[ Ana Sayfa | Editörler | Danışma Kurulu | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ]
Fırat Tıp Dergisi
2008, Cilt 13, Sayı 4, Sayfa(lar) 266-270
[ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
Açık Tibia Cisim Kırıklarının Tedavisinde İlizarov Tipi Sirküler Eksternal Fiksatör Uygulamalarımızın Orta Dönem Sonuçları
Bülent ÖZKURT, Abdullah Yalçın TABAK, Mehmet Ali TÜMÖZ
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 5. Ortopedi Kliniği, ANKARA
Anahtar Kelimeler: Tibia, açık kırık, sirküler eksternal fiksatör, Tibia, open fractures, ilizarov type circular external fixator
Özet
Amaç: İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatörün tibia açık kırıklarının tedavisinde etkinliğinin araştırılması.

Gereç ve Yöntem: Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastenesi II. Ortopedi Kliniğinde Haziran 1998 – Ocak 2002 tarihleri arasında 51 hastanın 56 tibia açık kırığı İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatör uygulanarak tedavi edildi. Otuz beşi (%68.6) erkek 16’sı (%31.4) bayan olan hastalarımızın yaş ortalaması 34.2 (17-56) idi. Olgularımızın 15’i (%26.8) Tip I, 22’si (%39.3) Tip II, 13’ü (%23.2) Tip III A, altısı (%10.7)Tip III B olarak değerlendirildi. Tip I ve Tip II açık kırıkların hepsi ya çok parçalı ya da aşırı kontamineydi. Değerlendirme Johner – Wrush kriterlerine göre yapıldı

Bulgular: Ortalama 94 (72-109) ay izlem sonucunda 52 tibiada tam kaynama elde edildi. Sadece dört hastada ikinci bir operasyonla grefaj uygulanarak kaynama sağlandı. Kaynama süresi ortalama 19 (12–43) hafta idi. Hastaların onunda yüzeyel, birinde derin tel yolu enfeksiyonu gelişti.. Hiçbir hastamızda kozmetik yada fonksiyonel yakınmaya yol açacak açılanma, kısalık, hareket kısıtlılığı olmadı.

Sonuç: Açık tibia kırıklarında, özellikle aşırı kontaminasyon, çok parçalanma, segmenter veya defektif olgularda İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatör üç boyutlu ve çok seviyeli harekete olanak sağlarken minör travmatizan bir sistem olması nedeniyle avantajlı bir yöntem olarak görülmektedir.©2008, Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Açık kırıkların tedavisi çok eski çağlardan beri travmatolojinin en önemli sorunlarından biri olmuştur. Cisminin ön yüzündeki cilt ve cilt altı dokusunun çok az olması nedeniyle direkt ve endirekt travmalarla oluşan açık kırıklar en sık olarak tibiada görülmektedir1. Epidemiyolojik çalışmalar açık kırıkların tüm tibia cisim kırıklarının %23.5’ini oluşturduğunu göstermektedir2.

    Tibianın açık kırıkları çok yüksek oranda enfeksiyon, kaynama gecikmesi, kaynamama ve ampütasyonla sonuçlanma riski taşır3. Gerek açık kırıkların tedavisinde ve takibinde karşılaşılan güçlükler, gerekse yol açtığı komplikasyonlar travmatologları değişik tedavi metotları arayışı içine sokmuştur.

    En iyi tedavi yöntemi kırık morfolojisinin tam analizi ile, kırığın mekanik özelliklerine, hastanın yaşı ve genel durumuna, en önemlisi de çevre yumuşak dokuların durumuna bağlıdır.

    Tercih edilecek yöntem ekstremitelerin fonksiyonel rotasyonuna maksimum izin vermeli, kemik dizilim ve uzunluğunu optimal düzeyde sağlamalıdır.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Materyal ve Metot
    Haziran 1998-Ocak 2002 tarihleri arasında 51 hastanın 56 tibia cisim açık kırığı İlizarov Tekniği ve İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatör uygulanarak tedavi edildi. Bu süre zarfında tedavi edilen ekleme uzanımı olan 27 hasta ve cerrahi uygulandıktan sonra kontrollere gelmeyen 24 hasta çalışmaya dâhil edilmedi. Tedavileri süresince ve günümüze kadar takipleri düzenli yapılan 51 hastanın 35’i (%68.6) erkek, 16’sı (%31.4) bayandı. Kırık oluştuğu sırada ortalama yaş 34.2±5.4 (dağılım 17–56) idi. Yirmi dört (%47) hastada sağ, 22 (%43.1) hastada sol ve beş (%9.9) hastada iki taraflı tibia kırığı vardı. Kırık nedeni 24 (%47) hastada trafik kazası, 10 (%19.7) hastada ateşli silah yaralanması, dokuz (%17.6) hastada iş kazası, yedi (%13.7) hastada yüksekten düşme ve bir (%2) hastada spor yaralanması idi. Kırk yedi hastada eşlik eden yaralanma ( kafa, göğüs, batın travması ya da çoklu kemik kırığı) mevcuttu.

    Hastaların 17’si (%33.3) acil servisimize yaralanma sonrası ilk 8 saat içinde başvurmuşken, 14’ü (%27.5) 8–12 saat içinde ve 20’si (%39.2) 12 saatten daha geç başvurdu. Hastaların tümünün ilk başvuru anında radyolojik ve klinik değerlendirilmeleri yapıldı. Elli altı kırığın 27’si (%48.2) aşırı kontamine, 16’sı (%28.6) çok parçalı, segmenter ya da defektif, 13’ü hem aşırı kontamine hem de çok parçalı olarak değerlendirildi. Hastaların kırıkları kırık şekillerine göre; yirmisi (%35.7) spiral oblik, 18’i (%32.1) çok parçalı, dokuzu (%16.1) segmenter, yedisi (%12.5) transvers ve ikisi (%3.6) defektif olarak değerlendirildi.

    Çalışmaya dâhil edilen hastaların tümünde açık kırık mevcuttu. Gustillo-Anderson sınıflamasına ve Mendosa’nın modifikasyonuna4 göre 15 kırık (%26.8) Tip I, 22 kırık (%39.3) Tip II, 13 kırık (%23.2) Tip III A ve altı kırık (%10.7) ise Tip III B olarak değerlendirildi. Tip I ve Tip II açık kırıkların hepsi ya aşırı kontamine ya da çok parçalı, defektif veyahut segmenterdi. Altı kırıkta (%10.7) ilk başvuru esnasında peroneal sinir arazı mevcuttu. Hastalara hastaneye başvurduktan sonra ortalama 5±1.2 (dağılım 2-8) saat içinde acil müdahale edilerek, irrigasyon, yara debridmanı, immünizasyona durumuna göre tetanoz rapeli, tetanoz antitoksini ve gazlı gangren antitoksini uygulandı. Tüm hastalara parenteral proflaktik antibiyotik tedavisi hemen başlandı ve üç gün süre ile devam edildi.

    On yedi (%30.7) kırıkta ilk ameliyattan sonra 24-72 saat sonra Debridman tekrarı gerekti, bu kırıkların 15’i (%88.2) Tip III açık kırıkken ikisi (%11.8)Tip II açık kırıktı. İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatör uygulamadan önce mutlaka ameliyat öncesi planlama yapılarak fiksatör dizaynı tasarlanıp cihaz hazırlanarak ameliyat süresi kısaltıldı. Bütün hastalar normal ameliyat masasında supin pozisyonunda, turnikesi olarak ameliyat edildi. Otuz dört (%66.7) hasta genel anestezi, 17 (%33.3) hasta rejyonel anestezi altında ameliyat edildi. Ameliyatta fiksatörün uygulanışı ve kırığın redüksiyonu İlizarov metoduna uygun olarak yapıldı.

    Bütün kırıklarda kırık fragman uçları sadece uç uca getirildi, statik kompresyon yapılmadı. Ameliyat sonrası erken dönemde hastalara yük verdirilerek dinamik kompresyon sağlandı. Hiçbir hastada primer kemik grefti uygulanmadı. Ameliyatta kırığın durumuna göre en az üç en fazla altı halkadan oluşan cihazlar kullanıldı.

    Tek taraflı kırığı olan bütün hastalarda ameliyat akşamı aktif ve pasif hareketler başlandı. Ameliyat sonrası birinci günde başka sistem yaralanması kalkmasına engel olmayan bütün hastalar ayağa kaldırıldı ve tolere edebildikleri kadar yük verdirilerek yürütüldü. Ortalama 29±9 (dağılım 20–41) günde hastaların ameliyat edilen tibianın üzerine tam yük vermesi sağlandı. İki taraflı ameliyat ettiğimiz hastalarımız ise ameliyat sonrası dört ila yedi gün içinde ayağa kaldırıldı.

    Çalışmaya dâhil edilen hastalar ortalama 94±9.8 (dağılım 72–109) ay süre ile takip edildi. Radyolojik olarak yeterli kaynama dokusu oluşumu ile klinik muayene sonuçları birleştirildiğinde kaynaması yeterli görülen hastaların cihazı çıkartılarak bir ay PTB alçı tespitine alındı. Cihaz çıkarılmadan üç hafta önce rodlardaki somunlar gevşetilerek aksiyel yüklenmeye devam edildi. Cihaz ortalama 22±5.3 (dağılım 11–48) hafta sonra çıkarıldı.

    Peroneal sinir arazı olan hastalar üçüncü haftadan sonra çekilen ENMG ile takip edildi. Bu hastalara cihaza adapte edilen dinamik splint uygulanarak pasif hareketler başlandı. Sagittal ve koronal planda 5º den fazla açılanma, 10º den fazla iç ya da dış rotasyon ve bir cm.’den fazla kısalık malunion olarak kabul edildi5.

    İstatistiksel Değerlendirme: Ortalama değerler ortalama ± standart sapma olarak ifade edildi. Tüm istatistiksel analizler Windows SPSS 11.3 (SPSS Inc IL, USA) programı kullanılarak gerçekleştirildi.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Bulgular
    Tedavi edilen 56 tibia açık kırığı olan 51 hastanın ortalama 94±9.8 (dağılım 72-109) ay izlem sonucunda 52 (%92.9) tibiada tam kaynama elde edildi. Sadece dört (%7.1) hastada yeterli süre (altı ay) geçmesine rağmen kaynama belirtilerinin görülmemesi üzerine ikinci bir operasyonla grefaj uygulanarak kaynama sağlandı. İkinci ameliyat gereken dört kırık da yumuşak doku desteğinden yoksun, çok parçalı, segmenter Tip III B kırıklardı. Kaynama süresi ortalama 19±3.2 (dağılım 12–43) hafta idi. Tip I açık kırıklarda kaynama süresi ortalama 15±2.7 (dağılım 12–19) hafta iken, Tip II açık kırıklarda kaynama süresi ortalama 17±3.5 (dağılım 13–28) hafta ve Tip III açık kırıklarda ortalama 25±5.7 (dağılım 17–43) hafta olarak saptandı. İkinci ameliyat uygulanan dört kırıkta ikinci ameliyat sonrası ortalama 14±3.0 (dağılım 11–18) haftada kaynama saptandı. (Şekil 1–3).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 1: Hastanın ameliyat öncesi grafisi


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 2: Hastanın ameliyat sonrası erken dönemde çekilmiş grafisi.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 3: Hastanın ameliyat sonrası geç çekilmiş grafisi

    Hastaların çekilen son kontrol grafilerinde varus-valgus, ön-arka açılanmaları ve kısalık ölçümleri yapıldı. Rotasyon araştırıldı. Ameliyatlı bacak karşı tarafla karşılaştırıldı. İki vakada 7º-12º varus-valgus açılanması, bir vakada 5º ön-arka açılanma ve iki hastada 5º ila 10º rotasyon tespit edildi. Bu hastaların hiçbirinde fonksiyonel yâda kozmetik herhangi bir şikâyet olmadığı için ek bir cerrahi girişim yapılmadı. İki ve üç cm kısalık gelişen iki hastada topuk takviyesi ile hastaların şikâyetleri ortadan kalktı.

    Diğer alt ekstremitesi ampute edilmiş bir hastada 36. haftada cihaz çıkarıldıktan sonraki kontrollerde geç açılanma saptandı. Oluşan sekiz derecelik varus açılanmasına hastanın bir şikâyeti olmadığı için bir müdahale edilmedi.

    On (%19) tibiada yüzeyel, bir (%1.8) tibiada derin tel yolu enfeksiyonu gelişti. Bu vakalar antibiyogram sonrası uygun antibiotik ve düzenli pansumanla tedavi edildi. Derin tel yolu enfeksiyonu gelişen hastamızda kischner teli çıkartılarak takibe alındı, takiplerde enfeksiyon düzeldi stabilite kaybı olmadı.

    Hiçbir hastada osteomyelit ya da kompartman sendromu gelişmedi. Serimizde ödem veyahut basıya bağlı cilt problemiyle karşılaşılmadı. İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatörün komponentlerinde stabilite kaybına bağlı herhangi bir komplikasyon ortaya çıkmadı. Hiçbir hastada takiplerde redüksiyon kaybına bağlı ya da implant yetmezliğine bağlı girişim yapma gereği duyulmadı. Hiçbir hastada yapılan cerrahiye bağlı nörovasküler yaralanma olmadı.

    Ameliyat sonrası sıkı ev rehabilitasyonuna rağmen, tam uyum sağlanamayan dört (%7.1) vakada ayak bileği ve subtalar eklemde hareket kısıtlılığı gelişti. Bu hastalarda fizik tedavi ile tatminkâr fonksiyonel sonuçlar elde edildi. Hiçbir hastada diz ekleminde hareket kısıtlılığı saptanmadı. İki hastada (%3.6) analjezik ve fizik tedavi ile gerileyen refleks sempatik distrofi ortaya çıktı.

    Peroneal arazı olan altı hastada sinir fonksiyonları üçüncü aydan sonra kendiliğinden düzeldi. Sinir iyileşmesine katkısı olması amacıyla ağızdan B vitamini kompleksi (B1 250 mg, B6 250 mg) günde iki kere üç ay süre ile uygulandı.

    Tedaviyi takiben radyolojik ve fonksiyonel değerlendirme Jahner ve Wruhs ölçütlerine göre yapıldı6. Bu kriterlere göre İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatör uygulanan serimizde %56 çok iyi, %24 iyi, %12 orta ve %8 vasat sonuç saptandı.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    Açık kırıkların tedavisi üzerinde her gün yeni gelişmeler kaydedilmektedir. Eksternal fiksatörlerin endikasyonları ve kullanım alanları her geçen gün artmaktadır. Açık kırıkların, özellikle çok parçalı, defektif ve kontamine açık kırıkların tedavisinde eksternal fiksatörlerin kullanımı bu gün rutin olarak kabul görmektedir3,5,7.

    Tibia açık kırıklarında herhangi diğer bir kemiğin açık kırığına oranla 10 ila 20 kat daha yüksek enfeksiyon oranı bildirilmektedir8. Ayrıca literatürde bu bölge açık kırıkları sonrasında %30 gibi çok yüksek oranda kaynamama bildirilmektedir9. Çok sık görülen bir kırık tipi olması ve komplikasyon oranının yüksekliği nedeniyle tedavi yöntemleri de o oranda çeşitlilik göstermektedir. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın amaç kırık ekstremiteye maksimum fonksiyon kazandırmak, en az zararla ya da komplikasyonsuz olarak iyileşmesini sağlayarak, hastaya konforlu bir yaşam sürdürmek olmalıdır.

    Açık kırıkların tedavisinde acil olarak hastanın hayati fonksiyonları düzenlenerek irrigasyon, debridmanı ve antibiyotik proflaksisi yapıldıktan sonra kırığın primer stabilizasyonu ve mümkün olan en erken safhada yaranın kapatılması yönünde literatürde fikir birliği mevcuttur1,10. Tibia açık kırıklarının cerrahi tedavisinde minimal osteosentez, kilitli/kilitsiz plak-vida ile osteosentez, biyolojik fiksasyon ya da intramedüller çivileme ile internal tespit ya da farklı tipte fiksatörlerle eksternal tespit kullanılmaktadır1,3,5,7,11. Ancak literatürde internal tespit yöntemleriyle eksternal fiksasyona göre daha yüksek oranda %35’e varan enfeksiyon, implant yetmezliği, kompartman sendromu, hatalı kaynama, kaynama gecikmesi ve kaynamama bildirilmektedir1,3,7,11.

    Tibial kortikal kan akımı oymalı intramedüler çivilemede %70 oranında, oymasız intramedüler çivilemede %30 oranında azalmaktadır12. Schemitsch ve ark. İntramedüller oyma işleminin endosteal dolaşıma zarar verdiğini dolayısı ile zaten periostal dolaşımı zayıflayan açık kırıklarda yüksek oranda kaynamama ve enfeksiyona yol açtığını bildirmişlerdir. İntramedüller çivilemede implant çıktıktan sonra da devam edebilen diz ön ağrısı önemli bir dezavantaj olarak karşımıza çıkmaktadır11,12. Sirküler eksternal fiksatör uygulaması ise intramedüller çivilemenin aksine endosteal kan akımına olumsuz etki etmemektedir, ayrıca yumuşak doku hasarı minimal düzeyde olduğu için kırık bölgesinin kan akımını en fazla koruyan yöntem olduğu kanaatindeyiz.

    Literatürde Tip III B’ye kadar açık kırıklarda intramedüller çivileme yapılabileceğini bildiren yayınlar olmasına karşın11, Tip II ve Tip III açık kırıklarda erken dönemde intramedüller çivileme yapılmasının enfeksiyon riskini belirgin oranda arttırdığını bildiren yayınlar vardır13,14. Biz seçilmiş, uygun Tip II ve Tip III açık kırıklarda intramedüller çivileme yapılabileceği kanaatindeyiz, ancak çok parçalı segmenter, defektif, yumuşak doku hasarı çok fazla olan, aşırı kontamine vakalarda intramedüller çivileme yerine eksternal fiksasyon uygulanması gerektiğini savunmaktayız.

    Sirküler eksternal fiksatörler ile basit konfigürasyonlar yapılarak alternatif tedavi metotlarından çok daha etkili ve güvenli tedavi imkanı sağlanmaktadır. İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatörün ameliyat sonrası günde 1 mm hareket prensibi doğrultusunda üç boyutlu harekete imkân vermesi diğer yöntemlere karşı önemli bir üstünlüğüdür15. Gerek ameliyat esnasında gerekse ameliyat sonrasında redüksiyonu, dizilimi ve uzunluğu sağlamada üstün ayarlanabilir modifiye özelliğe sahiptir16-18. Modüler yapısı sayesinde eş zamanlı olarak kemikte uzatma, kaydırma, açılanma, yana kayma, ve torsiyonel manevralar yapılabilir3.

    Bu sayede takiplerde oluşabilecek redüksiyon kayıpları önlenebilir, kemik defektleri kapatılabilir, kemik ve yumuşak doku tamiri, rekonstrüksiyonu ve adaptasyonu tek operasyonla ikinci bir müdahaleye ve anesteziye gerek kalmaksızın sağlanabilir. İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatör ile tedavi geniş segmenter kemik kaybı olan açık kırıklarda internal tespit yöntemlerine belirgin olarak üstündür. İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatör ile kortikotomi ve distraksiyon osteogenezi yapılarak kemik kaybı kısalığa yol açmadan, greft kullanılmasına gerek olmaksızın tek ameliyatla giderilebilir3. İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatörde kullanılan zeytinli teller ek bir stabilite ve redüksiyon kolaylığı ayrıca interfragmanterik kompresyon sağlar7. Bu yöntem aynı zamanda açık kırıklarda daha geniş, agresif kemik debridmanı yapma imkanı sağlar19.

    Bizim serimizde de fonksiyonel ya da kozmetik yakınmaya neden olan herhangi bir malunionla karşılaşılmadı. Sadece iki hastamızda iki ve üç cm kısalık gelişti. Bizim sonuçlarımız da sistemin başarısını desteklemektedir.

    Sirküler eksternal fiksasyonda kırık hematomunun ve bunun biyolojik etkilerinin korunmuş olması, açık kırıklarda yumuşak doku harabiyetinden bağımsız olarak yeterli tespit materyalinin kullanılabilmesi ve kırık hattı üzerinde aktif aksiyel dinamizasyona erken dönemde olanak sağlaması sonuçlara iyi yönde etkili olmaktadır16-18. Bizim serimizde de kaynama oranının çok yüksek olması bunu desteklemektedir.

    İmplant çıkarımı için ek bir ameliyata gerek olmaması,ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin daha kısa olması bu yöntemin diğer avantajlarıdır. Sirküler eksternal fiksatörlerde kullanılan transfiksiyon telleri diğer fiksatörlere oranla küçük çaplı olduğundan tel yolu sorunları çok daha az gözlenir. Bunun sonucu olarak bu tespit cihazı hastanın üzerinde çok daha uzun süre tutulabilir. Bu sistemin başlıca dez avantajı hastaların cihaza zor adaptasyonu ve yumuşak dokuların transfiksiyonudur. Bizim serimizde on hastada yüzeysel ve sadece bir hastada derin tel yolu enfeksiyonu gözlendi hiçbir hastada tel değiştirme ihtiyacı olmadı. Hastalar cihazı çok iyi tolere ettiler. Hiçbir hastamızda kas transfiksiyonuna bağlı belirgin bir yakınma ya da hareket kaybı olmadı.

    Sirküler eksternal fiksatörü açık kırık tedavisinin sonuna kadar tek yöntem olarak kullanan yazarların yanı sıra, yumuşak doku iyileşmesinin sağlanarak diğer internal tespit yöntemlerinin güvenli olarak kullanılabileceği süre dolana kadar kullanan yazarlar da vardır11,20. Biz sadece dört hastamızda ikinci bir ameliyatla grefaj uyguladık ve tüm hastalarda tedavinin sonuna kadar sirküler eksternal fiksatörü tek tedavi seçeneği olarak tercih ettik. Hastalarımızın hiçbirinde cihaza karşı ciddi bir tolerans sorunu yaşamadık.

    Sonuç olarak tibia açık kırıklarında tedavinin amacı ekstremiteyi eski haline en az defektle döndürerek en kısa sürede fonksiyonel hale getirmektir. Her yöntemin kendine has avantaj ve dezavantajları vardır. Her olgu ayrı olarak düşünülerek tedavi protokolü oluşturulmalıdır. İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatörün fragmanlar üzerindeki birçok düzlemde tam redüksiyon ve stabil fiksasyon yapabilme özelliği, her vakaya özel ve sonsuz kombinasyonda freym kurabilme imkanı sağlaması, tasarımı ve uygulamasının basitliği, üç boyutlu ve çok seviyeli harekete olanak sağlarken minör travmatizan bir sistem olması, erken hareket imkenı ve hastanede kısa yatış süresi tibia açık kırıklarında bu sistemi diğer tüm alternatif metotlardan daha avantajlı hale getirmektedir.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Giannoudis PV, Papakostidis C, Kouvidis G, Kanaris NK. The role of plating in the operative treatment of severe open tibial fractures: A systematic review. Int Orthop 2007; Sept 1. [Epub ahead of publication]

    2) Court-Brown CM, McBirnie J. The epidemiyoloji of tibial fractures. J Bone Joint Surg 1995; 77(B): 417-421.

    3) McKee MD, Yoo DJ, Zdero R, et al. Combined single-stage osseous and soft tissue reconstruction of the tibia with the Ilizarov method and tissue transfer. J Orthop Trauma 2008; 22: 183-189.

    4) Gustillo RB, Mendosa RM, Willams DN. Problems in the management of Type III (severe) open fractures: A new classification of Type III open fractures. J Trauma 1984; 24: 742-746.

    5) Barei DP, Taitsman LA, Beingessner D, Dunbar RP, Nork SE. Open diaphyseal long bone fractures: A reduction method using devitalized or extruded osseous fragments. J Orthop Trauma 2007; 21: 574-578.

    6) Johner R, Wruhs O. Classification of the tibial shaft fractures and correlation with rigid internal fixation. Clin Orthop 1983; 178: 225-231.

    7) Kataria H, Sharma N, Kanojia RK. Small wire external fixation for high-energy tibial plateau fractures. J Orthop Surg 2007; 15: 137-143.

    8) Patzakis MS, Wilkins J, Moore TM. Considerations in reducing the infection rate in open tibial fractures. Clin Orthop Relat Res 1983; 36-41.

    9) Olson SA. Open fractures of the tibial shaft. Inst Course Lect 1997; 46: 293-302.

    10) Giannoudis PV, Papakostidis C, Roberts C. A review of the management of the of open fractures of the tibia and femur. J Bone Joint Surg 2006; 88B: 281-289.

    11) Teilinen L, Lindahl JE, Tukiainen EJ. Acute unreamed intramedullary nailing and soft tissue reconstruction with muscle flaps for the treatment of severe open tibial shaft fractures. Injury 2007; 38: 906-912.

    12) Schemitsch EH, Kowalski MJ, Swiontkovoski MF, Horrington RM. Effects of reamed versus unreamed locked nailing on callus blood flow and early strength of union in a fractured sheep tibial model. Orthop Trans 1994; 18: 145-151.

    13) Tornetta P III, Bergman M, Watnik N, Berkowitz G, Steuer J. Treatment of Grade IIIB open tibial fractures: A prospective randomised comparison of external fixation and nonreamed locked nailing. J Bone Joint Surg 1994; 76(B): 13-19.

    14) Wu CC, Shih CH. Complicated open fractures of the distal distal tibia treated by secondary interlocking nailing. J Trauma 1993; 34(6): 792-796.

    15) Morandi M, Zembo M. The Ilizarov compression-distraction osteosynthesis. A method for infected pseudoartrosis and segmental bone defects. In: D’Ambrossio RD, Mourier RL (Editors). Orthopaedic infections. 1st Ed. New Jersey: Slack Inc 1989; 163-190.

    16) Gasser B, Boman B, Wyder D, Schneider E. Stiffness characteristics of the ilizarov circular device as opposed to conventional external fixators. J Biomec Eng 1990; 112: 15-21.

    17) İlizarov GA. The treatment of the fractures. In: Ilizarov GA, Green SA (Editors). Transosseous osteosynthesis. 1st Ed. Berlin: Springer-Verlag 1992; 381-400.

    18) Paley D. Problems, obstacles and complications of limb lenghtening by Ilizarov technique. Clin Orthop 1990; 250: 81-104.

    19) Ilizarov GA. Clinical application of the tension stres effect for limb lenghtening. Clin Orthop 1990; 250: 8-26.

    20) Okike K, Bhattocharya T. Trends in the management of open fractures. A critical analysis. J Bone Joint Surg 2006; 88(A): 2739-2748.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    [ Ana Sayfa | Editörler | Danışma Kurulu | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ]