Comparison of 25-G Pencil Point Spinal Needle and 25-G Ballpen Spinal Needle in Spinal Anaesthesia
1İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, MALATYA
2Yeşilyurt Devlet Hastanesi, Anesteziyoloji Kliniği, MALATYA
Keywords: Spinal anestezi, baş ağrısı, sırt ağrısı, Spinal anaesthesia, headhache, backache
17,379 views 4,713 downloads
Gereç ve Yöntem: ASA I-II 100 üroloji hastası rasgele Grup P (Pencil point) (25-G Pencan iğne) ve Grup B (Ballpen) (25-G Spinostar Ballpen iğne) olarak iki gruba ayrıldı. Bütün hastalara oturur pozisyonda spinal anestezi uygulandı. İşlem sırasında klik hissedilmesi ile stile çıkarıldıktan sonra beyin omurilik sıvısı görülmesine kadar geçen süre kaydedildi. Girişimi yapan anestezist işlemin kolaylığını (kolay, orta, güç ve imkansız), hasta ise işlemin rahatsızlığını Visual Analog Skala ile değerlendirdi. Spinal anestezi sonrası baş ve sırt ağrısı varlığı 24. ve 72. saat ile 7. günde sorgulandı.
Bulgular: Hastaların demografik verileri, klik hissedilme oranı, beyin omurilik sıvısının görülme süresi, işlemin doktor ve hasta tarafından değerlendirilmesi, spinal sonrası baş ağrısı (grup Pde 24. saatte ağrı görülmezken 72. saat ve 7. günde %2, grup Bde 24. saatte %4.4, 72.saatte %6.6 ve 7.günde %2.2) ve sırt ağrısı (grup Pde 24. saatte %10.4, 72. saatte %8.2 ve 7. günde %4.1, grup Bde 24. saatte %13.0, 7. saatte %15.2 ve 7. günde %2.2) açısından gruplar arasında anlamlı fark yoktu.
Sonuç: Farklı uç yapılarına sahip 25-G pencil point ve 25-G ballpen spinal iğnelerinin kullanım kolaylığı, spinal sonrası baş ve sırt ağrısı açısından benzer oldukları kanaatine varıldı. ©2007, Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi
Material and Methods: One hundred ASA I-II urologic surgery patients were randomized to Group P (Pencil point, 25-G Pencan needle) and Group B (Ballpen, 25-G Spinostar Ballpen needle). All patients received spinal anaesthesia in the sitting position. Perceptible click during the procedure and the identification time of cerebrospinal fluid after removal of the style were recorded. The anaesthetist evaluated the ease (easy, moderate, difficult, impossible) while patient evaluated the discomfort of the procedure using visual analogue scale. Postspinal headache and backache were recorded at 24 hours, 72 hours and 7 days postoperatively.
Results: No statistical significance was observed among patient demographics, perceptible click rates, identification time of cerebrospinal fluid, anaesthetist evaluations, patient evaluations, postspinal headache (in group P no pain at 24 hours, 2% at 72 hours and 7 days; in group B 4.4% at 24 hours, 6.6% at 72 hours and 2.2% at 7 days) and backache (in group P 10.4% at 24 hours, 8.2% at 72 hours and 4.1%at 7 days; in group B 13.7% at 24 hours, 15.2% at 72 hours and 2.2% at 7 days).
Conclusion: We propose that both spinal needles (25-G pencil point and 25-G ballpen) with diferent tip designs are similar in terms of ease of usage and postspinal headache and backache rates. ©2007, Firat University, Medical Faculty
Giriş
Çalışmamızda elektif ameliyat planlanan üroloji hastalarında 25-G pencil point ve 25-G ballpen spinal iğnelerinin kullanım kolaylığı, spinal sonrası baş ve sırt ağrısı açısından karşılaştırılması amaçlandı.
Materyal ve Metot
Hiçbir hastaya premedikasyon uygulanmadı. Ameliyat hazırlık odasında 10 mL kg-1 %0.9 NaCl bir saat içinde verildikten sonra hastalar ameliyat odasına alındı. Elektrokardiyogram, non-invaziv arter basıncı ve periferik oksijen satürasyonu (SpO2) monitorizasyonu yapıldı. Hastalar oturur pozisyona alındıktan sonra L2-L3 veya L3-L4 vertebra aralığı belirlendi. Povidon iodin ile bölgenin temizliği yapıldıktan sonra orta hattan cilt ve cilt altına 2 ml %2 prilokain verilerek lokal anestezi uygulandı. Lokal anesteziden sonra kılavuz iğne ile cilt ve cilt altı geçildikten sonra spinal iğne kılavuz iğne içinden geçirilerek spinal aralığa ulaşıldı. Spinal aralığa Marcaine Spinal Heavy Amp. %0.5 (Bupivakain HCl 5 mg ve Glukoz monohidrat 80 mg dL-1) (Astra Zeneca, Plankstadt, Almanya) yapılacak ameliyata bağlı olarak 2-3 mL verilerek anestezi uygulandı. Uygulama sırasında bir mesafeden 2 olmak üzere en fazla 4 girişime izin verildi. İşlem yapılırken duranın delinmesi sırasında klik hissedilmesi ve spinal iğnenin stilesinin çıkarılmasından BOS görülmesine kadar geçen süre (kronometre ile) kaydedildi. BOS görülmemesi ve spinal anestezinin tutmaması işlemin yetersizliği olarak değerlendirildi. Girişimi yapan doktor işlemin kolaylığını (kolay, orta, güç ve imkansız) değerlendirdi. Dört girişime rağmen işlem başarısız olduğunda hasta çalışmadan çıkarıldı ve daha kıdemli bir doktor tarafından 22-G Quinke spinal iğne ile girişim yapıldı. Hasta ise işlemin rahatsızlığını Visual Analog Skala (VAS) (0-10cm) (0 (sıfır)=hiç rahatsızlık vermemesi, 10=aşırı rahatsızlık vermesi) ile değerlendirdi. Spinal anestezi işlemlerinin hepsi en az 2.5 yılını tamamlamış anestezi asistanları tarafından gerçekleştirildi.
Spinal anestezi öncesi, sırası ve sonrasında (bir saat süre ile) kan basıncı, kalp atım hızı (KAH) ve SpO2 takip edildi. Spinal anestezi öncesine göre ortalama arter basıncında (OAB) %20den fazla azalma olduğunda %0.9 NaCl infüzyon hızı artırıldı, %30dan fazla azalma veya OABın 60mmHgdan az olması ve/veya KAHnın 60 dk-1dan az olması durumunda efedrin (5-10 mg) i.v yapıldı. Yalnızca bradikardi (KAHın 45 dk-1dan az ve 1dkdan fazla sürmesi) olduğunda ise atropin (0.015 mg.kg-1) i.v verildi. Ayrıca, ameliyat süresince bütün hastalara maske ile 3-5 L dk-1 oksijen verildi. Ameliyat sonrası dönemde hastaların en az 4 saat yataktan kalkmaması ve ilk 24 saati tuvalet ihtiyacı dışında yatakta geçirmesi sağlandı. Hastaların spinal anesteziden sonra baş ve/veya sırt ağrısının olup olmadığı 24. ve 72. saat ile 7. gün hasta viziti ve/veya telefon ile sorgulandı. Daha önce olmayan baş ağrısının spinal anesteziden sonra başlaması ve hareketle artması yeterli kabul edildi. Hastaların baş ve sırt ağrılarını yok-hafif-orta ve şiddetli şeklinde derecelendirmeleri istendi. Ayrıca işitme kaybı, çınlama, ışıktan rahatsız olma (fotofobi), bulantı ve kusma kaydedildi. Bulantı ve kusma geliştiğinde metoklopropamid 10 mg i.v. uygulandı.
Baş veya sırt ağrısı geliştiğinde öncelikle yatak istirahati ve sıvı alımının artırılması (ağızdan ve/veya intravenöz yoldan en az 2500 mL gün-1 sıvı verilmesi) sağlandı. Ağrı orta ve şiddetli ise ek olarak geralgine-k® (kodein fosfat 10mg + asetaminofen 500mg + kodein 30mg) tablet verildi. Tedaviye yanıt vermeyen ciddi baş ağrısı gelişirse epidural kan yaması yapılması planlandı. Ayrıca hastalık tanısı, yaş, boy, vücut ağırlığı, cinsiyet, cilt-spinal aralık mesafesi, spinal anestezi uygulaması için harcanan süre ve analjezik ihtiyacı kaydedildi.
Verilerin istatistiksel değerlendirmesinde; SPSS® (Chicago, IL, USA) 10.0 kullanıldı. Gruplar arası karşılaştırmalarda parametrik veriler için unpaired t-test ve nonparametrik veriler için ki-kare testleri kullanıldı. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Veriler ortalama ± Standart Sapma (Ort ± SS) veya sayı (n) şeklinde sunuldu.
Bulgular
Hastaların demografik verileri, işlem karakteristikleri, hastalık tanıları, işlemin doktor tarafından değerlendirilmesi, hastaların işlemi VAS ile değerlendirmesi, uygulanan girişim sayısı, klik duyulması, BOS görülme süresi, spinal sonrası baş ve sırt ağrısı açısından gruplar benzerdi. (Tablo 1-6).
Tablo 1: Hastaların gruplara göre demografik verileri ve işlem karakteristikleri (sayı (n) veya ort ± SS).
Tablo 2: Grupların hastalık tanıları (sayı (n)).
Tablo 3: Spinal anestezi işleminin doktor tarafından değerlendirilmesi (sayı (n)).
Tablo 4: Spinal anestezi işleminin hastalar tarafından VAS ile değerlendirilmesi (sayı (n)).
Tablo 5: Spinal anestezi için uygulanan girişim sayısı, klik hissedilmesi ve BOS görülme süresi (sayı (n)).
Tablo 6: Spinal anestezi sonrası baş ve sırt ağrısı (sayı (n)).
Grup Pde 2 hastada işlem sonrası hipotansiyon ve bradikardi görüldü. Bir hastaya efedrin uygulandı. Baş ağrısı gelişen hastaların analjezik ihtiyacı olmazken sırt ağrısı için 2 hastaya geralgine-K® tb verildi. Grup Bde 5 hastada hipotansiyon ve bradikardi gelişti. Üç hastaya efedrin uygulandı. Sırt ağrısı olan 3 hastaya geralgine-K® tb verildi. Hiç bir hastada işitme kaybı, çınlama ve fotofobi gelişmedi. Ayrıca, epidural kan yaması gereken hasta olmadı.
Tartışma
Krommendijk ve ark. 10 25-G Pencan iğneler ile yapılan spinal anestezinin doktor tarafından değerlendirilmesinde; işlemin %85.2 kolay, %6.2 orta, %6.7 zor ve %1.9 imkansız olduğunu bildirmiştir. Ayrıca, hastaların %95.9da işlem sonrası BOSın iki saniye içinde görüldüğü ve %78.4 klik hissedildiğini belirtmiştir. Smith ve ark. 4 tarafından ise 25-G Whitacre pencil point iğneler ile hastaların %87nde hemen BOS görüldüğünü %66 klik hissedildiği bildirilmiştir. Stadl ve ark. 11 25-G ballpen spinal iğneler ile %3.8 hastada işlemin başarısız olduğunu ve genel anestezi uygulamak zorunda kaldıklarını bildirmiştir. Çalışmamızda; spinal anestezi işleminin doktor tarafından değerlendirilmesinde; 25-G pencil point iğneler ile işlemin %45.8 kolay, %43.8 orta ve %10.4 güç, 25-G ballpen iğneler ile %50 kolay, %41.3 orta, %6.5 güç ve %2.2 imkansız olduğu belirlendi.
In vitro çalışmalarda iğne kalınlığının aynı olmasının BOS akımının aynı olması için yeterli olmadığı, dış çaptan çok iç çapın önemli olduğu vurgulanmıştır 12,13. Spoelder ve ark. 13 25-G spinal iğnelerin içinden sıvı akış hızının Pencan iğnelerde en yüksek (22.2 mcg.s-1) olduğunu göstermiştir. Çalışmamızda iki iğne tipinin iç çapları farklı olmasına rağmen BOS gelme süreleri benzerdi.
Spinal anestezi yapılırken klik hissedilmesi işlemin başarılı olduğunun önemli bir göstergesidir 10. Çalışmamızda, klik hissedilme oranları her iki iğne tipinde (pencil point iğnede %79.2 ve ballpen iğnede ise %76.1) oldukça yüksek idi.
Girişimi yapan anestezistin tecrübesi spinal sonrası baş ağrısı sıklığını etkileyebilir 10. Krommendijk ve ark. 10 çalışmalarında spinal anestezinin %69 oranında farklı tecrübe sürelerine sahip asistanlar tarafından yapıldığını ve pencil point iğneler ile ilk girişimde %81.8, Stadl ve ark. 11 ise ballpen iğneler ile ilk denemede %79.1 başarı elde edildiğini bildirmiştir. Çalışmamızda bütün girişimler en az 2.5 yılını tamamlamış anestezi asistanları tarafından yapıldı ve yalnızca ballpen iğne ile bir hastada işlem başarısız oldu.
Spinal anestezi sonrası ortaya çıkan şikayetleri tarif etmek için Driessen ve ark. 14 baş ağrısının postür bağımlı olarak frontal bölge veya belli bir bölgede lokalize olması ile birlikte bulantı, kusma ve işitme bozuklukların görülmesi şeklinde değerlendirilmiştir. Lybecher ve ark. 15 spinal sonrası baş ağrısını hafif, orta ve şiddetli şeklinde sınıflamıştır. Krommendijk ve ark. 10 ise baş ağrısının 24 saatten fazla sürmesi durumunda spinal anesteziye bağlı olduğunu kabul etmiştir. Çalışmamızda daha önceden mevcut olmayan baş ağrısının spinal anestezi sonrası ortaya çıkması ve frontal veya belli bir bölgede lokalize olması yeterli kabul edildi. Krommendijk ve ark. 10 spinal anestezi sonrası %1.3 (15 hasta) oranında baş ağrısı tespit etmiştir. Toplam 5 hastaya epidural kan yaması gerekmiştir. Lybecker ve ark. 15 25-G spinal iğneler ile spinal sonrası baş ağrılarının %93ü ile ilk 48 saatte karşılaştıklarını ve bunlarla ilişkili olarak %26.6ında işitme ve/veya görme, %53.3ünde ise bulantı ve/veya kusma ile ilgili semptomların eşlik ettiğini belirtmiştir. Stadl ve ark. 11 spinal sonrası %1.8 oranında baş ağrısı ile karşılaştıklarını ve hiç bir hastada epidural kan yamasının gerekmediğini bildirmiştir. Çalışmamızda, spinal anestezi sonrası pencil point iğnelerde 24.saatte baş ağrısı görülmezken 72.saat ve 7.günde %2inde görüldü. Ballpen iğnelerde ise 24.saatte %4.4, 72.saatte %6.6 ve 7.günde ise %2.2inde baş ağrısı olduğu belirlendi. Bütün hastalar medikal tedaviye yanıt verirken hiç bir hastaya epidural kan yaması gerekmedi.
Krommendijk ve ark. 10 işitme ile ilgili şikayetlerin tespiti için odiyometri kullanmıştır. Tek başına veya görme bozuklukları ile birlikte 4 hastada işitme sorunları tespit edilmiştir. Bazen şiddetli baş ağrısından dolayı klinik tabloların baskılanabileceği ve işitme problemlerinin farkına varılamayacağı belirtilmiştir. Çalışmamızda yalnızca semptomların varlığı sorgulandı ayrıca odiometri yapılmadı. Bu nedenle hafif işitme sorunu olan bazı hastalar belirlenememiş olabilir.
Spinal anestezi sonrasında Krommendijk ve ark. 10 %7.8, Stadl ve ark. 11 ise %4.8 oranında sırt ağrısı tespit ettiklerini belirtmişlerdir. Çalışmamızda, spinal anestezi sonrası sırt ağrısı pencil point iğnelerde 24.saatte %10.4, 72.saatte %8.2 ve 7.günde %4.1, ballpen iğnelerde ise 24.saatte %13.0, 72.saatte %15.2 ve 7.günde %2.2 oranında olduğu belirlendi. Sırt ağrısı gelişen hastaların oral analjezik verilmesine iyi yanıt vermesi nedeniyle ciddi sırt ağrısı ile karşılaşılmadığı düşünüldü.
Sonuç olarak; farklı uç yapılarına sahip 25-G pencil point ve 25-G ballpen spinal iğnelerinin kullanım kolaylığı, spinal sonrası baş ve sırt ağrısı açısından benzer oldukları kanaatine varıldı.
Kaynaklar
1)Lynch J, Krings-Ernst I, Strick K, et al. Use of a 25-gauge Whitacre needle to reduce the incidence of postdural puncture headache. Br J Anaesth 1992: 67: 690-693.
2)Shutt LE, Valentine SJ, Wee MYK, et al. Spinal anaesthesia for caesarean section: Comparison of 22-gauge and 25-gauge Whitacre needles with 26-gauge Quincke needles. Br J Anaesth 1992: 69: 589-594.
3)Campbell DC, Douglass MJ, Pavy TJG, et al. Comparison the 25- gauge Whitacre with the 24-gauge Sprotte spinal needle for elective caesarean section: Cost implications. Can J Anaesth 1993: 40: 1131-1135.
4)Smith EA, Thorburn J, Duckworth RA, Reid JA. A comparison of 25-G and 27-G Whitacre needles for caesearean section. Anaesthesia 1994: 49: 859-862.
5)Sharma SK, Gambling DR, Joshi GP, Sidawi JE, Herrera ER. Comparison of 26-gauge Atraucan registered and 25-gauge Whitacre needles: Insertion characteristics and complications. Can J Anaesth 1995: 42: 706-710.
6)Grande PO. Mechanism behind postspinal headache and brain stem compression following lumbar dural puncturea physiology approach. Acta Anaesthesiol Scand 2005; 49: 619-626.
7)Gielen M. Postdural puncture headache (PDPH): A review. Reg Anesth 1989: 14: 101-106.
8)Westbrook JL, Uncles DR, Sitzman BT, Carrie LES. Comparison of the force reguired for dural puncture with different spinal needles and subsequent leakage of cerebrospinal fluid. Anesth Analg 1994: 79: 769-772.
9)Carson DF, Serpell MG. Clinical charasteristics of commonly used spinal needles. Anaesthesia 1995: 50: 523-525.
10)Krommendijk EJ, Verheijen R, Dijk BV, et al. The PENCAN 25- Gauge Needle: A New Pencil-Point Needle for Spinal Anesthesia Tested in 1,193 Patients. Reg Anesth Pain Med 1999: 24: 43-50.
11)Stadl T, Stanek A, Burmeister MA, et al. Spinal Anesthesia Performance Conditions and Side Effects Are Comparable Between the Newly Designed Ballpen and the Sprotte Needle: Results of a Prospective Comparative Randomized Multicenter Study. Anest Analg 2004; 98: 512-517.
12)Abouleish E, Mitchell M, Taylor G, et al. Comparative flow rates of saline in commonly used spinal needles including pencil-tip needles. Reg Anesth 1994: 42: 706-710.
13)Spoelder EM, Wagemans MFM, Zuurmond WWA, Lange JJ de. Flow through spinal needles. Ned Tijdschr Anesth 1996: 9: 123- 127.
14)Driessen A, Mauer W, Fricke M, Krossmann B, Schleinzer W. Prospective studies of the post-spinal headache. Reg Anesth 1980; 3: 32-41.
15)Lybecher H, Djernes M, Schmidt JF. Postdural puncture headache (PDPH): Onset, duration, severity, and associated symptoms. An analysis of 75 consecutive patients with PDPH. Acta Anaesthesiol Scand 1995; 39: 605-612.
© 2007 Fırat Tıp Dergisi. All rights reserved.

