulgu solukluk olarak saptandı. Etiyolojik olarak en sık vazovagal senkop (%64,15), ortostatik hipotansiyon (%15,09) ve psikojenik sebepler (%15,09) bulundu. Hastaların birine uzun QT sendromu, ikisine epilepsi tanısı kondu. Hasta ve kontrol grubu arasında elektrokardiyografik bulgulardan PR, PRd, QT, QTd, QTc, QTcd, TPe, TPe/QTc, Paks, Taks, QRSaks, QRST açısı ölçümleri açısından anlamlı fark saptanmadı.
Sonuç: Senkoplu hastalarda iyi alınmış bir anamnez, fizik muayene ve elektrokardiyografik incelemeyle tanı büyük oranda konabilmektedir. Diğer tetkiklerin tanıya katkısı düşüktür. Elektrokardiyografide başta repolarizasyon anomalileri olmak üzere malign aritmilerin öngördürücüsü olan parametreler sağlıklı hastalardan farklılık göstermemektedir.
Material and Method: Epidemiological, etiological and laboratory data of patients who applied with the complaint of syncope between August 2020 and July 2021 were analyzed retrospectively. Electrocardiographic data of the patients were compared with the healthy control group.
Results: Fifty patients and 41 healthy control group were included in the study. It was observed that 22 (44.00%) of the patients presented with the first syncope, in 35 (70.00%) the syncope duration was less than 2 minutes and the median number of syncope was 2 (1-20). Prolonged standing was the most common trigger for syncope. The most common accompanying finding was pallor. Etiologically, vasovagal syncope (64.15%), orthostatic hypotension (15.09%) and psychogenic causes (15.09%) were found most commonly. Long QT syndrome was diagnosed in one patient and epilepsy was diagnosed in two patients. There was no significant difference between the patient and control groups in terms of PR, PRd, QT, QTd, QTc, QTcd, TPe, TPe/QTc, Pax, Taks, QRSax, QRS-T angle measurements.
Conclusion: In patients with syncope, the diagnosis can be made to a great extent with a well-received anamnesis, physical examination and electrocardiographic examination. The contribution of other examinations to the diagnosis is low. Parameters that are predictive of malignant arrhythmias, especially repolarization anomalies, on electrocardiographic do not differ from healthy patients.
Giriş
Vazovagal senkop (VVS) ani postür değişikliği, uzun süre ayakta kalma, açlık, korku, kızgınlık, ağrı gibi tetikleyici faktörlerin varlığında gelişen uygunsuz vazodilatasyonun yol açtığı hipotansiyon ve serebral kan akımındaki azalma sonucu gelişir 6,7. Çocuklarda objektif tanı koydurucu bulgunun yokluğu bu hastaların takibini yapan hekimler için yaklaşım, takip ve tedavide sorunlara yol açmaktadır. İyi alınmış bir anamnez, ayrıntılı fizik muayene ve elektrokardiyografi (EKG) incelemesi hastaların %74-80inde başka tetkike gerek kalmadan tanıyı koydurabilmektedir 8,9.
Erişkinlerde nörojenik ve kardiyojenik senkop sıklığı birbirine yakın olmasına rağmen çocuklarda kardiyojenik senkop yetişkinlere göre çok daha az oranda görülmektedir 7,10. Ancak daha nadir görülmesine rağmen kardiyak senkobun mortalite ve morbiditesi yüksek olmakta hatta ani ölüm görülebilmektedir 8 . Çocuklarda kardiyak neden %3-5 oranında bildirilmektedir. Bu nedenler arasında atrioventriküler bloklar, uzun QT sendromu gibi kanalopatiler, ciddi ventriküler aritmilere yol açan hipertrofik kardiyomiyopati, aritmojenik sağ ventrikül displazisi gibi hastalıklar, kardiyak outputta azalma ve aritmilere yol açan kardiyomiyopatiler sayılmaktadır 6. Senkobu egzersizle ilişkili olan, ailede veya hastada kalp hastalığı öyküsü bulunan, prodromal semptomların olmadığı, uzun QT mesafesine sahip veya aritmilere yol açacak ilaç kullanım öyküsü bulunan hastalarda ayrıntılı kardiyak inceleme yapılmalıdır 6,7.
On iki derivasyonlu EKG kayıtlarından hesaplanan ve ventrikül repolarizasyonunu gösteren QT, düzeltilmiş QT ve bunların derivasyonlar arası değişkenliği ritim bozuklukları için bir belirteç olarak kullanılmaktadır 10. Yine T dalgasının tepe noktası ve bitimi arasındaki süreyi yansıtan TP-e ile TP-e/QT, TP-e/QTc ve QRS aksı ile T aksı arasındaki açıyı ölçen QRS-T açısı ventriküler aritmilerle ilişkili EKG parametreleri olarak bildirilmiştir 10.
Bu çalışmamızda polikliniğimize senkop tanısıyla başvuran hastaların demografik, etiyolojik ve laboratuar özelliklerinin analizini yapmayı ve hasta grubun EKG verilerini sağlıklı kontrol grubun verileriyle karşılaştırmayı amaçladık.
Materyal ve Metot
Çalışmaya alınan hastaların dosyalarının retrospektif incelemesiyle hasta yaşı, ağırlığı, annenin yaşı ve eğitim durumu, kalp hızı, sistolik ve diyastolik kan basıncı, ailede kalp hastalığı varlığı, senkobun süresi ve sıklığı, senkobun pozisyonla, emosyonel ve durumsal faktörlerle ilişkisi, EKG ölçümleri, yapılan holter monitörizasyon ve eğik masa testi verileri, biyokimyasal parametreler, ekokardiyografi ve diğer görüntüleme (BT, MRI v.b.) sonuçları kaydedildi.
Tüm hastaların yatarken, oturarak ve 10 dakika ayakta bekledikten sonra ölçülen arteriyel tansiyon ve nabız değerleri kaydedildi. Senkop veya presenkopla birlikte hastalarda bradikardi oluşması kardiyoinhibitör yanıt, hipotansiyon oluşması vazodepresör yanıt ve hem hipotansiyon hem bradikardi oluşması mixt tip yanıt olarak değerlendirildi. Bradikardi olarak kalp atım hızının bazale göre %20lik bir azalma göstermesi, hipotansiyon olarak ise bazale göre sistolik kan basıncında %20lik bir azalma veya 30mmHglık düşüş esas alındı. Gerekli görülen hastalardan çocuk nöroloji, çocuk psikiyatrisi konsultasyonları istendi.
EKG incelemeleri
EKG ölçümleri supin pozisyonda 10mm/mV amplitüd ve 25mm/s hızda çekilmiş 12 derivasyonlu kayıtlar üzerinden yapıldı. Tüm ölçümler aynı kişi tarafından, büyüteç kullanılarak ve elle yapıldı. PR mesafesi P dalgasının başlangıcıyla QRS dalgasının başlangıcı arasındaki süre olarak ölçüldü. En az 9 derivasyonda ölçüm yapılarak en uzun PR mesafesi ve en kısa PR mesafesi arasındaki süre olan PR dispersiyonu (PRd) hesaplandı. QT intervali QRS kompleksinin başlangıcından T dalgasının sonuna (geç repolarizasyon fazına karşılık gelen T dalgasının inen koluna paralel çizilen teğetin T-P izoelektrik hattını kestiği nokta) kadar olan mesafe olarak ölçüldü. T dalgası izoelektrik hat üzerinde olan ve dalganın sonlanım noktası saptanamayan olgular çalışma dışı bırakıldı. Ölçülen QT mesafesi bazzet formülü kullanılarak (QTc = QT / √RR ) kalp hızına göre düzeltilip düzeltilmiş QT değeri (QTc) elde edildi. En az 9 derivasyonda ölçüm yapılarak en uzun QT değerinden en kısa QT değeri çıkarılarak QT dispersiyonu (QTd), en uzun QTc değerinden en kısa QTc değeri çıkarılarak QTc dispersiyonu (QTcd) hesaplandı. Prekordiyal derivasyonlardan T dalgasının tepe noktasıyla dalganın inen kolunun TP izoelektrik hattını kestiği nokta arasındaki süre TPe süresi olarak kaydedildi. 12 derivasyonlu EKG kayıtlarından DI ve aVF derivasyonları kullanılarak P, T ve QRS aksları hesaplandı.
İstatistiksel Çözümleme
Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS sürüm 23.0 (Windows için bilgisayar paket programı) kullanıldı. Normallik değerlendirmesi Skewness ve kurtozis değerlerinin -1,5 ile +1,5 arasında olması ve histogramların incelenmesiyle yapıldı. Sürekli değişkenlerin tanımlayıcı istatistikleri, parametrik olanlar için ortalama ± standart sapma, parametrik olmayanlar için ise ortanca (minimum-maksimum) şeklinde sunulmuştur. İkili gruplarda kategorik değişkenlerin değerlendirilmesinde Ki-kare testi, normal dağılım gösteren ölçümler için bağımsız örneklemler t-testi kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen sürekli değişkenlerde Mann Whitney-U testi yapıldı. Çoklu grupların değerlendirilmesinde tek yönlü ANOVA testi, posthoc test olarak da Tukey testi kullanıldı. p <0,05 değeri anlamlı kabul edildi.
Bulgular
Tablo 1: Hastaların demografik ve laboratuar özellikleri.
Senkopla başvuran hastaların ebeveynlerinin 13 (%26,00)ü hiç okula gitmemişti. Hastaların 6 (%12,00)sı ve ailelerin 14 (%28,00)ü senkop sebebinin kalp hastalığı olmadığını düşünürken geriye kalan hastalar ve ailelerin etiyolojiyle ilgili fikri yok veya kalp hastalığı endişeleri vardı. Hastaların 38 (%76,00)i başka bir hekim tarafından görülmüş ve sevk edilmişken diğerleri doğrudan çocuk kardiyoloji hekimine başvurmuşlardı.
Etiyolojik olarak polikliniğe müracat eden tüm hastalar baz alındığında en sık 34 (%64,15) hasta ile VVSli hastalar yer alırken bunu sırasıyla 8 (%15,09)er hastayla ortostatik hipotansiyon ve psikojenik nöbetli hastalar, 2 (%3,77) hastayla epilepsi ve 1 (%1,88) hasta ile uzun QT sendromlu hastalar oluşturuyordu. Cinsiyete göre etiyolojik dağılım Şekil 1 de verilmiştir.
Hastaların 22 (%44,00)si ilk senkopla başvururken, 35 (%70,00)inde başvuru sebebi senkobun süresi 2 dakikadan az ve senkop sayısı median 2 (1-20) olarak gözlendi. Senkop özelliklerinin cinsiyete göre dağılımı tablo 2de verilmiştir.
Tablo 2: Senkop özelliklerinin cinsiyete göre dağılımı.
Hastaların birinde efor sonrası senkop gelişirken, 10 (%20,00) hastada herhangi bir tetikleyici faktör yoktu. Altı hastada birden fazla neden olmak üzere 40 (%80,00) hastada provake eden sebep tespit edildi. Bu sebeplerden en sık 28 (%56,00) hastayla uzun süre ayakta kalma mevcuttu. Bayılmaya en sık 31 (%62,00) hastada atak sırasında veya sonrasında solukluk eşlik ederken, 8 (%16,00) hastada baş dönmesi ve 5 (%10,00) hastada birden fazla semptom eşlik etmekteydi. Senkobu provake eden faktörler ve eşlik eden bulgular tablo 3te verilmiştir.
Tablo 3: Senkobu provake eden faktörler ve eşlik eden bulgular.
Hastaların 19 (%38,00)una 24 saatlik holter monitörizasyonu yapıldı. Holter monitörizasyonunda bir hastada sık supravenriküler ekstrasitol (SVE), bir hastada nadir SVE, 2 hastada ise eforla artmayan nadir unifokal ventriküler ekstrasistol saptandı. Hastaların 47 (%94,00)sine ekokardiyografik inceleme yapıldı. Bu hastaların 3 (%6,00)ünde hafif mitral yetmezlik, 2 (%4,00)sinde hafif aort yetmezliği, 2 (%4,00)sinde mitral valv prolapsusu izlendi. Troponin düzeyi bakılan 9 (%18,00) hastanın tamamında troponin düzeyleri normal olarak saptandı. Altı hastaya (%12,00) eğik masa testi yapıldı. İki hastada vazodepresör tip, 1 hastada kardiyoinhibitör tip, 1 hastada mix tip presenkop izlendi. İki hastanın eğik masa testi normal olarak sonuçlandı. Polikliniğe başvuran tüm hastalar baz alındığında hastaların 29 (%54,71)undan çocuk nöroloji görüşü istendi. Bu hastaların 2 (%3,77)sine epilepsi tanısı kondu, diğer hastalarda patolojik bulguya rastlanmadı. Çocuk psikiyatri değerlendirmesi sonrası 8 (%15,09) hastaya psikojenik nöbet tanısı kondu. Psikojenik nöbet tanısı konan hastaların diğer etiyolojilere sahip hastalara göre yaş ortalamaları daha yüksek, daha uzun zamandır şikayetleri var, senkop sıklığı daha fazla ve senkop süresi daha uzun saptanmasına rağmen iki grup arasında istatistiksel fark saptanmadı (sırasıyla p değerleri 0,128, 0,130, 0,439, 0,683).
Hastaların EKG incelemelerinde 1 hastada uzun QT sendromu saptanırken bu hasta ve 2 epilepsi tanısı konan hasta ayrıldıktan sonra geriye kalan 50 hasta grubun EKG verileri 41 sağlıklı grup hastasıyla karşılaştırıldı. Elektrokardiyografi verilerinin karşılaştırılmasında iki grup arasında PR, PRd, QT, QTd, QTc, QTcd, TPe, TPe/QTc, Paks, Taks, QRSaks, QRS-T açısı açısından anlamlı fark saptanmadı. Hasta ve kontrol grubu arasında EKG verilerinin karşılaştırılması tablo 4te verilmiştir.
Tablo 4: Hasta ve kontrol grubu EKG verilerinin karşılaştırılması.
Yapılan tek yönlü ANOVA testinde PR, PRd, QT, QTd, QTc, QTcd, TPe, TPe/QTc, P aks, T aks, QRS aks, QRS-T açısı gibi EKG parametrelerinin senkop süresi, senkop sayısı ve ilk senkop zamanına göre gruplar arası ve kontrol grubuyla anlamlı fark göstermediği saptandı.
Tartışma
Senkop her yaşta olmakla beraber en sık ergenlik döneminde görülmektedir. Kanadada acil servise senkop yakınmasıyla başvuran olgularda ortalama yaş 14,1 yıl olarak bulunurken 12, Levine 13 çalışmasında bu yaşı 13,5 ve McHarg ve arkadaşları 14 ise 11,5 olarak bulmuşlardır. Çalışmamızda hasta grubun ortalama yaşı literatürle uyumlu olarak 13,33 yıl olarak bulunmuştur. Bazı çalışmalarda senkobun kız çocuklarında daha fazla görüldüğü bildirilmiş olmasına rağmen, diğer birçok çalışmada cinsiyet farkı gözlenmemiştir. Yapılan çalışmalarda senkoplu hastaların %45-67sini kızların, %33-55ini erkeklerin oluşturduğu saptanmıştır 15. Hasta grubumuzdaki erkek ve kız oranları literatürde bildirilen oranlar arasındadır.
Kara ve arkadaşları 16 yaptıkları bir çalışmada senkop geçiren hastalar ve ailelerinde anksiyete ve depresyon gibi psikopatolojilerin sık görüldüğünü bildirmiş ve bu hasta ve ailelerin psikolojik açıdan değerlendirilmelerini önermiştir. Çalışma grubumuzu oluşturan hastaların sadece %12,00si, ailelerin ise %28,00i senkop sebebinin kalp hastalığı olmadığını düşünürken geriye kalan önemli çoğunluğun senkobun kalp hastalığına bağlı olmasıyla ilgili endişeleri vardı. Senkobun doğru yönetimi yapılmadığında özellikle tekrarlayan senkoplarla birlikte hasta ve ailelerin anksiyete ve depresyon düzeyi artmakta, tekrarlayan başvuru ve gereksiz tetkikler yapılmaktadır. Psikopatolojiler senkobun sebebi olabileceği gibi özellikle tekrarlayan senkopların yarattığı kaygılar sonucu da gelişebilmektedir. Hastalarımızdan gerekli görülenler çocuk psikiyatri uzmanınca değerlendirilmiştir.
Senkoplar etiyolojilerine göre nöral aracılı, kardiyak ve nonkardiyak senkoplar olarak sınıflandırılırlar 17. Nöral aracılı senkoplardan nörokardiyojenik senkop olarak da bilinen VVS çocuklarda en sık senkop nedenidir ve senkopların %61-80ini oluşturur 10,17. Bu genellikle benign, kendini sınırlayan kısa süreli sistemik hipotansiyon ile karakterizedir. Hastalarımızın literatürle uyumlu olarak %64,15i vazovagal senkop tanısı almıştı. 17. Vazovagal senkoplu hastaların tanısında en önemli nokta iyi alınmış bir öyküdür. Genellikle başka bir tetkike gerek kalmadan tanı konabilir. Vazovagal senkop tanısında eğik masa testinin tanısal değeri %41,4 ile %75 arasında bildirilmiştir 7,8,18. Ancak testin nasıl yapılacağıyla ilgili tam bir prosedürün olmaması ve hastanın test esnasında senkop geçirme riski nedeniyle birçok merkez tarafından nadiren kullanılmaktadır. Hastalarımızın %12,00sine eğik masa testi yapılmıştı ve bu hastalardan 4ünde değişik tip yanıtlarla beraber presenkop hali gelişmişti.
Vazovagal senkopları uzun süre ayakta kalma, emosyonel stres, ağrı, istenmeyen uyarı gibi etkenlerin tetiklediği bildirilmiştir 17. Solukluk, baş dönmesi, göz kararması, çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes kesilmesi, bulantı, terleme gibi prodromal bulgular çoğunlukla senkoba eşlik etmektedir 4,17. Hasta grubumuzda en sık tetikleyici faktör olarak uzun süre ayakta durma, en sık prodromal semptom olarak ise atak öncesi ve sonrasında solukluk görüldü.
Çocuklarda kardiyojenik senkop sıklığı %3-5 olarak bildirilmiştir 8,9. Nadir görülmesine rağmen morbidite ve mortalitesi fazla olan patolojiler sonucunda gelişebildiği için kardiyojenik senkobun ayırıcı tanısı önemlidir. Ailede veya hastada kalp hastalığı öyküsü bulunan, senkobun egzersizle ilişkili olduğu, prodromal semptomların olmadığı, uzun QT mesafesi veya aritmilere yol açacak ilaç kullanım öyküsü bulunan hastalar kardiyak açıdan ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir 6,7. Kardiyak nedenlere bağlı senkop tanısında öykü ve fizik muayenenin duyarlılığı %95 oranında bulunmuştur 7,19. Elektrokardiyografik incelemenin tanısal değeri düşük bulunmasına rağmen uzun QT sendromu ve hayatı tehdit eden aritmilerin saptanmasında değerli olduğu için rutinde önerilmektedir 6-8. Hastalarımızın birinde (%1,88) EKG incelemesiyle uzun QT sendromu tanısı konulmuş ve beta bloker tedavisiyle takibe alınmıştır.
Ekokardiyografinin tanısal değeri değişik çalışmalarda %0,5 ile %10 arasında bildirilmiştir 8,20. Hastalarımızın %94,00üne ekokardiyografik inceleme yapılmış ancak senkop nedeni olabilecek patolojiye rastlanmamıştır. Yirmi dört saatlik holter monitörizasyonunun tanısal değerinin %0.4 ile %19 arasında olduğu bildirilmiştir 7,8,21. Hastalarımızın %38,00ine 24 saatlik holter monitörizasyon yapıldı ancak senkoba neden olacak patolojiye rastlanmadı. Gerekli görülen 9 hastada bakılan troponin I düzeyleri hastaların tamamında normal olarak saptandı. Senkop değerlendirmesinin amacı, tedavi edilebilir nedenleri teşhis etmek ve ani ölüm açısından yüksek risk altındaki hastaları belirlemek olmalıdır. Yaygın olarak kullanılan testlerin tanısal değeri düşüktür. Anamnez, fizik muayene ve EKG sonuçlarına göre seçilmiş hastalarda yapılacak ileri incelemeler doğru tanının yanında tetkik ve tedavi maliyetini de düşürecektir 22.
Senkoplu çocuklarda epilepsi gibi hastalıklar da akılda tutulmalıdır. Anamnez ve fizik muayenede epilepsiden şüphelenilmesi halinde hastanın çocuk nöroloji uzmanınca değerlendirilmesi istenmelidir. Özellikle uzun süreli, posiktal konfüzyonun olduğu, uykuda oluşan, ritmik kasılma hareketlerinin eşlik ettiği senkoplarda epilepsi akla gelmelidir. Hastalarımızın 29 (%54,71)undan çocuk nöroloji görüşü istenmişti ve yapılan incelemeler sonucu bu hastalardan 2 (%3,77)si epilepsi tanısı alarak tedaviye başlanmıştı.
Senkop geçiren özellikle adolesanlarda sık rastlanan diğer bir etiyolojik tanı psikojenik senkoplardır. Psikojenik senkop oranını ülkemizden Duras ve arkadaşları 4 %4,5, Yılmaz ve arkadaşları 7 %10, Bayram ve arkadaşları 23 %15,4 olarak bulmuşlardır. Çalışmamızda Duras ve Yılmazın çalışmalarına göre yüksek ancak Bayram ve arkadaşlarının çalışmasıyla uyumlu olarak %15,09 oranında psikojenik senkop tespit edilmiştir. Çalışmanın yapıldığı dönemde tüm Dünyada ve ülkemizde görülen yeni koronavirüs hastalığı (Covid 19) pandemisi nedeniyle sosyal hayatta yapılan kısıtlamaların psikojenik senkop oranımızın ülkemizden yapılan birçok çalışmaya göre yüksek olmasına katkıda bulunduğunu düşünmekteyiz. Bu hastalarda yaş ortalamasının daha yüksek olduğu, daha uzun zamandır şikayetlerinin var olduğu, senkop sıklığının daha fazla ve senkop süresinin daha uzun olduğu saptanmasına rağmen psikojenik olmayan senkoplarla arasında istatistiksel fark saptanmadı.
Özellikle tekrarlayan senkoplar hasta ve aileler üzerinde büyük endişe kaynağıdır. Senkopların beş yıl içinde tekrarlama riski %33-51 olarak bildirilmiştir 6. Ülkemizden Ergül ve arkadaşlarının 24 yaptığı çalışmada hastaların 2 yıllık izleminde bu oran %19,6 olarak bulunmuştur. Literatürde senkop tekrarı üzerine etkili faktörleri araştıran birçok çalışma bulunmasına rağmen bu konuyla ilgili bir görüş birliği yoktur 4,24,25. Senkop tekrarını belirleyen en önemli faktörlerden birisi o güne kadar geçirilen senkop sayısıdır ancak senkop tekrarının mortalite ve ani ölüm riskiyle ilişkili olmadığı bildirilmiştir 26. Çalışmamızda hastaların %56,00sı birden fazla senkop öyküsüne sahipti.
Vazovagal senkoplarda tedavi prensibi tekrarlayan senkoplarda yaralanmayı önlemek ve endişeleri azaltmak şeklindedir. Bu nedenle hastalara uyarıcı etkenlerden (uzun süre ayakta kalma, sıcak ve kalabalık ortamlar, stres v.b.) kaçınma ve prodromal semptomları bilip uygun pozisyon alma önerilir. Eğitim ve öneriler, sıvı ve tuz alımının arttırılması genellikle yeterli bir tedavi yöntemidir 6. Farmakolojik tedaviler hayati tehlike oluşturan malign VVSlerde kullanılmalıdır 13. Vazovagal senkoplu hastalarımızın tamamında eğitim ve önerilerle belirgin bir düzelme sağlandı ve hiçbirine farmakolojik tedavi verilmedi.
Özellikle vazovagal senkop fizyopatolojisinde kardiyovasküler sistemin kontrol mekanizmalarındaki yetersizlik büyük öneme sahiptir. Bu hastalar sağlıklı bireylerdeki otonomik stabiliteye sahip değillerdir. Otonomik sinir sisteminin kardiyak kontrol işlevindeki periyodik dalgalanmalar bu hastalarda EKG parametrelerine de etki edebilmektedir. Bu grup hastalarda hayati tehlike yaratan ventriküler aritmilerle beraber mortaliteyi arttırdığı bilinen kalp hızı değişkenliğinde artış, QT, QTd, QTc, QTcd, Frontal QRS açısı gibi değerler araştılmıştır. Findler ve arkadaşları 27, eğik masa testi pozitif hastalarda test yapılırken QT mesafelerinin uzamış olduğunu tespit etmişlerdir. Kula ve ark 28. eğik masa testi pozitif hastalarda sabah erken ve gece geç saatlerde QTcdde artış saptamışlar ve bunun bu saatlerde olan sempatik aktivitedeki artışa bağlı olduğunu savunmuşlardır. Takahashi ve ark 29. Diabetes mellituslu hastalarda kalp hızı değişkenliğini incelemiş, vagal difonksiyonu olan hastalarda QT mesafesini, parasempatik ve sempatik dengede bozulma olanlarda QTd mesafesini artmış olarak bulmuşlardır. Otonom sinir sistemindeki dengesizliklerin patolojide suçlandığı katılma nöbetlerinde de QTdnin artmış olduğu saptanmıştır 30. Otonom sinir sistemiyle VVS arasındaki ilişki ve eğik masa testinde QT mesafesinde artış bildiren çalışmalar nedeniyle çalışmamızda senkop sonrası bir zamanda çekilen EKGde repolarizasyon anormalliği başta olmak üzere EKG parametrelerindeki değişkenlikler, bu değişkenliklerin senkop tekrarı, süresi ve sayısına etkisi araştırıldı ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırıldı. Karşılaştırılan parametrelerden PR, PRd, QT, QTd, QTc, QTcd, TPe, TPe/QTc, Paks, Taks, QRSaks, QRS-T açısı hasta ve kontrol grubu arasında anlamlı farklılık göstermemekteydi. Yine yapılan istatistiksel analizde aynı parametrelerin senkobun sıklığı, süresi ve ilk senkop zamanına göre anlamlı değişkenlik göstermediği saptandı. Bulgularımızın aksine senkop sonrası herhangi bir zamanda çekilen EKG parametrelerinde değişiklik saptanan az sayıda çalışmada mevcuttur 15. Yapılan bir tez çalışmasında hasta grupta kontrol grubuna göre QTd ve QTcd değerlerinde artış saptanmıştır 15. Senkop sonrası zamanlarda EKG parametrelerindeki değişkenliklerin öneminin aydınlatılması için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Sonuç
Çalışmanın kısıtlılıkları: Çalışmanın sadece çocuk kardiyoloji polikliniğine gelen hastalarla yapılması ve olgu sayının azlılığı çalışmamızın kısıtlılıklarıdır.
Kaynaklar
1)Lee HE, Lee DW. Vasovagal syncope with mild versus moderate autonomic dysfunction: a 13-year single-center experience. Clin Exp Pediatr 2021. doi: 10.3345/cep.2021.00052.
2)Brignole M, Moya M, Frederik J et al. 2018 ESC Guidelines for the diagnosis and management of syncope. European Heart J 2018; 39: 1883-948.
3)Anderson JB, Czosek RJ, Cnota J, Meganathan K, Knilans TK, Heaton PC. Pediatric syncope: National hospital ambulatory medical care survey results. J Emerg Med 2012; 43: 575-83.
4)Duras E, İrdem A, Körbeyli HK, Aygün F, Dursun H. Çocuk kardiyoloji polikliniğine senkop nedeniyle başvuran olguların etiyolojik olarak değerlendirilmesi. J Contemp Med 2018; 8: 345-49.
5)Strickerger SA, Benson DW, Biaggioni I, Callans DJ, Cohen MI, Ellenbogen KA. AHA/ACCF Scientific statemention The evaluation of syncope. Circulation 2006; 113: 316-27.
6)Driscoll DJ, Jacobsen SJ, Porter CJ, Wollan PC. Syncope in children and adolescents. J Am Coll Cardiol 1997; 29: 1039-45.
7)Yılmaz Ü, Özdemir R, Katipoğlu N, Dağ T, Berksoy EA, Meşe T. Çocuklarda senkop etiyolojisi, nörolojik ve kardiyolojik incelemelerin tanıdaki değeri. Türkiye Çocuk Hast Derg 2014; 2: 64-70.
8)Zhang Q, Du J, Wang C, Du Z, Wang L, Tang C. The diagnostic protocol in children and adolescents with syncope: A multi-centre prospective study. Acta Paediatr 2009; 98: 379-84.
9)Chen L, Zhang Q, Ingrid S, Chen J, Qin J, Du J. Aetiologic and clinical characteristics of syncope in Chinese children. Acta Paediatr 2007; 96: 1505-10.
10)Massin MM, Bourguignont A, Coremans C, Comté L, Lepage P, Gérard P. Syncope in pediatric patients presenting to an emergency department. J Pediatr 2004; 145: 223-8.
11)Çelik M, Sivri S, Yıldırım A, Erer M, Kıvrak A. Relationship of index of cardiac electrophysiological balance with cigarette smoking in young adults. Ahi Evran Med J 2020; 4: 60-5.
12)Roston TM, Sanatani S, Tran D, Sandhu R, Sheldon R, Kaul P. Prevalence and outcomes of syncope ın children and adolescents evaluated ın canadian emergency departments: A population-based study of 9,830 Patients. Can J Cardiol 2016; 32: S102.
13)Levine MM. Neurally mediated syncope in children: results of tilt testing, treatment and long term follow-up. Pediatr Cardiol 1999; 20: 331-5.
14)McHarg ML, Shinnar S, Rascof FH, Walsh CA. Syncope in childhood. Pediatr Cardiol 1997; 18: 367-71.
15)Dedeoğlu ZF. Senkoplu çocuk hastalarda QT dispersiyonunun klinik öneminin değerlendirilmesi. Tıpta uzmanlık tezi, Dicle Üniversitesi, Diyarbakır 2015.
16)Kara A, Doğan MT. The Psychopathology, Depression, and Anxiety Levels of Children and Adolescents With Vasovagal Syncope: A Case-Control Study. J Nerv Ment Dis 2021; 209: 547-51.
17)Kaçar Bayram A, Pamukcu O, Per H. Current approaches to the clinical assessment of syncope in pediatric population. Childs Nerv Syst 2016; 32: 427-36.
18)Chen L, Wang C, Jin HF et al. Diagnosis of unexplained syncope in children: A multi-center study. Zhonghua Yi Xue Za Zhi 2009; 89: 1947-50.
19)Crompton DE, Berkovic SF. The borderland of epilepsy: Clinical and molecular features of phe-nomena that mimic epileptic seizures. Lancet Neurol 2009; 8: 370-81.
20)Ritter S, Tani LY, Etheridge SP, Williams R V, Craig JE, Minich LL. What is the yield of screening echocardiography in pediatric syncope? Pediatrics 2000; 105: E58.
21)Prodinger RJ, Reisdorff EJ. Syncope in children. Emerg Med Clin North Am 1998; 16: 617-26.
22)Steinberg LA, Knilans TK. Costs and utility of tests in the evaluation of the pediatric patients with syncope. Prog Pediatr Cardiol 2001; 13: 139-49.
23)Bayram E, Kır M, Topçu Y, Akıncı G, Hız S, Sağın Saylam G. Senkop yakınması ile başvuran olguların retrospektif değerlendirilmesi. Turkiye Klinikleri J Pediatr 2011; 20: 210-3.
24)Ergül Y, Nişli K, Rahimov E ve ark. Nörokardiyojenik senkoplu çocuk ve adölesanlarda tanı, tedavi ve izlem sonuçlarının değerlendirilmesi. Çocuk Dergisi 2010; 10: 190-97.
25)Koukam C, Vaksmann G, Pachy E, Lacroix D, Rey C, Kacet S. Longterm follow-up of children and adolescents with syncope. Predictor of syncope recurrence. Eur Heart J 2001; 22: 1618-25.
26)Kapoor, WN. Evaluation and outcome of patients with syncope. Medicine 1990; 69: 160-75.
27)Findler M, Birger A, Diamant S, Viskin S. Effects of head-up tilt table test on the QT interval. Ann Noninvasive Electrocardiol 2010; 15: 245-9.
28)Kula S, Olgunturk R, Tunaoglu S, Canter B. Circadian variation of QTc dispersion in children with vasovagal syncope. Int J Cardiol 2004; 97: 407-10.
29)Takahashi N, Nakagawa M, Saikawa T et al. Regulation of QT indices mediated by autonomic nervous function in patients with type 2 diabetes. Int J Cardiol 2004; 96: 375-9.
30)Akalın F, Turan S, Güran T, Ayabakan C, Yılmaz Y. Increased QT dispersion in breath-holding spells. Acta Paediatr 2004; 93: 770-4.
© 2022 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

