Prostat kanseri, 2020 yılı itibarıyla 112 ülkede er-keklerde en sık görülen kanser türü olup, tüm erkek kanserlerinin %15'ini oluşturmaktadır. Erkeklerde kanser kaynaklı ölümlerde akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alır
11. Prostat kanseri, ilerleyici doğası nedeniyle henüz etkin olarak tedavi edilememektedir. Prostat kanserinin bu yüksek görülme sıklığı, sosyo-ekonomik yükünün ve dola-yısıyla tedavi maliyetlerinin diğer kanserlere göre daha hızlı artışına neden olmaktadır
12,13. Pros-tat kanseri, dolaşımdaki androjenler tarafından yönlendirilen endokrinle ilişkili bir malignitedir. Birinci basamak sistemik tedavi, anti-androjenler ve androjen reseptör aktivitesi inhibitörleri tarafından total androjen blokajıdır
14. LNCaP hücre dizisi, bir lenf nodu metastazından elde edilen insan pros-tat adenokarsinom hücrelerinden türetilmiş androjene duyarlı bir hücre dizisidir. Bu da LNCaP hücrelerini, prostat adenokarsinomu aktivitesinin araştırılması gibi onkoloji amaçları için kullanışlı hale getirmiştir
15.
Doğal ürünler içerikleri ile çeşitli anti-kanser ilaçlar, ilaç kombinasyonları ve kemoterapi stratejileri gibi etkiler sunabilen en zengin kaynaklardan biridir. Bitkilerin anti-kanser aktivitesi, ekstraktlarda bulu-nan fitokimyasal bileşenlerle bağlantılıdır. Yaklaşık 1000 bitki türünün anti-kanser özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. Halihazırda kullanılan anti-kanser ilaçların %60'ından fazlasının bitkiler, mik-roorganizmalar ve deniz organizmaları gibi farklı doğal kaynaklardan izole edildiği rapor edilmiştir. Son birkaç on yıl boyunca bitkisel ilaçların faydalı biyolojik etkileri, hedef hücrelerle doğrudan ve güçlü etkileşimleri, sağlıklı hücrelere daha az toksisiteleri nedeniyle kullanımları önemli ölçüde artmıştır. Bu bitkisel ürünler, prostat kanserini daha az yıkıcı ve tedavi edilebilir hale getirmek için umut verici kimyasal ajanlar sunabilen yüksek çeşitliliğe sahip kaynaklardır. Son yıllarda, birçok doğal ürün ve özüt in vitro ve/veya in vivo olarak bilimsel olarak araştırılmıştır ve potansiyel anti-prostat kanseri ajanları olabilecekleri ileri sürülmüştür16.
Fitokimyasallar, kanser hücrelerinin radyo ve kemoterapi gibi anti-kanser tedavilere tepkisini ve yararlanımını önemli ölçüde artırırlar. Ayrıca, hücre apoptozu ve çoğalması, kanser istilası ve metastatik hastalık dahil olmak üzere karsinojenesin her aşa-masını hedef alarak, yan etkisi ve maliyeti düşük güçlü anti-kanserojen ajanlar olarak aktivite gösterirler17.
Apiaceae familyasının çeşitli üyeleri arasında yer alan kereviz uzun zamandır anti-tümör ve kemopreventif potansiyele sahip çok sayıda ikincil metaboliti biyosentezleme konusunda dikkate değer bir yetenek gösteren, yenilebilir ve sağlık açısından birçok faydalı ve nutrasötik özellikleri nedeniyle şifalı bir bitkidir18. Apium graveolens bitkisinin içerdiği flavonoidler, ftalidler, kumarinler, polifenoller, terpenoidler ve poliasetilenlerin geniş kapsamlı anti-kanser ve kemopreventif özelliklere sahip olduğu rapor edilmiş ve bu nedenle kereviz tüketiminin bazı kanserlere karşı koruma sağladığı varsayılmıştır10,19,20 Kereviz bitkisinin kayda değer biyolojik profiline rağmen, apoptotik potansiyelleri sınırlı sayıda araştırılmış ve çoğunlukla tohumlara odaklanılmıştır. Mevcut çalışmamız, farklı konsantrasyonlardaki Apium graveolens etanolik ekstraktlarının, LNCaP hücrelerinde doza ve zama-na bağımlı olarak BCL-2 düzeyinde gruplar arasın-da anlamlı bir fark yaratmasa da, BAX ve p53 dü-zeyleri ile BAX/BCL-2 oranında kontrol grubuna göre artışa yol açarak apoptotik ve antiproliferatif aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir.
Apoptoz, ökaryotik hücrelerde sıkı bir şekilde kontrol edilen, düzensizliği hücrenin hayatta kalmasını etkileyen, programlanmış hücre ölümüdür. Ancak birçok malign hücre, anti-apoptotik ve pro-apoptotik faktörlerin ekspresyonunu etkileyerek apoptozdan kaçmak için bazı mekanizmalar geliştirir21. Apoptoz mekanizmasında görevli protein ve moleküllerin, düzensiz ekspresyon ve fonksiyo-nu, çok sayıda insan tümörünün gelişmesine ve ilerlemesine neden olur, dolayısıyla bu proteinler, ilaç keşfinin umut verici hedefleri olarak kabul edilir ve şu anda klinik deneylerde incelenmektedir.
BCL-2 ailesinin proteinleri, hücre ölümü mekanizmalarının işleyişinde anahtar rol oynarlar ve nekroz, otofaji, apoptoz gibi farklı yollar ile hücre ölümünü modüle ederler22,23. BCL-2 protein ailesinin pro ve anti-apoptotik alt sınıfları arasındaki hassas denge, apoptoza duyarlılığı düzenler. Bu nedenle, BCL-2 ailesinin proteinleri, çeşitli insan kanserlerinin ilerlemesinde rasyonel terapötik hedeflerdir. Prostat kanseri tedavisinde, proapoptotik BCL-2 ailesi üyelerini taklit eden proteinler olan BH3 mimetikleri (örn. venetoklaks), yeni potansiyel tedavi yolları olarak klinik öncesi çalışmalarda önemli ilgi toplamıştır. Ayrıca prostat kanserinde, BCL-2 proteinleri androjen direnci, kemorezistans ve radyasyon tedavisine dirençle ilişkilendirilmiştir24-26.
Prostat kanseri hücrelerinde çeşitli bitkisel ürünlerin etkilerinin araştırıldığı çalışmaları incelediğimizde: Kurkuminin, LNCaP hücrelerinde konsantrasyona bağlı bir şekilde, BCL-2, BCL-XL ve XIAP'yi aşağı regüle ederek27,28; alternolün, in vitro ve in vivo prostat kanseri tümör hücrelerinde BCL-2’nin ekspresyonunu azaltarak (29); narın suyu ve perikarpında bulunan polifenollerin androjene ba-ğımlı LNCaP hücreleri ile PC3 ve DU145 hücrelerinde antiproliferatif, anti-invaziv ve antimetastatik etkiler uyandırarak BCL-2 proteinlerinin modülas-yonu yoluyla apoptozu indüklediği30 gösterilmiş-tir. Prostat kanseri hücreleri olan PC-3 ve DU145'in kerevizin de içerdiği bir flavon olan Apigenin ile tedavisi, apoptoz inhibitörleri BCL-XL ve BCL-2'de azalma ve BAX'ta artış meydana getirerek apoptoz yoluyla anti-kanser etkiler göstermiştir31. Quercetin, anti-inflamatuar, anti-oksidan ve anti-kanser etkileri kabul edilmiş olan bir flavonoiddir. Bu etkileri quercetinin, kanser hücresinin hayatta kalmasını engelleyerek ve anti-apoptotik yolakları zayıflatarak prostat kanserini baskılayabileceğini göstermektedir32.
LAPC4, LAPC9 ve LNCaP hücrelerinde33 ve prostat tümörlerinde34 androjen reseptör sinyali ve BCL-2 ekspresyonu arasında negatif, BCL-X arasında ise pozitif35 bir korelasyon rapor edil-miştir. LNCaP hücrelerinde androjen bağımlılığının BCL-2 düzeylerine etkisinin araştırıldığı bir çalışmada; androjene duyarlı insan LNCaP prostat kan-seri hücre hattının androjen bağımsızlığına ilerlemesi için öncelikle BCL-2'nin yukarı regülasyonunun gerekli olduğunu gösterilmiştir36 Prostat kanseri hücrelerinde yapılan deneyler, androjen reseptörünün BCL-X promoterine bağlandığını ve BCL-X ekspresyonunun androjen reseptörüne ba-ğımlı düzenlendiğini37, prostat kanseri hücrele-rinde BCL-X ekspresyonunun androjene bağımlılığı olduğunu ortaya koymuştur38. Biz çalışmamızda Apium graveolens’in farklı dozlardaki ekstraktlarının BCL-2 aktivitesinde anlamlı bir değişikliğe neden olmadığı gözlemledik. Mevcut verilere göre bu durumu, kullanılan prostat kanseri hücre hatlarının androjen bağımlı olup olmamasına bağlamak mümkündür. Öte yandan, BCL-2 protein düzeyinde değişiklik olmaması aynı zamanda diğer anti-apoptotik belirteç olan BCL-XL de artış olma-sı; Apium graveolens etanolik ekstraktlarının LNCaP hücrelerinde pro-apoptotik moleküller olan BAX ve p53 düzeylerinde yarattığı artışla apoptozu teşvik ettiğini göstermektedir.
Tümör baskılayıcı gen; p53, DNA veya serbest radikal hasarı gibi çok sayıda hücresel strese yanıt olarak hem apoptozu hem de hücre döngüsünü düzenler. Ölüm reseptörleri, BAX ve PUMA gibi BCL-2 proteinlerini düzenleyerek ekstrinsik yolu ve mitokondriyal apoptozu indükler. p53'ün mutasyonu, apoptozu inhibe ederek kanser hücrelerinin süresiz olarak çoğalmasına yardımcı olur. Prostat kanserinde, p53 mutasyonları erken, iyi diferansiye durumda nadirdir ancak metastatik hastalık veya hormondan bağımsız tümörler ilerledikçe daha sık hale gelir39,40. Yapılan çalışmalarda; cis-likopen ile tedavi edilen prostat kanseri hücrelerinde TP53 ve BAX’ın aşırı ekspresyonu, BCL-2’nin aşağı regülasyonu sayesinde41, Moringa oleifera metanolik yaprak ekstraktının DU145 hücrelerinde proapoptotik BAX mRNA ekspresyonu-nun yukarı regülasyonu ve anti-apoptotik BCL-2 mRNA ekspresyonunun aşağı regülasyonu ile42, kurkiminin ise LNCaP hücrelerinde proapoptotik genler BİM, BAX, BAK, p53'ün seviyelerinin artı-şına neden olarak43 apoptozu indüklediği gösterilmiştir. Mevcut çalışmamızda elde ettiğimiz so-nuçlarımıza göre Apium graveolens etanolik ekstraktları da içerdiği fitokimyasallar ile LNCaP hücrelerinde pro-apoptotik moleküller olan BAX ve p53 protein düzeylerinde artışa neden olarak apoptoza yol açmıştır.
BAX ve BCL-2'nin zıt fonksiyonları olduğundan BCL-2'nin BAX'a oranı hücre apoptozunu değer-lendirmek için önemli bir indekstir. Bir ölüm sinyalinden sonra BCL-2'ye göre daha yüksek BAX se-viyeleri, hücrelerin apoptoza duyarlılığını artırabilir. İnsan prostat kanseri PC-3 hücrelerinin Peperomin E ile tedavisinin44, LNCaP ve PC3 hücrelerinde keçiboynuzu ekstrakt uygulamasının45 bizim sonucumuzla benzer şekilde BAX/BCL-2 oranını yukarı regüle ettiği belirtilmiştir. Ayrıca bir başka çalışmada, BAX/BCL-2 oranındaki artışın androjenden bağımsız 104-R1 LNCaP hücrelerinin büyümesini baskıladığı bulunmuştur36.
Apium graveolens’in, rabdomiyosarkom hücre hatlarının büyüme inhibisyonu üzerinde konsantrasyona bağlı bir etki gösterdiği46, hepatoselüler karsinomda antioksidan enzim aktivitesinde ve kaspaz-3 seviyesinde artışa, inflamatuar sitokinlerde azalmaya neden olduğu47, insan mide kanseri BGC-823 hücrelerinde Siklin A, CDK2 ve BCL-2 gibi hücre döngüsü ve apoptozla ilişkili proteinlerin hepsini aşağı regüle ettiği, oysa BAX’ı yukarı regüle ettiği48, LNCaP hücrelerinde ise parça-lanmış poli (ADP-riboz) polimeraz üzerinden apoptotik etki ve vasküler endotel büyüme faktörü-nü aşağı düzenleyerek anjiyogenezi engellediği10 ve böylece anti-kansorejen etkinliği çeşitli kanser tiplerinde çalışılmıştır. Fakat yine de pek çok toplumda tüketilen şifalı bir bitki olan Apium graveolens’in kök, tohum, yaprak kısımlarının ve etken maddelerinin her birinin kanserin farklı sinyal yollarının aydınlatılabilmesi için ayrı ayrı değerlen-dirilmesi, anti-kanser ve apoptotik etkinliğinin ayrıntılı olarak ortaya konması mortalite oranı yüksek ve tedavisi zorlu bir hastalık olan prostat kanseri gibi malignitelerde büyük katkı sağlayacaktır.
Yakın zamanda kerevizin LNCaP hücrelerinde, kaspaz-3, -8, -9 ve APAF-1 protein düzeyleri üzeri-ne etkinliğini araştırdığımız çalışmamızda, bitkinin apoptotik etkinliğine dair yeni kanıtlar elde ettik49. Mevcut çalışmamızda ise kerevizin LNCaP hücreleri üzerine BCL-2 proteinleri ve p53 aracılı-ğıyla anti-kanser etkilerini göstermeyi amaçladık. Çalışmamızın kısıtlılıkları arasında, Apium graveolens'in apoptotik etkinliğinin farklı tipteki prostat kanseri hücrelerinde gösterilmemiş olması ve total apoptotik etkinliğini gösterebileceğimiz histokimyasal bir tekniğin eksikliği yer almaktadır. Çeşitli fitokimyasalları ile oldukça etkin ve yenile-nebilir bir bitki olan kerevizin, tek başına veya kemoterapötik ajanlarla kombinasyon halinde kul-lanımının yararlı etkilerini göstermek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.