Gastrointestinal Stromal Tümörlerin Klinik, Radyolojik ve Patolojik Bulgularının Değerlendirilmesi
1Kağıthane Devlet Hastanesi, Radyoloji Kliniği, İstanbul, Türkiye
2Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Genel Cerrah Kliniği, İstanbul, Türkiye
3Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Radyoloji Kliniği, İstanbul, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Gastrointestinal stromal tümör, Bilgisayarlı tomografi, Büyüme paterni, Santral nekroz, Gastrointestinal stromal tumor, Computed tomography, Growth pattern, Central necrosis
13.918 görüntülenme 2.836 indirme
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Ocak 2007- Ocak 2013 yılları arasında hastanemizde tanı konulan ve cerrahi tedavileri yapılan 23 GİST olgusu retrospektif olarak değerlendirildi.
Bulgular: Olguların yaş dağılımları 32 ile 76 arasında değişmekte olup ortalama yaş 58.70±13.67'dir. Çalışmaya katılan hastaların % 52.2'si (n=12) erkek, % 47.8'i (n=11) kadındır. Lokalizasyon yeri incelendiğinde; 21 (% 91.3) olguda GİS, 2 (% 8.7) olguda ise GİS dışı olduğu görülmektedir. En sık lokalizasyon midedir. Araştırmaya katılan hastaların % 30.4'ünde (n=7) metastaz saptanmıştır. Omentum en sık metastaz yeri olarak izlenmiştir. Olguların risk grupları incelendiğinde; % 39.1'inin (n=9) yüksek, % 34.8'inin (n=8) orta ve % 26.1'inin (n=6) ise düşük risk grubunda olduğu saptanmıştır. Kitlelerin maksimum çapı 10.2 cm'dir. Kitlelerin % 69.1'i (n=13) lüminal büyüme paterni gösterirken, % 38.1'i (n=8) ekstralüminal büyüme paterni göstermiştir. Kitlelerin % 86.9'u (n=20) düzgün kenarlı iken % 13.1'i (n=3) düzensiz ve invaziv kenarlı izlenmiştir.
Sonuç: Görüntüleme yöntemleri GİST'lerin tanı, tedavi ve takibinde önemlidir. Bilgisayarlı tomografi radyolojik değerlendirmede ilk seçenektir. Ayrıca ultrasonografi (US), manyetik rezonans (MRG) ve flor18-deoksi-glukoz pozitron emisyon tomografinin (FDG-PET) bazı durumlarda kullanılabilir.
Material and Method: In this study, 23 GISTs whose diagnosis and therapeutic surgical operations were made in our hospital between January 2007-January 2013, were evaluated retrospectively.
Results: The ages of the cases ranged between 32 and 76 and the mean age were 58.70±13.67 years. 52.2% of the cases (n=12) were male and 47.8% of them (n=11) were female. 91.3% of the cases (n=21) were located at GIS and 8.7% of the cases (n=2) were located at non-GIS location. 30.4% of the cases (n=7) were metastatic. When the cases were evalulated in terms of their pathologic risk stratification systems, 39.1% of the cases (n=9) were in high risk group, 34.8% of the cases (n=8) were in intermediate risk group, 26.1% of the cases (n= 6) were in low risk group. The maximum diameter of the masses was 10.22 cm. 69.1% of the cases (n=13) showed luminal growth pattern and 38.1% (n=8) showed extraluminal growth pattern. 86.9% of the cases (n=20) had smooth borders, 13.1% of the cases (n=3) had irregular-invasive borders.
Conclusion: Imaging is important for diagnosis, theraphy and follow -up. Computed tomography is the first choice for the radiologic evaluation. Also ultrasonography (US), magnetic resonance (MRI) and Flor18-deoxy-glucose positron emission tomography (FDG-PET) can be used in some cases.
Giriş
Gastrointestinal stromal tümörler bazı tümör sendromlarının bir komponenti olarak da bulunabilirler: Mayo Kliniği'nden endokrin patolog J. Aidan Carney'in tanımlamış olduğu Carney triadında, gastrik GİST'ler paragangliomalarla ve akciğer kondromlarıyla birlikte bulunabilirler8. GİST'lerin nörofibromatozis tip 1 ile de ilişkili olabileceği gösterilmiştir2. Hastalık erken evrelerde genellikle asemptomatiktir. İleri evrelerde en sık semptomlar; karın ağrısı (% 50-70), gastrointestinal sistemde kanama (% 20-30) ve karında kitle palpe edilmesidir2,3. Günlük pratikte hastalara uygulanan radyolojik tetkiklerin artışıyla birlikte GİST'lere daha sıklıkla rastlanmaktadır. Sadece tümör tanısını koyarken değil tedavi etkilerini izlemede ve tümör progresyon nükslerini takip etmede radyolojik modalitelere sıkça ihtiyaç duyulmaktadır. Bilgisayarlı tomografi (BT) bu amaçla sık tercih edilmekle birlikte ultrason (US), magnetik rezonans görüntüleme (MRG), pozitron emisyon tomografisi (PET) de görüntülemede sıklıkla kullanılabilmektedir. Çalışmamızda Ocak 2007- Ocak 2013 tarihleri arasında hastanemizde opere olan ve radyolojik- patolojik değerlendirmeleri yapılan 23 vakayı literatür bilgileri eşliğinde gözden geçirmeyi amaçladık.
Materyal ve Metot
Bulgular
Tablo 1: Çalışma parametrelerimizin dağılımı
Olguların lokalizasyon yeri incelendiğinde; 21 (% 91.3) olguda GİS, 2 (% 8.7) olguda ise GİS dışı olduğu görülmektedir. Olguların % 60.9'unun (n=14) mide, % 8.7'sinin (n=2) duodenum, % 17.4'ünün (n=4) ince barsak , % 4.3'ünün (n=1) kalın barsak, % 8.7'sinin (n=2) ise GİS dışı alanlardan kaynaklığı saptanmıştır.
Araştırmaya katılan hastaların % 69.6'sında (n=16) metastaz görülmezken, % 30.4'ünde ise (n=7) metastaz saptanmıştır. Olguların metastaz yerleri incelendiğinde; % 4.3'ünde (n=1) karaciğer metastazı, % 21.7'sinde (n=5) omental, % 4.3'ünün (n=1) ise omental ve batın ön duvarı metastazı görülmüştür. Olguların % 69.6'sında (n=16) metastaz saptanmamıştır.
Olguların risk grupları incelendiğinde; % 39.1'inin (n=9) yüksek, % 34.8'inin (n=8) orta ve % 26.1'inin (n=6) ise düşük riskli grupta olduğu görülmüştür. Risk grubuna göre santral nekroz ve metastaz görülme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (Tablo 2) (Şekil 1).
Tablo 2: Risk gruplarına göre santral nekroz ve metastaz değerlendirmeleri
Şekil 1: Risk grubuna göre Santral nekroz ve metastaz dağılımı
Olguların BT ile belirlenen maksimum çapları 2 ile 30 cm arasında değişmekte olup ortalama 10.22±8.37 cm'dir. BT'de tanımlanan maksimum çap ile risk grubu ve santral nekroz görülme durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık izlendi (Tablo 3) (Şekil 2-3).
Tablo 3: Santral nekroz ve risk gruplarına göre maksimum çap (BT) değerlendirilmesi
Şekil 2: Santral nekroza göre maksimum çap (BT) dağılımı
Şekil 3: Risk grubuna göre maksimum çap (BT) dağılımı
Araştırmaya katılan % 47.8'inde (n=11) onkolojik tedavi verilmemişken, % 52.2'sinde ise (n=12) onkolojik tedavi uygulanmıştır.
Tartışma
Geniş seriye sahip değişik çalışmalarda, GİST'lerin GİS ve GİS dışı alanlarda görülme sıklıkları araştırılmıştır. Fletcher ve ark.12 yaptığı çalışmada bu oran, midede % 50-60, ince barsakta % 20-30, kalın barsakta % 10, özofagusta % 5, GİS dışı alanlarda % 5 olarak verilmiştir. Duodenal GİST'ler yalnızca % 4 oranındadır. Bizim çalışmamızda mide (% 60.9) ve ince barsak (% 26.1) yerleşimli vaka sayısı literatürle uyumlu iken, kalın barsak (% 4.3) yerleşimli vaka sayısı literatürden daha azdır. Bunun yanında GİS dışı alanlar (% 8.7) ve duodenum (% 8.7) yerleşimli vaka sayısı literatürden daha fazla bulunmuştur. Literatürde de az bir oranda görülen özofagus yerleşimli vakalar, serimizde bulunmamaktadır.
Mide ve rektumda yerleşim gösteren GİST'ler, daha küçük boyutlu olurken, kolon ve ince barsak yerleşimli tümörler daha ileri sarkom karakterindedir. Özofagus yerleşimli mezenkimal tümörler daha çok iyi huylu olurken, bu yerleşimli GİST'lerin tanıları konulduğunda ileri evrededirler ve prognozları kötüdür. Mide GİST'leri, en büyük grubu oluştururlar.
Gastrointestinal stromal tümörlerin malignite potansiyelini tanımlamak amacıyla çok düşük risk, düşük risk, orta risk ve yüksek risk tanımlamaları kullanılmaktadır. Riski belirlemede kullanılan en önemli özellikler tümör çapı (cm olarak maksimum tümör çapı), mitotik oran (mitoz sayısı/50 büyük büyütme alanında) ve tümör yerleşim yeridir. Çok düşük risk grubuna 2-5 cm arası çap ve mitoz sayısı 5'den az olan mide orijinli kitleler girmekte olup bizim vaka serimizde bu özelliklerde olgu izlenmemektedir. Düşük risk grubunda 6/23 vaka (% 26.1), orta risk grubunda 8/23 vaka (% 34.8) ve yüksek risk grubunda 9/23 (% 39.1) vaka bulunmaktadır. Çalışmamızda, Fletcher ve ark.12 oluşturduğu risk kategorizasyonuna göre yüksek risk grubunda bulunan vakaları incelediğimizde, literatürle uyumlu bir şekilde, bu gruba giren vakaların, midede 4/9 (% 44.4), ince barsakta 2/9 (% 22.2), kalın barsakta 1/9 (% 11.1) ve gastrointestinal kanal dışı yerleşimde 2/9 (% 22.2) oranında oldukları görülmüştür. Özofagus yerleşimli vakamız bulunmadığından bu lokalizasyona ait oran verilememiştir.
Gastrointestinal stromal tümörleri değerlendirmede kullanılabilecek görüntüleme teknikleri BT, MRG, FDG PET‘i içermektedir. Oral ve İV kontrastlı dinamik tüm batın BT standart preoperatif görüntüleme tekniğidir. Oral kontrast madde kullanarak kitlenin gastrointestinal sistemle ilişkisi, İV kontrast madde kullanarak kitlenin kontrast tutulum paterni, vaskülarizasyonu ve olası metastazlar saptanabilmektedir. İV kontrast madde kullanımı öncesinde alınan görüntülerde ise kitlenin dansitesi hakkında daha net bilgi sağlanmaktadır. GİST'ler çoğunlukla hipervaskülerdirler. Kontrast madde verilmesi sonrası yoğun periferal kontrast fiksasyonu gösterirler. Ayrıca kistik dejenere alanlar, kalsifikasyon ve hemoraji alanları içerebilirler.
Gastrointestinal stromal tümörlerin boyutu 0.3 cm'den 30 cm'ye ulaşabilir. Çalışmamızda BT ile ölçülen maksimum çap 10.22 cm olup literatür ile uyumludur. Lezyonların çoğu kas duvarından orijin alarak endofitik veya egzofitik büyüme gösterirler. Sınırları düzgün, düzensiz ve invaziv izlenebilir.
Bizim olgu serimizdeki 21 GİS içi olgunun % 69.1'i (n=13) endofitik büyüme, % 38.1'i (n=8) egzofitik büyüme göstermekte idi. Kitle sınırları 20 (% 86.9) hastada düzgün, 2 (% 8.8) hastada düzensiz, 1 (% 4.3) hastada invaziv idi. Serimizdeki 1 olguda, mide kaynaklı kitle dalak hilusuna invazyon göstermekte idi.
Gastrointestinal stromal tümörlerin % 15-50 kadarı metastatik hastalıkla başvururlar. En sık metastaz bölgeleri karaciğer ve peritondur13. Bölgesel lenf nodlarına ve ekstraabdominal bölgelere çok nadiren metastaz yaparlar, kemik ve akciğer metastazları literatürde bildirilmekle birlikte çok nadirdir13. Çalışmamızda 7/23 (% 30.4) oranında metastatik hastalık izlenmiş olup literatür ile uyumludur. Literatürde en sık metastaz yeri karaciğer olarak belirtilmekle birlikte bizim olgu serimizde literatürden farklı olarak en sık metastaz yeri peritondur (Tablo 2).
Risk grubuna göre, metastaz ve BT'de santral nekroz görülme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.01). Risk grubu yükseldikçe santral nekroz ve metastaz görülme oranları artmaktadır. Serimizde yüksek risk grubunda olan 9 hastanın 6'sında (%85.7) metastaz, 8'inde (%72.7) santral nekroz izlenmiştir.
Bilgisayarlı tomografide saptanan maksimum çap arttıkça santral nekroz görülme sıklığı yükselmektedir. Santral nekroz saptanan olgularda maksimum çap 15.91 cm iken, santral nekroz görülmeyen hastalarda çap 5 cm olarak ölçülmüştür.
Bilgisayarlı tomografide tanımlanan maksimum çap ile risk grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmektedir (p<0.01). Yüksek risk grubunda hastalarda izlenen maksimum çap 18 cm iken, düşük risk grubunda olan hastalarda maksimum çap 3.3 cm bulunmuştur. BT'de saptanan maksimum çap arttıkça risk grubu da yükselmektedir.
Bilgisayarlı tomografi evrelemede ve cerrahi planlamada kullanılır. Bilinen veya şüpheli rektal GİST ‘te preoperatif evrelemede MRG, BT'den daha iyi bilgiler verir. Ayrıca endoanal US rektal GİST olgularında kullanılabilir.
Ancak hiçbir radyolojik tetkik yöntemi GİST tanısını koymak için yeterli değildir. Kesin tanı için biyopsi materyali ve immünhistokimyasal değerlendirme şarttır. GİST'lerde C-kit (CD 117) % 95, CD 34 % 70 ve düz kas aktini % 30-40 oranında pozitiftir14. Bizim olgu serimizde tüm olgularda CD 117 pozitif idi. 16 (% 69) olguda CD 34 ve 6 (% 26) olguda düz kas aktini pozitif idi.
Cerrahi rezeksiyon GİST tedavisinin en önemli yöntemidir. Adenokarsinomların aksine GİST'ler çok nadir olarak lenf nodu metastazı yaptıkları için lenfade-nektomiye genel olarak gerek yoktur15,16. Cerrahi olarak bütünüyle eksize edilemeyecek vakalarda, nüks, metastatik veya hastanın genel durumunun cerrahiye uygun olmadığı durumlar ile yüksek riskli ameliyat gerektiren olgularda imatinib mesilat ilk tercih edilecek tedavi yöntemidir. İmatinib mesilat, GİST'lerde C-kit reseptörü tirozin kinazın özgün inhibitörüdür. Medikal tedavi sonrası gerileyen tümörlerde cerrahi tedavi için hasta tekrar değerlendirilir. Bizim olgularımızın hiçbirinde cerrahi öncesi onkolojik tedavi yapılmamıştır. Tedavi sonrası takipler 3-6 ay aralıklarla oral ve İV kontrastlı BT ile yapılmalıdır. Rezeksiyon sonrası nüksler genellikle ilk yıl içerisinde ortaya çıkmaktadır. Tedavinin radyolojik takibinde yalnızca tümör boyutu değerlendirilmemelidir. Çünkü nüks veya progresyon geliştiğinde kitle boyutlarında büyüme olmadan kitle içinde ayrı bir lezyon ortaya çıkabilir. Yine tedavinin erken dönemlerinde kitlede küçülme olmayabilir, hatta miksoid dejenerasyon ve tümör içi hemorajiler nedeniyle tümör hacmi büyüyebilir. Burada tümörün BT'de izlenen dansitesindeki değişiklikler önemlidir. Ayrıca PET takipte yardımcıdır. Anatomik değerlendirmede BT etkin iken fonksiyonel değerlendirmede PET daha iyidir. Ayrıca PET'in BT'ye göre avantajları olduğu durumlar mevcuttur. PET, BT'de görülmeyen tümörleri ortaya koyabilir. Tedaviye cevabı değerlendirmede daha hızlı bilgi sahibi olunmasını sağlar (1-2 haftada). Nekrotik doku ve tümör dokusunu ayırt edebilir17-19.
Sonuç olarak, GİST gastrointestinal kanalın en sık görülen mezenkimal tümörüdür. Günlük pratikte hastalara uygulanan radyolojik tetkiklerin artışıyla birlikte GİST'lere daha sıklıkla rastlanmaktadır. Hastalara tanı immünhistokimyasal indikatörler yardımıyla konmaktadır. Tedavide ise ilk planda cerrahi, genel durumu cerrahiye uygun olmayan olgular ile nüks, metastatik hastalık varlığında onkolojik tedavi (imatinib/sunitinib) ilk tercih edilecek tedavi yöntemidir. Radyolojik yöntemlere tümör tanısını koymada, tedavi etkinliğini izlem ve ölçmede, tümör progresyon-nükslerini takip etmede sıkça ihtiyaç duyulmaktadır. BT bu amaçla sık tercih edilmekle birlikte US, MRG, PET görüntülemede sıklıkla kullanılabilmektedir.
Kaynaklar
1)Sturgeon C, Chejfec G,Espat N. Gastrointestinal stromal tumors: a spectrum of diseases. Surg Oncol 2003; 12: 21-6.
2)Miettinen M,Majidi M,Lasota J. Pathology and diagnostic criteria of gastrointestinal stromal tumors (GISTs): a re-view.Eur J Cancer 2002; 38: 39-51.
3)Joensuu H, Fletcher C, Dimitrijevic S, Silberman S, Roberts P, Demetri G. Management of malignant gastrointestinal stromal tumours. Lancet Oncol 2002; 3: 655-64.
4)Silva MV, Reid R. Gastrointestinal stromal tumors (GIST):c-kit mutations, CD117 expression, differential diagnosis and targeted cancer therapy with imatinib. Pathol Oncol Res 2003; 9: 13-9.
5)Miettinen M, El-Rifai W, Sobin HL, Lasota J. Evaluation of malignancy and prognosis of gastrointestinal stromal tumors: a review. Hum Pathol 2002; 33: 478-83.
6)Roberts PJ, Eisenberg B. Clinical presentation of gastrointes-tinal stromal tumors and treatment of operable disease. Eur J Cancer 2002; 38: 37-8.
7)Buchdunger E, O'Reilly T, Wood J. Pharmacology of imatinib (STI571). Eur J Cancer 2002; 38: 28-36.
8)Siberman S, Joensuu H. Overview of issues related to imatinib therapy of advanced gastrointestinal stromal tumors: a discussion among the experts. Eur J Cancer 2002; 38: 66-9.
9)Stratakis CA, Carney JA. The triad of paragangliomas, gastric stromal tumours and pulmonary chondromas (Carney triad), and the dyad of paragangliomas and gastric stromal sarcomas (Carney-Stratakis syndrome): molecular genetics and clinical implications. J Intern Med 2009; 266: 43-52.
10)Duffaud F, Blay JY. Gastrointestinal stromal tumors: biology and treatment. Oncol 2003; 65: 187-97.
11)Sturgeon C, Cheifec G, Espat NJ. Gastrointestinal stromal tumors: a spectrum of disease. Surg Oncol 2003; 12: 21-6.
12)Connolly EM, Gaffney E, Reynolds JV. Gastrointestinal stromal tumors. Br J Surg 2003; 90: 1178-86.
13)Fletcher CDM, Berman JJ, Corless C, et al. Diagnosis of gastrointestinal stromal tumors: a consensus approach. Human Pathology 2002; 33: 459-65.
14)Wong NACS, Young R, Malcomson RDG, et al. Prognostic indicators for gastrointestinal stromal tumors: a clinipathological and immunohistochemical study of 108 resected cases of the stomach. Histopathology 2003; 43: 118-26.
15)Bucher P, Villiger P, Egger JF, et al. Management of gastroin-testinal stromal tumours: from diagnosis to treatment. Swiss Med Wkly 2004; 134: 145-53.
16)Crosby JA, Catton CN, Davis A, et al. Malignant gastrointestinal stromal tumours of the small intestine: a review of 50 cases from a prospective database. Ann Surg Oncol 2001; 8: 50-9.
17)Neuhaus SJ, Clark MA, Hayes AJ, et al. Surgery for gastroin-testinal stromal tumour in the post-imatinib era. ANZ J Surg 2005; 75: 165-72.
18)Demetri GD, von Mehren M, Antonescu CR, et al. NCCN Task Force report: update on the management of patients with gastrointestinal stromal tumors. J Natl Compr Canc Netw 2010; 8: 1-41.
19)Andtbacka RHI, Ng CS, Scaife CL, et al. Surgical resection of gastrointestinal stromal tumors after treatment with imatinib. Ann Surg Oncol 2007; 14: 14-24.
20)Holdsworth CH, Badawi RD, Manola JB. CT and PET: early prognostic indicators of response to imatinib mesylate in patients with gastrointestinal stromal tumor. AJR Am J Roentgenol 2007; 189: 324-30.
© 2013 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

