[ Ana Sayfa | Editörler | Danışma Kurulu | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ]
Fırat Tıp Dergisi
2023, Cilt 28, Sayı 3, Sayfa(lar) 177-183
[ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
Periferik İnflamatuar İndeksler Malign ve Premalign Laringeal Lezyonlar İçin Önemli mi? 213 Olgunun Retrospektif Analizi
Kamil Gökçe TULACI, Erhan ARSLAN
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı, Balıkesir, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Larinks, Displazi, Lenfosit, Nötrofil, İnflamasyon, Larynx, Dysplasia, Lymphocyte, Neutrophile, Inflammation
Özet
Amaç: Bu çalışmanın amacı benign, premalign ve malign laringeal lezyon (BLL, PLL, MLL) tanısı almış olan hastaların nötrofil/lenfosit oranı (NLO), platelet/lenfosit oranı (PLO), lenfosit/monosit oranı (LMO), eritrosit dağılım genişliği (RDW), platelet dağılım genişliği (PDW) değerleri ile olan ilişkisinin incelenmesi, bu değerlerin PLL’nin takiplerinde düzelme veya progresyon açısından prediktif ve prognostik bir değerinin olup olmadığının araştırılmasıdır.

Gereç ve Yöntem: 2014-2020 yılları arasında laringeal lezyon nedeni ile opere edilmiş 213 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelenerek postoperatif histopatolojik tanılarına göre BLL, PLL, MLL olarak gruplandırıldı. Lezyon lokalizasyonuna göre glottik, supraglottik, subglottik ve transglottik olarak gruplandırıldı. Lezyon takiplerindeki iyileşme, nüks, kansere dönüşüm durumuna göre iyi ve kötü prognoz grubu olarak gruplandırıldı. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, preoperatif tam kan sayımındaki NLO, PLO, LMO, RDW ve PDW değerleri karşılaştırıldı.

Bulgular: Hastaların demografik özelliklerine göre ortalama yaş, MLL grubunda en yüksek ve BLL grubunda en düşüktü (p <0.001). Cinsiyet dağı-lımında ise MLL ve PLL gruplarında BLL grubuna göre erkek cinsiyet anlamlı bir şekilde yüksekti (p <0,001). Lezyonun tanısı, lokalizasyonu ve prognostik özelliklerine göre gruplar arasında NLO, PLO, LMO, RDW ve PDW değerleri açısından anlamlı bir fark izlenmedi.

Sonuç: Literatürde önceki çalışmalarda benign, premalign ve malign laringeal lezyonların tanı ve takiplerinde, kullanılmaları konusunda farklı görüş-lerin öne sürüldüğü NLO, PLO, LMO, RDW ve PDW değerlerinin hastalığın histopatolojik sınıflaması, lokalizasyonu ve prognozuna göre anlamlı bir değişim göstermediği gözlenmiştir.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Baş boyun bölgesi kanserleri içerisinde en sık karşılaşılanı larinksin yassı hücreli karsinomudur. Tüm kanser türleri içerisinde larinks karsinomu görülme sıklığının %1-2 olduğu bilinmektedir 1. Türkiye sağlık istatistikleri 2016 verilerine göre ülkemizdeki görülme sıklığı %2,4 ile 9. sırada yer almaktadır ve erkeklerde daha sık olarak görülmektedir 2.

    Laringeal karsinogenez, tam olarak aydınlatılamamış multfaktöriyel bir süreçtir. Larinks kanseri, laringeal skuamöz epiteldeki yapısal ve sitolojik değişikliklerin bir sonucu olarak gelişir. Çeşitli derecelerde displazi ve karsinoma in situ (CIS) içeren premalign laringeal lezyonlar (PLL) invaziv kansere dönüşebilirler 1. Laringeal karsinogenezde tanı ve takipte ayrıntılı öykü, tam bir baş boyun muayenesi, videolaringostrobosko-pik (VLS) görüntülemeler kullanılsa da özellikle PLL ve malign laringeal lezyonların (MLL) kesin tanısı için doku incelemesi gerekmektedir 3,4. MLL’nin tedavi seçenekleri daha net olmakla birlikte, PLL’nin takiplerinde hangi yöntemin, hangi zaman aralıklarında kullanılacağına dair net konulmuş sınırlar bulunmamaktadır. Bu sebeple lökoplaziler, displaziler ve keratotik lezyonlar gibi PLL’nin maligniteye dönüşme ihtimali nedeniyle bu hastaların takiplerinde VLS görüntüleme-ler ve/veya tekrarlayan direkt laringoskopi işlemleri ile histopatolojik inceleme gerekebilmektedir 4.

    Takiplerde hastaların benign, premalign, malign hastalık spektrumundaki olası risklerinin belirlenmesi için hastalığın seyrini ortaya koyabilecek prognostik değerlendirmeler konusunda araştırmalar yapılmıştır. Şu anda, klinik uygulamada PLL’lerin gelecekteki davranışını tahmin edilmesindeki biyobelirteçlerin kullanı-mına dair yeterli kanıt yoktur 1. Literatürde hastalığın prognostik ve prediktif değerlendirmesinde hastalıklı dokuda NANOG, p60, NF-κB, SOX2, padoplanin, Ki67, siklin B1 gibi parametreler çalışılmıştır 5-11. Bu çalışmalarda immünohistokimyasal inceleme için gerekli olan işlemler ve özel boyamaların maliyeti arttırdığı, değerlendirme için gerekli süreyi uzattığı ve bu parametrelerin hastalıklı dokudan örnekleme yapıl-madan prediktif bir belirteç olarak kullanılamayacakları görülmüştür 5-11. Bu zorluklar düşünüldüğünde, daha kolay, ucuz ve pratik değerlendirmelerin yapılma-sı fayda sağlayacaktır.

    Günümüzde yukarıda bahsedilmiş olan ayrıntılı ve pratik olmayan uygulamaların yanında konakçının tümöre karşı inflamatuar reaksiyonunun ve dolaylı olarak tümörün neden olduğu inflamasyonun anjiogenez, DNA hasarı, proliferasyon ve metastazda önemli rol aldığı görüşü ortaya atılmıştır. Son çalışmalarda da sistemik inflamatuar yanıtın derecesi ile çeşitli tümörler arasında korelasyonların olduğu gösterilmiştir 1. Bu açıdan önceki yapılan çalışmalarda operasyon öncesi rutin olarak hastalardan alınan tam kan sayımı örneklerindeki sistemik inflamasyonun bir belirteci olarak kabul edilen nötrofil, lenfosit, monosit, platelet, eritrosit dağılım genişliği (RDW), platelet dağlım genişliği (PDW) değerlerinin hastalarda var olan lokal ya da sistemik inflamasyon belirteci olarak, PLL ve MLL için prognostik bir değeri olabileceğine dair yayınlar yapılmıştır 1,4,12-14.

    Bu bilgiler ışığında, çalışmamızda laringeal patoloji nedeniyle opere edilen ve histopatolojik inceleme sonrasında benign laringeal lezyon (BLL), PLL ve MLL tanısı almış olan hastaların verileri retrospektif olarak incelenmiştir. Bu hastaların preoperatif laboratuvar tetkiklerinden tam kan sayımındaki sistemik inflamasyonun göstergesi olarak kabul edilen nötrofil/lenfosit oranı (NLO), platelet/lenfosit oranı (PLO), lenfosit/monosit oranı (LMO), RDW ve PDW değerleri ile histopatolojik tanı grupları arasındaki ilişkisinin incelenmesi ve bu değerlerin PLL grubundaki hastaların takiplerinde düzelme veya progresyon açısından prediktif ve prognostik bir değerinin olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Materyal ve Metot
    Çalışmamızda 3. basamak bir sağlık kuruluşunda Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Kliniği’nde Ocak 2014- Ekim 2020 yılları arasında laringeal lezyon nedeni ile tedavi edilen 251 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelenmiştir. Örneklem büyüklüğü hastane veri tabanı ve hasta kayıtlarında ulaşılabilen veriler ve bu konudaki benzer çalışmalar göz önüne alınarak belirlenmiştir 1,14.

    Çalışma için referans merkez niteliğindeki 3. basamak hastaneden 27.01.2021 tarih ve 2021/24 karar numarası ile yerel etik kurul onayı alınarak, Helsinki Deklarasyonu Prensiplerine uygun olarak yapılmıştır. Çalışmada verileri kullanılan hastalardan “Bilgilendirilmiş rıza” formu alınmıştır.

    Koroner arter hastalığı, bağ doku hastalıkları, kronik karaciğer yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği, inflamatuar barsak hastalığı, vaskulit gibi sistemik hastalığı olanlar, ateş ve öksürüğe bağlı larenkste psödomembran, laringeal fungal enfeksiyon veya laringeal tüberkü-loz tanısı almış olan, sekonder malignitesi olan ve verilerinde eksiklik bulunan hastalar çalışma dışı bırakılmıştır.

    Çalışmaya dahil edilme kriterini sağlayan hastaların yaş, cinsiyet ve ameliyattan bir hafta önce yapılan tam kan sayımındaki nötrofil, lenfosit, platelet, monosit, RDW, PDW, NLO, PLO, LMO değerleri, laringeal lezyonun lokalizasyonu ve postoperatif histopatolojik sonuçları incelenerek kaydedilmiştir.

    Hastaların patolojik incelemeleri bu konuda deneyimli bir patoloji doktoru tarafından konulan tanıların BLL, PLL ve MLL olmak üzere üç gruba ayrılması ile yapılmıştır. PLL grubu, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2017 yılında önerdiği sınıflamaya dayanarak düşük ve yük-sek dereceli displazi olarak sınıflandırılmıştır. Bu ikili sınıflama yayınlanmadan önce eski sınıflamaya göre sınıflandırılmış olan hastaların patolojik preperatları tekrar değerlendirilerek yeni sınıflamaya göre düzenlenmiştir.

    Lezyon lokalizasyonu hastaların intraoperatif endolaringeal muayene bulguları ve uygulanmış olan görüntüleme yöntemleri (bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme) ile glottik, supraglottik, subglottik ve birden fazla bölge tutulumu (transglottik) olarak gruplandırılmıştır. Ayrıca prognostik değerlendirme için hastalarının takiplerinde hastalık iyileşme, nüks veya kansere dönüşüm durumları kaydedilmiştir. İyileşmiş olan hastalar iyi prognoz grubuna dahil edilirken, nüksedenler, progresyon gösterenler ve kansere dönüşenler kötü prognoz grubuna dahil edilmiştir 4.

    İstatistiksel Analiz
    Tüm istatistiksel analizler SPSS v 20.0 (IBM Corporation, Armonk, NY, USA) ile yapılmıştır. Grup verilerinin normallik varsayımı Kolmogorov Smirnov testi ile yapılmıştır. Sürekli değişkenler normal dağılım gösterenler için ortalama±standart sapma, normal dağılım göstermeyenler için medyan (minimum-maksimum) olarak, kategorik değişkenler ise sayı ve yüzde olarak betimlenmiştir. Kategorik değişkenlerin gruplar arası sıklık verileri Ki-kare testi ile karşılaştırılmıştır. Sürekli değişkenlerin gruplar arası karşılaştırmasında Indepen-dent Samples t Test, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında (CI) ve p <0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Bulgular
    Çalışma tarihleri arasında laringeal lezyon nedeniyle opere edilmiş olan 251 hastadan 2’si laringeal fungal enfeksiyon, 15’i ek sistemik hastalık, 5’i ek malignite ve 16’sı da hasta verilerinde eksiklik olması nedeniyle çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışmaya dahil edilen 213 hastanın 171’i erkekti (%80,3) ve ortalama yaş aralığı 57,23±12,32 (22-85) olarak bulundu. Hastaların posto-peratif histopatolojik verilerine göre; 70 hasta (%32,9) BLL, 87 hasta (%40,8) PLL ve 56 hasta (%26,3) ise MLL olarak gruplandırıldı. Grupların yaş ortalamaları karşılaştırıldığında üç grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark olduğu saptandı (p <0.001). Yaş ortalama-ları MLL grubunda PLL grubundan, PLL grubunda da BLL grubundan yüksek olduğu saptandı. Cinsiyet dağılımında ise MLL ve PLL gruplarında erkek cinsiyet BLL grubuna göre anlamlı derecede yüksek saptandı (p <0.001).

    Hastaların patolojik tanılarının BLL, PLL ve MLL gruplarına göre dağılımı incelendiğinde; BLL grubunda en sık tanı alan hastalık vokal kord polibi (%68,57) iken PLL grubunda ağır derecede displazi (%55,2) olduğu saptandı. MLL grubunda ise hastaların hepsinde yassı hücreli kanser (%100) tanısı konulduğu saptandı (Tablo 1).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: Hastaların patolojik tanılarının benign, premalign ve malign gruplara göre dağılımı.

    Hastaların BLL, PLL ve MLL gruplarına göre operas-yon öncesi kan örneklerindeki NLO, PLO, LMO, RDW ve PDW göre dağılımı incelendiğinde; gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmadı (Tablo 2).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Gruplar arasındaki periferik inflamatuvar belirteçlerdeki değişiminin incelenmesi.

    Ayrıca PLL grubunda düşük ve yüksek dereceli displa-ziler arasında da NLO, PLO, LMO, RDW ve PDW değerleri açısından anlamlı fark saptanmadı (pNLO :0,695, pPLO :0,415, pLMO :0,246, pRDW :0,993, pPDW :0,183).

    Hastalarda var olan lezyonların lokalizasyonuna göre dağılımı incelendiğinde (Tablo 3), MLL grubunda tek bir alt bölgenin tutulu olduğu hastalar ile birden fazla alt bölgenin tutulu olduğu hastaların NLO, PLO, LMO, RDW ve PDW değerleri açısından gruplar arasında olarak anlamlı bir fark olmadığı saptandı. (pNLO :0,29, pPLO :0,099, pLMO :0,204, pRDW :0,145 ve pPDW :0,645).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 3: Hastaların lezyon lokalizasyonuna göre dağılımı.

    Grupların prognostik değerlendirmesinde BLL grubundaki hastaların tümü iyi prognoz grubunda iken PLL grubundaki hastalar içerisinde nüks (n :8) ve kansere dönüşüm (n :2) gösteren toplam 10 hasta kötü prognoz grubuna dahil edilmiştir. NLO, PLO, LMO, RDW ve PDW değerlerinin dağılımına bakıldığında PLL’de prognostik bir değerinin olmadığı görülmüştür (Tablo 4).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 4: PLL grubunda kötü prognostik özellik (nüks ve kansere dönüşüm) gösterenler ile göstermeyenler arasındaki periferik infla-matuar belirteçlerin değişimi.

    MLL grubundaki hasta kayıtları incelendiğinde ise sadece bir hastanın nüks gösterdiği görülmüştür.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    Dünyada tüm kanser tipleri içinde 6. sıklıkta görülen baş boyun kanserlerinin yaklaşık %90’ı larinks, oral kavite ve farinks kaynaklıdır 1,15. Son 30 yılda larinks kanserlerinin insidans ve prevalansı sırasıyla %12,0 ve %23,8 artarken, mortalitesi yaklaşık %5 azalmıştır 16. Bu değişimlerin muayene, görüntüleme ve tedavi seçeneklerinde ortaya çıkan gelişmeler saye-sinde premalign lezyonların erken tanınması ve uygun bir şekilde tedavi edilmesine bağlı olabileceği öne sürülmüştür 1.

    Laringeal patolojilerde lezyonlar genel olarak benign, premalign ve malign olarak sınıflanmaktadır. Bu patolojiler arasında hastalığın seyrinde sınıflar arasında geçişlerin olabilmesi sebebiyle özellikle hastaların takipleri önem arz etmektedir. Bu açıdan bakıldığında en çok kategoriler arası geçişin premalign lezyonlarda olduğu görülmektedir. Ancak literatürde bu patolojilerin takip sıklıkları ve süreleri hakkında farklı görüşler mevcut olsa da kesinleşmiş bir uzlaşma bulunmamaktadır. Buradaki temel problem, hastalıkların takiplerindeki değişimlere yol açacak olan risk faktörlerinin sınırlı ve yetersiz olmasıdır.

    PLL, eski sınıflamadan farklı bir şekilde 2017’deki DSÖ sınıflaması patolojik değerlendirmelerine göre düşük derece displazi ve yüksek derecede displazi olarak sınıflamıştır 17. Bu displaziler klinikte vokal kord üzerinde düzensizlik, lökoplazi, eritroplazi ve eritrolökoplazi gibi görünümlerle karşımıza çıkabil-mektedir. Displazi derecesinin artması ile hastalıkların malign transformasyon gösterme ihtimali de yükselmektedir 17-19.

    Laringeal karsinogenezin doğası gereği hastalık sınıfları arasındaki geçişlerin öngörülebilmesi, hastalığın morbiditesi ve mortalitesinin azaltılması için özellikle PLL’de erken tanı ve yeterli tedavinin planlanması aşamasında kullanılabilecek preoperatif risk faktörleri ile ilgili arayış devam etmektedir. Bu açıdan PLL’nin tanısında, malign lezyonlardan ayrımında ve progresyonunun takibinde indirekt laringoskopik muayene, VLS, dar band özellikli endoskopik muayene, floresan/otofloresan görüntüleme, kontakt endoskopi, yakın ve sık takip ve tekrarlayan direkt laringoskopi ile biyopsiler alınması uygulamalarının yanı sıra dokuda immünohistokimyasal yöntemler ile NANOG, p60, NF-κB, SOX2, padoplanin, Ki67, siklin B1 vb. belirteçlerin ekspresyonunun araştırılması önerilmiştir 5-11,20-22. NANOG, laringeal karsinomlar da dahil olmak üzere çeşitli kanserlerde sıklıkla anormal şekilde eksprese edilen embriyonik kök hücre regülatörüdür. Seksen iki hastanın dahil edildiği çalışmada PLL’de imü-nohistokimyasal yöntemler ile %27 oranında güçlü NANOG ekspresyonunun olduğu gösterilmiş olup laringeal karsiogenez ile ilişkisinin histopatolojik sınıflamadan daha anlamlı olduğu bildirilmiştir 5. Vokal kord prekanseröz lezyonlarındaki Ki67 proliferasyon oranının araştırıldığı çalışmada ise Ki67 oranının %40 üzerinde olması yüksek risk faktörü olarak tanımlanmıştır 10. Fakat bu yöntemlerin her birinde farklı maliyet, uygulanabilirlik ve zaman kaybı gibi farklı kısıtlamalar mevcuttur. Bu açıdan takiplerde daha az maliyet ve zaman, daha sık ve kolay uygulanabilirlik özelliğine sahip belirteçlere ihtiyaç vardır.

    Genel fizyolojik işleyişte patolojik olaylara karşı oluşan ilk cevap dokudaki inflamatuar yanıttır. İnflamatuar yanıtın lokal ve/veya sistemik belirteçleri enfeksi-yöz durumlar, otoimmün hastalıklar, malign ve benign tümörlerde tanı ve takip amacıyla kullanılmaktadır 1,23-26. Literatürde akciğer kanseri, kolorektal kanser ve baş boyun kanserlerinde inflamatuar yanıt ile kanser arasındaki ilişki araştırılmış ve gerek lokal gerek sistemik inflamatuar yanıtın, tümörün büyüme ve metastaz oluşturma mekanizması ile olan ilişkileri gösterilmiştir 1,23-26. Bu açıdan lokal olarak hastalıklı dokudaki nötrofil, lenfosit, monosit, trombosit sayıları ve birbir-leri ile olan oransal dağılımdaki değişimlerinin genetik hasarın indüklenmesi, tümör gelişiminin hızlandırılması, anjiogenezisin aktivasyonu, mikrovasküler geçirgenliğin arttırılarak tümör hücrelerinin damar dışına kaçışının kolaylaştırılması gibi mekanizmalarla tümöral dönüşümdeki etkileri saptanmıştır. Ayrıca bu lokal inflamatuar yanıtın sistemik olarak kan tablosundaki izdüşümlerinin ve değişimlerinin varlığı da gösterilmiştir 1,4,27-29. Bu değerlerden özellikle NLO, MLO, PLO, RDW ve PDW değerlerinin benign, premalign ve malign lezyonlarda farklılıklar gösterdiği izlenmiştir 30-34.

    Laringeal malignitelerde NLO ve PLO değerlerindeki değişimlerle ilgili yapılan çalışmalarda literatürde çe-lişkili görüşler mevcuttur. Du ve ark. 35 NLO ve PLO değerlerinin larinks kanserlerinde evreye göre değişim gösterdiğini, Zeng ve ark. 36 larinks kanserinde NLO değerinin prognostik değerinin olduğunu, Kara ve ark. 37 ise hastalığın evresine göre PLO değerinde anlamlı bir değişim olduğunu göstermişlerdir. Bu çalışmaların aksine NLO, PLO gibi hematolojik parametrelerin laringeal malignitede prognostik olarak kullanılamayacağını belirten çalışmalar da mevcuttur 13,38.

    Özellikle embriyolojik larengeal gelişim özellikleri ve glottik bölgedeki drenajın diğer bölgelere göre daha zayıf olması sebebiyle, lezyon saptanan bölgelere göre kan parametrelerinde farklılık olabileceği düşünülmüştür. Bu açıdan Du ve ark. 35 NLO değerinin glottik kanserlerde glottik olmayan kanserlere göre anlamlı bir şekilde düşük olduğunu bildirmişlerdir. Zeng ve ark. 36 ise larinks kanserinde glotik, supraglottik, ve subglottik lokalizasyona göre NLO oranında anlamlı bir fark olmadığını göstermişlerdir. Çalışmamızda MLL grubundaki hastaların lezyon lokalizasyonlarına göre glottik, subglottik, supraglottik ve transglottik (birden fazla alt bölge tutulumu) lokalizasyonlarına göre NLO, PLO, MLO, RDW, PDW değişimlerini incelediğimizde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptamadık.

    Diğer yandan, PLL açısından DSÖ’nün 2017’deki sınıflamasının da göz önüne alındığı laringeal displazi-ler ile inflamatuar belirteçler arasındaki ilişkiyi açıklayan sınırlı sayıda çalışma mevcuttur 1,4,13,14. Az sayıdaki bu çalışmaların sonuçları tartışmalı ve birbirleri ile çelişkilidir. Özellikle PLL’de lezyondaki displa-zi derecesine göre stripping, kordektomi, RT gibi farklı tedavi protokolleri olduğu göz önüne alındığında, hastanın takipteki risk durumunun da ortaya konulması açısından periferik inflamatuar parametrelerin öneminin araştırılarak hasta takip ve tedavi kararının verilmesinde fayda sağlayabileceği düşünülmüştür. Bu görüşe binaen, ilk olarak Kum ve ark. 1 NLO ile PLL arasındaki ilişkiyi araştırmışlardır. Hafif displazi, orta displazi ve ağır displazi/Karsinoma in situ grupları arasında anlamlı bir fark olmadığını göstermişlerdir. Kara ve ark. 13 NLO değerinin laringeal kanserlerde benign ve premalign lezyonlardan daha yüksek olduğunu ortaya koymuşlarken, Fang ve ark. 4 tarafından gerçekleştirilen 589 hastalık geniş bir hasta grubunun retrospektif incelemesinde NLO, PLO ve MLO değerlerinin ağır displazi ve yassı hücreli karsinom hastalarında hafif ve orta displazi hastalarına göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu gösterilmiştir. Prognostik değer açısından yapılan çalışmalarda PLL hastalarında NLO, PLO ve MLO değerlerinin nükseden ve kansere dönüşen hastalarda anlamlı bir şekilde yüksek olduğu gösterilmiştir 4,14. Aksine Kara ve ark. 13 PLL’de NLO, PLO, MLO, RDW ve PDW değişimlerinin prog-nostik olarak anlamlı olmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca vokal kordu tutan PLL’de lezyon boyutu ve ön komissür tutulumunun periferik inflamatuar hücre oranları ile ilişkisi de araştırılmış olup, gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı gösterilmiştir 14. Çalışmamızda ise PLL grubundaki hastaların kan NLO, MLO, PLO, RDW ve PDW değerlerinin BLL ve MLL gruplarındaki hastalar ile karşılaştırıldığında anlamlı bir değişim göstermediği ortaya konmuştur. Ayrıca nüks ve kanse-re dönüşüm açısından prognostik olarak incelendiğinde PLL grubunda yukarıda saydığımız parametrelerde anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır.

    Çalışmamız retrospektif dizayn ile yapıldığından dolayı hasta kontrol ve verilerin devamlılığındaki olası eksikliklerden kaynaklanabilecek problemler mevcuttur. Daha geniş katılımlı ve prospektif dizaynda yapılacak çalışmalar konunun netleşmesi açısından faydalı olacaktır.

    Sonuç olarak çalışmamızda opere edilerek histopatolojik olarak saptanmış olan benign, premalign ve malign laringeal lezyonların tanı ve takiplerinde, literatürde önceki çalışmalarda kullanılmaları konusunda farklı görüşlerin öne sürüldüğü NLO, PLO, LMO, RDW ve PDW değerlerinin hastalığın histopatolojik sınıflandırılması, lokalizasyonu ve prognozuna göre anlamlı bir değişim göstermediği gözlenmiştir. Bu konunun aydınlatılması için daha geniş vaka serileri ile ileri araştırma-lara ihtiyaç vardır.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Kum RO, Ozcan M, Baklaci D et al. Elevated neutrophil-to-lymphocyte ratio in squamous cell carcinoma of larynx compared to benign and precancerous laryngeal lesions. Asian Pac J Cancer Prev 2014; 15: 7351-5.

    2) Kara F, Keskinkılıç B. Türkiye Kanser istatistikleri 2016, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, Ankara, 2019.

    3) İskender Emekli Z, Işık AÜ. Larinks kanserlerinin epidemiyolojisi ve preoperatif değerlendirme. Turkiye Klinikleri J E.N.T.-Special Topics 2017; 10: 147-53.

    4) Fang Y, Yang Y, Chen M et al. Elevated peripheral inflammatory markers are related with the recurrence and canceration of vocal fold leukoplakia. Eur Arch Otorhinolaryngol 2019; 276: 2857-64.

    5) Rodrigo JP, Villaronga MA, Menéndez ST et al. A novel role for NANOG as an early cancer risk marker ın patients with laryngeal precancerous lesions. Sci Rep 2017; 7: 11110.

    6) Giopanou I, Lilis I, Papadaki H, Papadas T, Stat-hopoulos GT. A link between Rel B expression and tumor progression in laryngeal cancer. Onco-target 2017; 8: 114019-30.

    7) Mesolella M, Iorio B, Landi M et al. Overexpression of chromatin assembly factor-1/p60 predicts biological behaviour of laryngeal carcinomas. Acta Otorhinolaryngol Ital 2017; 37: 17-24.

    8) Granda-Díaz R, Menéndez ST, Mallo DP et al. The novel role of SOX2 as an early predictor of cancer risk in patients with laryngeal precancerous lesions. Cancers (Basel) 2019; 11: 286.

    9) Ibrahim BB, Salem MM, Khairy RA, Al Gunaid RAR. Expression of podoplanin in laryngeal squamous cell carcinoma and dysplasia. J Clin Di-agn Res 2017; 11: EC31-5.

    10) El-Bolkainy T, Mohamed G, Badawy O. Precursor lesions of the vocal cord: A study on the diagnostic role of histomorphology, histometry and Ki-67 proliferation. Pathol Oncol Res 2020; 26: 515-20.

    11) Niranjan KC, Tayaar A, Kumar GS, Krishnapillai R, Hallikeri K, Hunasgi S. Immunohistochemical expression of Cyclin B1 in epithelial hyperplasia, dysplasia and oral squamous cell carcinomas- A comparative study. J Clin Diagn Res 2016; 10: ZC85-90.

    12) Diakos CI, Charles KA, Mc Millan DC, Clarke SJ. Cancer-related inflammation and treatment effec-tiveness. Lancet Oncol 2014; 15: e493-503.

    13) Kara A, Guven M, Demir D, Yilmaz MS, Gundo-gan ME, Genc S. Are calculated ratios and red blood cell and platelet distribution width really important for the laryngeal cancer and precancerous larynx lesions. Niger J Clin Pract 2019; 22: 701-6.

    14) Fang Y, Chen M, Yang Y et al. The Variation of Peripheral Inflammatory Markers in Vocal Leu-koplakia before and after Recurrence and Cancera-tion. Dis Markers 2020; 2020: 724178.

    15) Haddad RI, Shin DM. Recent advances in head and neck cancer. N Engl J Med 2008; 359: 1143-54.

    16) Nocini R, Molteni G, Mattiuzzi C, Lippi G. Upda-tes on larynx cancer epidemiology. Chin J Cancer Res 2020; 32: 18-25.

    17) Gale N, Poljak M, Zidar N. Update from the 4th edition of the World Health Organization Classifi-cation of head and neck tumours: what is new in the 2017 WHO blue book for tumours of the Hy-popharynx, Larynx, Trachea and Parapharyngeal Space. Head Neck Pathol 2017; 11: 23-32.

    18) Thompson L. World Health Organization classifi-cation of tumours: pathology and genetics of head and neck tumours, Ear, Nose. Throat J 2006; 85: 74.

    19) Sadri M, McMahon J, Parker A. Management of laryngeal dysplasia: a review. Eur Arch Otorhino-laryngol 2006; 263: 843-52.

    20) El-Demerdash A, Fawaz SA, Sabri SM, Sweed A, Rabie H Sensitivity and specificity of stroboscopy in preoperative differentiation of dysplasia from early invasive glottic carcinoma. Eur Arch Otorhi-nolaryngol 2015; 272: 1189-93.

    21) Chen M, Changjiang L, Yang Y, Cheng L, Wu H. A morphological classification for vocal fold leu-koplakia. Braz J Otorhinolaryngol 2019; 85: 588-96.

    22) Stanikova L, Satankova J, Kucova H, Walderova R, Zelenik K, Kominek P. The role of narrow-band imaging (NBI) endoscopy in optical biopsy of vocal cord leukoplakia. Eur Arch Otorhinolaryngol 2017; 274: 355-9.

    23) Diem S, Schmid S, Krapf M et al. Neutrophil-to-Lymphocyte ratio (NLR) and Platelet-to-Lymphocyte ratio (PLR) as prognostic markers in patients with non-small cell lung cancer (NSCLC) treated with nivolumab. Lung Cancer 2017; 111: 176-81.

    24) Stojkovic Lalosevic M, Pavlovic Markovic A, Stankoic S et al. Combined diagnostic efficacy of neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR), platelet-to-lymphocyte ratio (PLR), and mean platelet volume (MPV) as biomarkers of systemic inflammation in the diagnosis of colorectal cancer. Dis Markers 2019; 2019: 6036979.

    25) Grivennikov SI. Inflammation and colorectal cancer: colitis- associated neoplasia. Semin Immuno-pathol 2013; 35: 229-44.

    26) Fox JG, Wang TC. Inflammation, atrophy, and gastric cancer. J Clin Invest 2017; 117: 60-9.

    27) Wenger FA, Jacobi CA, Zieren J, Döcke W, Volk HD, Mülller JM. Tumor size and lymph-node sta-tus in pancreatic carcinoma—is there a correlation to the preoperative immune function? Langen-becks Arch Surg 1999; 384: 473-8.

    28) Franco AT, Corken A, Ware J. Platelets at the interface of thrombosis, inflammation, and cancer. Blood 2015; 126: 582-8.

    29) Franklin RA, Liao W, Sarkar A et al. The cellular and molecular origin of tumor-associated macrop-hages. Science 2014; 344: 921-5.

    30) Teramukai S, Kitano T, Kishida Y et al. Pretreatment neutrophil count as an independent prognos-tic factor in advanced non-small-cell lung cancer: an analysis of Japan Multinational Trial Organisa-tion LC00-03. Eur J Cancer 2009; 45: 1950-8.

    31) Idowu OK, Ding Q, Taktak AF, Chandrasekar CR, Yin Q. Clinical implication of pretreatment neutrophil to lymphocyte ratio in soft tissue sarcoma. Biomarkers 2012; 17: 539-44.

    32) Liu CL, Lee JJ, Liu TP, Chang YC, Hsu YC, Cheng SP. Blood neutrophil-tolymphocyteratio correlates with tumor size in patients with differen-tiated thyroid cancer. J Surg Oncol 2013; 107: 493-7.

    33) Unal D, Eroglu C, Kurtul N, Oguz A, Tasdemir A. Are neutrophil/lymphocyte and plate-let/lymphocyte rates in patients with non-small cell lung cancer associated with treatment response and prognosis? Asian Pac J Cancer Prev 2013; 14: 5237-42.

    34) Chen L, Zeng H, Yang J et al. (2018) Survival and prognostic analysis of preoperative inflammatory markers in patients undergoing surgical resection for laryngeal squamous cell carcinoma. BMC Can-cer 2018; 18: 816.

    35) Du J, Liu J, Zhang X et al. Pretreatment neutrophil to lymphocyte ratio predicts survival in patients with laryngeal cancer. Oncol Lett 2018; 15: 1664‑72.

    36) Zeng YC, Chi F, Xing R et al. Pre‑treatment neutrophil‑to‑lymphocyte ratio predicts prognosis in patients with locoregionally advanced laryngeal carcinoma treated with chemoradiotherapy. Jpn J Clin Oncol 2015; 46: 126‑31.

    37) Kara M, Uysal S, Altinişik U, Cevizci S, Güçlü O, Dereköy FS. The pretreatment neutrop-hil‑to‑lymphocyte ratio, platelet‑to‑lymphocyte ratio, and red cell distribution width predict progno-sis in patients with laryngeal carcinoma. Eur Arch Otorhinolaryngol 2017; 274: 535‑42.

    38) Duzlu M, Karamert R, Tutar H, Karaloglu F, Sahin M, Cevizci R. Neutrophil‑lymphocyte ratio findings and larynx carcinoma: A preliminary study in Turkey. Asian Pac J Cancer Prev 2015; 16: 351‑4.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    [ Ana Sayfa | Editörler | Danışma Kurulu | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ]